.: Yavuz Selvi

Türkiye-ABD İlişkileri Ne Olabilir ki?

Amerika’da seçim tartışmaları son bulup Biden görevi 20 Ocak’ta teslim alınca ABD’nin yeni dönemde nasıl bir dış politika izleyeceği daha fazla konuşulmaya başlandı. Biden görevi teslim alana denk Amerika’da eski dönemlere nazaran ekseriyetle seçim sonuçlarına yönelik tartışma, kongre baskını ve yemin törenindeki güvenlik önlemleri gibi alışık olmadığımız iç meselelerle meşgul oldu. Bu tartışmaları şimdilik atlatan ABD’de yeni başkan, “Trump’ın hasarlarını onarmak” için bir haftada rekor sayıda kararname imzaladı. Bu kapsamda ABD yeniden küresel sistemde aktif rol oynayacağı ve Dünya’da bir sorun varsa bu sorunun ABD önderliğinde çözüleceğini göstermek amacıyla Dünya Sağlık Örgütü ve Paris İklim Anlaşmasına geri döndü.

Diğer taraftan iç kamuoyumuzda Biden hakkında Türkiye politikasının ne olacağı tabiî ki de en çok merak edilenler arasındaydı. Çünkü Biden bir röportajında Türkiye’de muhalefete destek vererek iktidarı devireceğini söylüyordu. Bir diğer nokta ise Biden’ın ekibinin içinde çokça Türkiye karşıtı isimlerin olmasıydı. Bu isimlerinin gerek S-400 gerek diğer Türkiye ile ihtilâflı meselelerde Türkiye’ye yaptırım dilini tercih edeceği tahmin ediliyordu. Bu gelişmelerin üstüne Türk kamuoyunda bir Trump taraftarlığı başladı. Ya Trump’ın Türkiye’ye yaptıkları çok çabuk unutuldu ya da ehveni şere göre Trump’ın seçilmesi arzulandı. Bu görüşün geçerli tarafları elbette var. Türkiye; Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ile Suriye’nin batısına, Barış Pınarı ile de Suriye’nin doğusuna askerî harekâtları Trump zamanında gerçekleştirmiştir. Ayrıca Trump, S-400’ler konusunda Türkiye’ye ağır yaptırımlar uygulanmasına karşıydı. Ve Trump, dünyadaki ABD askerlerinin fazlalığından rahatsızdı. Bu yüzden uluslararası alanda nüfuzu azalıyordu. Bu politika Türkiye’nin Libya, Doğu Akdeniz gibi coğrafyalarda daha fazla alan bulmasına yardımcı oluyordu. Bunların sonucunda şimdi Amerika’da Biden ile birlikte F35, S-400, Doğu Akdeniz ve PYD/PKK terör örgütüne karşı politikaları ne olacak? Bu politikalar ekseninde “Türkiye-ABD ilişkileri ne olacak?” sorusunu soruyoruz.

Biden’ın seçilmesi sonrasında Türkiye’de gereksiz bir panik hasıl oldu. Sanki Biden gelecek ve Türkiye’ye terör koridoruna engel olma, Doğu Akdeniz’de dayatılan haritayı kabullenme, S-400’lerden vazgeçme ve Libya’dan çıkma gibi talepleri olduğunda Türkiye tereddütsüz bunları uygulamak zorunda kalacak gibi bir hava oluşturuldu. Bu Türkiye’nin gerçekleri ile asla bağdaşmıyor. Türkiye’nin artık dış politikada aktif bir aktör olduğunu görmemiz lazım. Yaptığı başarılı operasyonlar ile bunu kanıtladı. Türkiye tarafından S-400’lerde ikinci parti için görüşmelerin yapıldığı açıklaması bu tip dayatmalara karşı duracağının da bir göstergesidir. Bu bizi daha farklı bir soruya itiyor. ABD-Türkiye ilişkileri ne olabilir ki?

Biden’ın ekibinden Dışişleri Bakanı Blinken’in Türkiye’yi sözde müttefik olarak tanımlaması, PYD/PKK sempatizanı Brett McGurk’ün Ortadoğu Koordinatörlüğüne atanması yeni dönem şifrelerini bizlere veriyor. İlişkilerin yine inişli çıkışlı ve gergin olacağını aslında görmeliyiz. Ama bu sefer, yazının başında değindim, Amerika’nın alışık olmadığı iç meselelerinin olduğunu burada hatırlamamız lazım. ABD başkanının yemin törenine 25 bin askerin katılması ve bu askerlerin tek tek soruşturulması ABD’de de bir iç güvenlik meselesi olduğunun göstergesidir. Koronavirüs salgınındaki ağır durum, kutuplaşan ABD gibi sorunları olduğunu görmeliyiz. Bunlar ABD’deki yeni yönetimi oldukça meşgul edecek konular olacaktır.

Sonuç olarak Türkiye’nin Doğu Akdeniz meselesinin hayati bir öneme sahip olduğunu, burada Libya ile yaptığımız anlaşmayı korumak için Libya’da olmamız gerektiğini, Suriye ve Irak’ta olmamızın Türkiye’nin kendi iç güvenliği içinde önemli olduğunu, S-400’lerin Türkiye’nin hava savunması için hayati öneme sahip olduğunu gördüğümüz zaman ABD’nin bu konularda tavrı değişmediği sürece ilişkilerin çok farklı olacağını beklemek yanlış olur. Bu yüzden aslında ‘Ne olabilir ki?’ demek daha doğru olur.