.: Yavuz Selvi

Millet İttifakı Neden Erken Seçim İstiyor?

Türkiye’de siyasetin gündemi çoğunlukla yoğun oluyor. Hatta siyasetin gündemini tartışan programlarda bugün bir önceki günün gündemi unutuluyor ve yepyeni bir konu tartışılmaya başlanıyor. Eğer herhangi bir gündem olmaz ise o zaman da erken seçim tartışılıyor. Ama son dönemde olduğu gibi yoğun şekilde seçim tartışılması yapıldığı da olmadı. Neredeyse her hafta seçimlerin ne zaman yapılacağı tartışılıyor, cumhurbaşkanı adayları konuşuluyor.

Peki Türkiye’de erken seçim olur mu? Erken seçim tartışmaları neden alevlendi? Ve seçim tartışmaları hangi partilere ya da ittifaklara siyasi bir kazanç sağlayabilir, hangisini yıpratabilir?

Muhalefetin seçim istemesindeki en büyük sebep ülkedeki ekonomik sıkıntıların devam ediyor olması. Ülkemizde oy verme davranışının belirleyicileri arasında ekonomi birinci sırayı alıyor. İktidara karşı muhalif söylemlerin artması ve anketlerde iktidar kanadının oylarının düşüş eğiliminde olduğunun görülmesi, muhalefetin erken seçim söylemlerini yükseltiyor.

Ama bu talebi dillendirenler açısından önemli bir risk veya bir çıkmaz da var. Seçim süresine bir buçuk yıl olduğunu düşündüğümüz zaman bu süreçte iktidarın oyları daha da düşebilir. Merkez bankası başkanlarının değişim sürecindeki kur ataklarının sonrasında mı yoksa öncesinde mi seçim yapıldığında iktidar oyları daha düşük çıkar? Ya da son elektrik ve doğalgaz zammını düşünürsek bu kararın iktidar partisinin oylarında düşüşe sebebiyet vereceği kesindir. Muhalefet partileri 2023’e kadar beklese büyük ihtimal seçimde işleri çok daha kolay olacaktır. Durum böyle iken muhalefetin bu aceleciliği nedendir?
Erken seçim tartışmaları kapsamında, muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı kim olacak, seçime Millet İttifakı paydaşları ayrı ayrı aday çıkartarak mı girecek yoksa çatı adayda mı buluşacak, HDP ittifakın neresinde olacak gibi sorular dile getiriliyor. Nitekim Millet İttifakı cephesinde son yerel seçimlerde yıldızı parlayan adayları da göz önüne aldığımızda birçok aday ortaya çıkıyor. Bunlardan bir tanesi de Ekrem İmamoğlu.

Adaylık yarışı tam da burada başlıyor. Ekrem İmamoğlu’nun Pervin Buldan ve Meral Akşener’i aynı kareye koyarak 8 Mart Kadınlar Günü’nü kutlaması öylesine bir mesaj mı yoksa cumhurbaşkanı adaylığı sürecinde rakibini ekarte etme çabası mı? Bu süreçte Kılıçdaroğlu da oldukça yıpranmış vaziyette. Her seçim tartışmasında adaylığı tartışmaya açılıyor ve Kılıçdaroğlu neredeyse her seferinde adaylığı konusunda farklı bir şey söylüyor. Kılıçdaroğlu kendisinin aday olacağını açıkladığı zaman partideki ayrışmaları engellemek için bunu yaptığı söyleniyor. Aday olmayacağını belirten açıklamalar yaptığı zaman ise “Erdoğan’ın oyu hâlâ %50’nin üstünde yoksa Kılıçdaroğlu çekinmeden aday olurdu” gibi söylemlerle karşı karşıya kalarak yıpranıyor.

Cumhurbaşkanı adayı kadar ittifakının bileşenlerinin kimlerden oluşacağı da tartışma konusu. Pervin Buldan’ın son açıklamaları HDP’nin yerel seçimlerdeki gibi örtülü bir ittifakı ve desteği kabul etmeyeceği yönünde O zaman Kemal Kılıçdaroğlu HDP ve İYİ Parti’de hangisini tercih edecek? İttifakı oluşturmakta biraz daha zorlanacak, belki de aynı ittifakı oluşturamayacak. Cumhur İttifakı tarafına baktığımız zaman ise MHP ve AK Parti’nin Tayyip Erdoğan’ın adaylığı konusunda herhangi bir aykırı görüş yok. İttifakı sürdürmek konusunda da hemfikirler. Bu argümanlara baktığımızda muhalefetin seçim istemesini iki gerekçe ile açıklayabiliriz.

Bunlardan birincisi muhalefetin uzun zaman sonra ilk defa iktidarı yenmeye bu kadar yaklaşması. Diğer bir gerekçe ise Millet İttifakı paydaşlarının bu ayrılıkları 2023’e kadar daha da derinleşebilir. Muhalefetin CHP kanadı ise erken seçim nidalarını arttırarak Erdoğan karşıtlığı üzerinden muhalefeti birleştirmek istiyor.

Ama erken seçim tartışmaları muhalefeti birleştirmekten ziyade daha da ayrıştırıyor. Hatta muhalefetin yıpranma payını da arttırıyor. Bu yıl başında haziranda erken seçim bekleyen Meral Akşener dediği tarihte seçim olmayınca bu öngörüsünde yanıldığını ifade etti. Bu tahminin tutmamasının ardından muhalefet tarafı eylülde erken seçim beklediklerini dillendirmeye başladı. Kalan süreye baktığımızda eylülde bir seçim olması da imkansız sayılabilir. Bu da muhalefetin inandırıcılığına zarar veriyor.

Türkiye’de bu yıl içerisinde bir seçim beklemek zor. İktidar kanadı pandeminin etkisinin azalmasıyla ekonomiyi toparlamayı umut ediyor. Bunu yapmak için de önünde iyi bir süre var. Bunu başarabilir veya başaramaz; ama böyle bir süresi varken mecliste de çoğunluğu hâlâ sağlayabildiğini de düşündüğümüz zaman iktidardan erken seçim beklemek doğru bir tahmin olmaz.
Millet İttifakı’nın acelesi, muhalefet bileşenlerinin ayrılmasından ve iktidarın önümüzdeki iki yılda tekrar kendini toparlayabileceğinden çekinmesinden kaynaklanıyor. Çünkü muhalefet yapısal olarak yeni bir söylem üretmiyor. Genel olarak politikası Erdoğan karşıtlığı üzerinden olduğundan sadece Erdoğan ve partisinin zayıflamasını bekliyor. Ancak zaman, ittifak bağları güçlü olan Cumhur İttifakı lehine işliyor.

Muhalefet seçim istemek yerine çözüm politikaları üretirse, olası bir seçimde kazanma şansı olabilir. Ama birinin çözümü diğerinin çözümüne, bir tabanın beklentisi öbür tabanınkine uygun değilken bu da kolay değil.