.: Ünsal Çetin

Oxfam’ın Oyunu

Diyelim ki, İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyorsunuz. Birkaç ay önce ev satın alıncaya kadar gelirinizin dörtte biri ile kira ödemelerinizi rahatça yapabiliyordunuz. Beş yıl önce de 60 bin TL’ye aldığınız arabanızın bugünkü piyasa değeri ise yaklaşık 40 bin TL. Her yıl en az bir kere tatile çıkabiliyorsunuz. Yüksek Lisans mezunusunuz. Sağlık hizmeti almada ciddi bir sıkıntınız yok. Gayet iyi ve sağlıklı besleniyorsunuz. Orta sınıfa ait olmanın bütün karakteristik özelliklerine sahipsiniz. 500 bin TL’ye aldığınız evinizin 100 bin TL’sini hazır tasarruflarınızdan karşıladınız. Kalan 400 bin TL’yi bir bankadan konut kredisi alarak tamamladınız. 10 yıl vadeli konut kredisini zorlanmadan ve düzenli ödeyebilecek durumdasınız. Konut kredisi faiz oranı üzerinden bankaya yapacağınız geri ödemeleriniz 680 bin TL. Yani 10 yıl sonra kredi taksitlerinizi bitirdiğinizde toplamda bu tutarı ödemiş olacaksınız.

Bir pazar günü evinizde kahvaltı sonrası keyif çatıyor ve gazetenizi okuyorsunuz. Gazetenin özellikle tatil ekini okumak istiyorsunuz çünkü bu yaz bir değişiklik yapıp ilk kez Kıbrıs’a gitmeyi düşünüyorsunuz. Tatil ekini bir kenara bırakıp güncel haber sayfalarını okumaya başladınız. Ekonomi sayfasında, Çin’deki bir oyuncak fabrikasında çalışan işçiler hakkındaki haberi okuduğunuzda bu dünyadaki şanslı insanlardan birisi olduğunuzu bir kez daha anlıyorsunuz. Çin’deki bu işçiler size kıyasla çok ama çok daha zor bir hayat sürmektedir. Haber bu işçilerden birisinin ifadelerine de yer vermiştir: Bu işçi fabrikanın kendisine sağladığı bir barınakta yaşamaktadır. Neredeyse karın tokluğuna çalıştığı için her ay güç bela 2–3 dolar tasarruf edebilmektedir. Sizin eğitim ve sağlık imkânlarınıza sahip olmak bu işçi için mevcut koşullarda gerçekten bir rüyadır. Bütün sahip olduğu şey birkaç yılda biriktirebildiği toplam 100 dolar tasarruftur. Durup bir düşünmekten kendinizi alamazsınız: Eğer bu işçiye sizin yerinize geçmek isteyip istemeyeceği sorulsaydı kesinlikle ‘evet’ derdi. Siz ise asla ama asla bu işçinin yerinde olmayı istemezsiniz.

Son zamanlarda medyada ‘zengin ile fakir arasındaki uçurumun aşırı yükseldiği’ şeklindeki haberlerle çok sık karşılaştığınız için, bu ‘zalim dünyada’ orta sınıf imkânlarına sahip olduğunuza her zamankinden daha çok şükür etmektesiniz. Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi, zengin ile fakir arasındaki uçurumun yükseldiği iddiası elbette doğru değil. Ancak orta sınıf refah seviyesine sahip olduğunuz için şükrettiğinizde size hak veririm. Aklını kaybetmemiş olan herkesin yapacağı gibi. Fakat Oxfam size hak vermezdi. Çünkü Oxfam’ın raporuna göre örneğimizdeki Çinli işçi sizden daha zengin. İnanmak istemeyeceksiniz belki ama gerçekten Oxfam sizi servet istatistiğinde Çinli işçimizin gerisinde göstermektedir.

Çünkü Oxfam’ın çok meşhur ve bir o kadar da talihsiz raporu ağır bir manipülasyon içermektedir. Oxfam’ın raporu (I) esasen Credit Suisse’nin Küresel Servet Verikitabı’nın bir tekrar üretimidir (II). Credit Suisse’nin Verikitabı insanların servetini ‘net varlık değeri’ üzerinden raporlamaktadır. Yani kişisel net değer toplam varlıklardan toplam borçların çıkarılmasıyla bulunur (KND = TV – TB). Örneğimizdeki rakamlar üzerinden ifade edersek, sizin net değeriniz 40 bin TL (araba) + 500 bin TL (ev) toplamı olan 540 bin TL’den toplam borç tutarı olan 680 bin TL’nin çıkarılmasıyla bulunur. Dolayısıyla, –140 bin TL sizin net varlık değerinizdir. Çinli işçinin net değeri ise hiçbir borcu olmadığı için elindeki toplam tasarruf miktarından, yani 100 dolardan ibarettir. Bu nedenle, Oxfam sizin net varlık değeriniz negatif olduğu için Çinli işçiden daha fakir olduğunuz sonucuna ulaşır. Bu mantığa göre güya siz ev almadan önce Çinli işçiden daha zengindiniz, fakat ev aldıktan sonra artık 140 bin TL kadar daha fakirsiniz. Bu sonuç ve ona yol veren yöntem en hafif tabiriyle yanlış yönlendirici ve anlamsızdır. Gelecek 10 yıllık kredi ödemelerinden oluşan kişisel gideri servetten düştüğü hâlde, gelecek 10 yılık emek gelirini servete eklemez. Halbuki, servet gelirin ‘zamanla’ birikmiş formudur. Gelecek 10 yıllık emek gelirini ‘bugünkü servete’ eklemek yanlış olacağı gibi, gelecek 10 yıllık kredi geri ödemelerini ‘bugünkü servetten’ düşmek de yanlıştır. Net varlık değerinin negatif olması bir şeydir, kişinin fakir ya da zengin olması başka bir şeydir.

Bu yöntemin bize çarpık bir küresel servet dağılımı çizmesi kaçınılmazdır. Avrupa ve Kuzey Amerika’nın gelişmiş ülkeleri aynı zamanda orta sınıfın asıl demografik kütleyi oluşturduğu toplumlardır. Doğal ve doğru olarak, ABD ve Kanada’nın Çin veya Hindistan’dan çok daha fazla birer orta sınıf toplumu olduğunu söyleriz. Gelişmiş ülkeler orta sınıflarının konumuz açısından kritik özelliği finansal hizmetlere erişim kolaylığına sahip olmalarıdır. Bu nedenle, bu ülkelerde borçlanma araçları yaygın olarak kullanılır ve borçlanma seviyeleri de yüksektir. Orta direkte yer alan bireyler onların net varlık değerlerini negatife çeviren veya sıfıra yaklaştıran muhtelif kredilerin kullanıcısıdır. Konut, otomobil, tüketici ihtiyaç kredileri, kredi kartı avansları insanların geleceğe ait gelirlerini bugüne taşımalarına, bireysel borçlanma seviyelerini yükseltmelerine yol açar. Örneğin, çok duyduğumuz ve beğenilen bir uygulama ABD’deki öğrenci kredileridir. Bu kredi sayesinde zeki ve yetenekli fakat maddî imkânları kısıtlı öğrenciler üniversite eğitimi alabilir. Bunun sonucunda, mezuniyet sonrası uzun yıllar boyunca negatif net varlık değerine sahip olurlar.

Bu ön bilgilerden sonra, Oxfam’ın (ve Credit Suisse’nin) çarpık resmine bakabiliriz. Aşağıdaki grafik –bu iki kurumun hesaplamasına göre– küresel servetin bölgelere göre dağılımını göstermektedir (III, sayfa 11). Yatay eksen düşükten yükseğe doğru % 10’luk servet dilimlerini işaretler. Dikey eksen ise her % 10’luk diliminin sahip olduğu servetin bölgesel dağılımını yapar. Grafik aşikâr gerçekle çelişen, son derece çarpık bir resim çizer ve Oxfam’ı ele verir. Bu resme göre, güya Çin ve Hindistan birlikte dünya orta sınıfının ekseriyetine sahiptir (sarı ve kırmızı alan). Şu işe bakınız ki, Avrupa’da orta sınıf çok cılızdır (Turkuaz alan). Avrupa’dan daha müreffeh diye bildiğimiz ABD’nin ve Kanada’nın ise orta sınıfı neredeyse yoktur (mavi alan). Çin tasarruf eden fakirler sayesinde ağırlıklı olarak beşinci dilimin üstünde yer kaplar. Hindistan ise daha az tasarruf eden –namı değer– Hint fakirleri nedeniyle ağırlıklı olarak beşinci dilimin altındaki alanda yer kaplar. Grafiğin 10’uncu çizgisine ilerledikçe, Kuzey Amerika ve Avrupa’nın birdenbire dünyanın en zenginlerine sahip olduğu görülür.

Grafiğin dikey eksenine bitişik ilk dilimi –Oxfam ve Credit Suisse’ye göre– dünyanın en yoksullarının dağılımını verir. En fakir dip % 30’u temsil eden ilk üç dilimin toplam nüfusu yaklaşık iki milyar kişidir. Sıfırdan sağa doğru ilerleyip üçüncü dilime gelinceye kadar yaklaşık iki milyar kişinin toplam serveti bir dolar (evet “1” dolar) bile etmez, negatif kalmaya devam eder. Eğer Oxfam’ın şahitliğine güvenirseniz bu, herhangi bir borcunuz yoksa sadece cebinizde 1 TL’nin olması sayesinde iki milyar insanın toplamından daha zengin olduğunuz anlamına gelir. Oxfam’ın en zengin 8 kişinin varlığının en yoksul 3,6 milyar insanın toplam servetine eşit olduğunu iddia etmesini sağlayan manipülasyon işte budur. Böyle bir manipülasyonun küresel geçer akçe olması karşısında, insanın ‘saçmalığın dibi yok’ lafına hak vermesi kaçınılmaz görünüyor.

KRG4g

Oxfam’ın fiilen yaptığı şey, dünyanın en zenginlerini gelişmiş ülkelerin orta sınıfları ile değil, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin fakirleri ile karşılaştırmaktır. Sonucun sapkın çıkması bir hata değil Oxfam’ın bizzat kastıdır. Bize böyle bir raporlama sunan kurumun böylesine küresel bir itibara sahip olması dünya fakirleri adına gerçekten talihsizlik. Sanırım, Çin’in fakirlerine ABD’nin ‘orta sınıfından’ daha iyi bir hayata sahip oldukları için şükretmeleri gerektiğini söylemeye Oxfam bile cesaret edemez, etmemeli.

Sonuç olarak, Oxfam söz konusu yöntemle varlık, yükümlülük ve servet rakamları üzerinden hiç olmayacak, keyfekeder sonuçlara varmaktadır. Bu duruma en uygun benzetme şapkadan tavşan çıkaran bir sihirbaz değil midir?


 

(I) Oxfam Policy & Practice, “An Economy for the 99%: It’s time to build a human economy that benefits everyone, not just the privileged few”, 16.01.2017, http://policy-practice.oxfam.org.uk/publications/an-economy-for-the-99-its-time-to-build-a-human-economy-that-benefits-everyone-620170

(II) Credit Suisse Research Institute, The Global Wealth Databook, Kasım 2016, http://publications.credit-suisse.com/tasks/render/file/index.cfm?fileid=AD6F2B43-B17B-345E-E20A1A254A3E24A5

(III) Credit Suisse Research Institute, The Global Wealth Report, Kasım 2016, http://publications.credit-suisse.com/tasks/render/file/index.cfm?fileid=AD783798-ED07-E8C2-4405996B5B02A32E

Ayrıca bakınız...

Uçağın burnu tekrar yukarı kalkar mı

Uçağın burnu tekrar yukarı kalkar mı?

Çok partili siyasî hayata geçtikten sonra CHP’nin elinden iktidarı alan parti Demokrat Parti’ydi. (CHP de ...