.: Atilla Yayla

Ah Bir Zengin Olsam Ben!

OXFAM adında, birçok kimsenin ismini duyduğunu zannettiğim, İngiltere merkezli bir yardım kuruluşu var. Tüm dünyada uzantıları mevcut. Çeşitli ve çoğu yararlı faaliyetler yapıyor. Mottosu  “Working together to end poverty and injustice” (“Yoksulluğu ve adâletsizliği sona erdirmek için birlikte çalışmak”). Asil ve ulvî hedefler.

Ancak,  OXFAM’ın kötü bir alışkanlığı, daha doğrusu bir kurnazlığı var: Ekonomik hayatın olağan akışı konusunda yeterince bilgi sahibi olmayan insanları bilinçli ve kasıtlı olarak manipüle etmek.

Bu yardım kuruluşu her yılın başında dünyada servet dağılımı hakkında bir rapor yayınlıyor. Bu raporlar epeyce ilgi çekiyor. Yazılı ve görsel, geleneksel ve sosyal medyada geniş yer buluyor. Sağcı ve solcu devletçi çevrelerin çok hoşuna gidiyor. Sosyalistler tarafından olduğu kadar İslamcılar tarafından da piyasa ekonomisi eleştirilerinde cephane olarak kullanılıyor. Geçtiğimiz günlerde açıklanan rapor da iç ve dış medyada çok sayıda haber-yoruma kaynak oldu.

Aslında raporun bir orijinal tarafı yok. Hiç değişmeyen bir ezberi tekrarlıyor. Baştan sona hatalarla ve çarpıtmalarla dolu. Seneden seneye iskeleti, mantığı aynı kalıyor, sadece kapsadığı rakamlarda-oranlarda küçük oynamalar oluyor.  Çok karamsar, korkutucu ve elbette üzücü bir tablo çizen rapor özetle şunları söylüyor: Dünyadaki servet dağılımı dengesiz. Çok küçük bir azınlık (%1 veya 20-30 kişi) servetin büyük çoğunluğunu elinde tutuyor.  Bu, haksız ve gayri âdil. Aynı zamanda yoksulluğun da ana sebebi. Servetin daha eşit dağı(tıl)lması lâzım. Zenginlerden alınacak küçük ilave vergilerle dünyanın birçok yerindeki açlık, susuzluk gibi problemler kolayca çözülebilir. Bu iddiayı daha sofistike şekilde ifade edenler de çıkıyor. Son yıllarda büyük şöhret kazanan Fransız iktisatçı T. Piketty gibi. Bu uyanık, ama birçok liberal iktisatçıya göre iktisattan bihaber Fransız’ın Yirmi Birinci Yüzyılda Kapital adlı, ismiyle Marx’ın Kapital’ine özenen kitabı İş Bankası tarafından yayınlandı. Ama maalesef Liberal Düşünce Topluluğu olarak Piketty’nin iddialarını ve politika önerilerini paçavraya çeviren eleştirilerin yer aldığı (CATO Institute tarafından yayınlanmış olan) Anti-Piketty adlı kitabı biz yayınlayamadık. Sermayenin gözü kör olsun! Yoka zaten kör mü?

Bu raporlar liberal iktisatçılar tarafından ağır, tahripkâr eleştirilere tabi tutuluyor. Türkçede çok iyi bir tahlili iktisatçı Ünsal Çetin yapmıştı. Çetin’in yazısını ulaşarak okuyanlar metot yanlışlarını, kasıtlı çarpıtmaları görecektir. (http://www.hurfikirler.com/oxfamin-oyunu/).  Ben ise bu yazıda bazı genel hatalara dikkat çekmekle yetineceğim.

Raporu hazırlayanlar servetin ne olduğundan, nasıl ortaya çıktığından ve toplumda ne şekilde dağıldığından habersiz. Zannediyorlar ki süper zenginlerin elindeki zenginlikler toplumdan tecrit edilerek, yani diğer insanlar bu zenginlikleri ve sonuçlarını doğrudan veya dolaylı olarak kullanmaktan dışlanarak muhafaza edilmekte. Elbette böyle bir şey söz konusu değil. Olamaz da. Çünkü bu eşyanın tabiatına aykırı.

Kimin elinde olursa olsun servetler büyük ölçüde makine, teçhizat, üretim tesisi, üretim alanı olarak, en kötü ihtimâlle de kredi kaynağı teşkil eden banka mevduatı biçiminde işletiliyor, tutuluyor. Dolayısıyla, bir ülkedeki zenginlik o ülkede yaşayan herkese, dünyadaki zenginlik ise tüm dünya insanlarına fayda sağlıyor. Burada uzun vadede zenginliğin var ve artıyor olması zenginliğin dağılımından daha önemli.

Fakirlerin fakirlikten kurtulması çok arzuya şayan bir durum. Ancak, fakirlik standart ölçülere sahip, statik bir durum değil. Değişken. Bugünün fakiri yüz sene öncekinin zengininden daha iyi yaşıyor. İnanmayanlar dedelerin hayatıyla kendi hayatını karşılaştırsın. Fakir yerlerde fakirliğin ortadan kaldırılması da sırf zenginliğin bir kısmının oralara aktarılmasıyla gerçekleştirilemez. Öyle olsaydı iş çok kolay olurdu. Hem zenginliği ihtiyaç karşılayan mallara çevirerek fakirlere aktarmanın zorlukları var hem de iyi niyetle yapılan yardımların fakirlik kültürünü yayması, kalıcılaştırması ve fakirliğin çözümü için şart olan beşerî sermayeyi tasfiye etmesi tehlikesi mevcut. Peter Bauer, William Easterly, Deepak Lal’inkiler başta olmak üzere bu gerçeklere işaret eden birçok yetkin çalışma yayınlandı. Ne yazık ki bunların hiçbirinin Türkçesi yok.

Bana kalırsa QXFAM bu saçma raporu aynı zamanda bir menfaat kaygısıyla da yayınlıyor. Böylece insanların bağış duygusunu hareket geçirmeye ve kendisine, önemli bir kısmını, elbette, şaşırtıcı olmayacak şekilde, kendi örgüt yapısı içinde harcayacağı kaynaklar bulmaya çalışıyor. Öyle ya, dünyada işlere iyiye gidiyor olsa kim OXFAM’a bağış yapar?

Şarkı “Ah bir zengin olsam ben, sana (senin için) neler neler neler yapardım” diyor. Gerçekten öyle. Zenginseniz eğer (gönül zenginliği değil, yanlış anlamayın, maddî zenginlik) zenginliğinizi artırmak veya olduğu gibi muhafaza etmek için, başka insanlara yararlı şeyler yapardınız. Niyetiniz öyle olmasa bile. Hatta niyetiniz o olmazsa yapılması gerekeni daha iyi yapardınız.

Evet, söylediklerim alışılmış, yayılmış, sıradan görüşlere aykırı ama ne yapayım, gerçek bu!

Yeniyüzyıl, 24 Ocak 2019