.: Ünsal Çetin

Kolay Kredi Kolaycılığı

 

Dünya gazetesinin 30.07.2013 tarihli “‘Sıfır faiz’ besiciye pahalıya mal oldu!” başlıklı haberi etrafımızı sarıp sarmalayan kolay kredi kolaycılığının başarısızlığına hayli güzel bir kanıttan bizi haberdar etmekte. Önce, Arzu Alp ve Derya Eğrican Güleç’in hazırladığı bu haberin esas öneme sahip detaylarına bakalım.

Gazetenin birinci sayfasında kötü haberi alıyoruz. “Hayvan varlığı ile et ve süt üretimini teşvik için iki yıl önce [2011’de] dağıtılan ‘sıfır faizli kredi’nin faturası ağır oldu. Bir yandan kaba yem üretemedikleri bir yandan da et ve süt fiyatları düştüğü için işin sürdürülebilirliğini kaybeden sektör dışından yatırımcılar, çiftliklerini satışa çıkardı. Ancak düşen fiyatlar nedeniyle, satıştan elde edilecek gelir kredi borcunun yarısını bile kapatmaya yetmiyor.”

Sayfa 12’den haberi okumaya devam edelim, bu sefer başlık “‘Sıfır’ faizde evdeki hesap çarşıya uymadı”; “Ziraat Bankası’nın ‘sıfır’ faizli hayvancılık kredilerinin faturası ağır oldu. Sıfır faizin cazibesine kapılan sektör dışından pek çok yatırımcının yaptığı yatırımlar hüsrana dönüştü. Doktor, avukat ve hatta tekstilcilerin bu işe sırf ucuz para almak için girdiği sektörde, şimdi sıkıntı hakim. Milyonlarca dolar ödenerek ithal edilen hayvanlar arz-talep dengesini bozdu. Artan hayvan varlığı ile damızlık hayvan fiyatları aşağıya çekildi. Artan süt miktarı nedeniyle süt fiyatları düştü. Sektörde oluşan bu tablo sonucunda çiftlikler satılığa çıktı, üretici aldığı kredi borcunu ödeme derdine düştü.”

Sektörden bir gözlemcinin, Tire Süt Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Eskiyörük’ün aynı haberde yer alan ifadeleriyle, “Özellikle hayvanlarına kaba yem üretecek arazisi olmayıp da tesis kuranlar şu an bunu sürdüremez noktaya geldiler. Borçlarını ödeyebilmeleri mümkün değil. Hepsi çiftliklerini satışa çıkardılar. Çünkü hayvancılığın en büyük gideri kaba yem. Bunları hazır almak, hayvanları lokantadan beslemekle eşdeğer. … Bu yanlıştı, sonuçta bu yatırımcılar kaybetti. … Türkiye’nin büyük bir kaynağı yurtdışına gitti. Mevcut üreticiler de bu durumdan zarar görenler arasında. Piyasada arz fazlası üretimden dolayı süt fiyatları maliyetleri karşılayamayacak oranda düştü. Yani, sonuç alınamadı. …  Anlatmaya çalıştık ama o gün sıfır faiz birçok kişiye çok cazip geldi. Şu an onlar yüzde 100 faizle kredi kullanmış gibi oldular. Çünkü aldıkları hayvanların fiyatı yarı yarıya düştü. 7 bin TL’ye aldıkları hayvanın fiyatı şimdi 3 bin 500 TL. O günkü fiyat da gerçekçi değildi. 4-5 bin TL olması gereken fiyat talep artışıyla 7 bin TL’ye çıkmıştı. Şu an bu hayvanları besleyemez durumdalar. İşletmenin gelirleriyle borçlarını ödemeleri de çok zor.” (Vurgular bana aittir.-Ü. Ç.) 

Demek ki, sıfır faiz diye bir şey yoktur; bedava öğle yemeğinin olmaması gibi. Sadece görünüşte faizleri sıfırlayabiliriz. Gerçekte yaptığımız şey faiz maliyetini belirli kişilerden alıp, başka birilerinin üstüne yüklemektir. Ya da bugün ödenmesini engelleyip gelecekte ödenmesine neden olmaktır. Yani bir maliyetin sektörler, kişiler, veya zamanlar arasında yeniden dağıtımı. Bu ise faizleri sıfırlamak değildir; kendini kandırmaktır.

Demek ki, iyi niyetli olmanız yaptığınız müdahalenin iyi sonuçlanacağını garanti altına almaz. İktisadın kanunlarını da dikkate almanız gerekir. Bir kamu bankasının politik yönlendirme ile “tarımı desteklemek” gibi güzel bir etiket adı altında kredi ihsanında bulunması, amaçlanan şeyin tam tersi ile sonuçlanabilir, hatta çoğu zaman bundan başka bir şeyin olması mümkün değildir. Çünkü müdahalecinin hayal evinde yaptığı hesap piyasanın diğer bir adı olan çarşıya uymaz.

Şu işe bakınız. Bir kamu bankası sıfır faizle kredi verir. Bu kredi kolaylığı büyük baş hayvan talebini arttırır. Başka sektörlerden insanlar bile bu işe girer. Artan fiyatlarla birlikte yurtdışından büyük baş hayvan ithalatı artar. Banka yurt dışındaki yabancı üreticilerin kazanacağı ama yerli üreticilerin kaybedeceği bir döngüyü başlatmıştır aslında. Piyasa fiyatları, geçici olarak, reel arz-talep koşullarında olacağı seviyelerden sapar. Bu ise sektör geneline yayılan hesaplama hatalarına yol açar. Hesaplama hataları eninde sonunda tekrar arz-talep kanunun etkisi ile düzelmeye başar. Süt ve büyük baş hayvan fiyatları düşer, çünkü bir arz fazlalığı oluşturulmuştur. Düşen fiyatlar nedeniyle, yüksek fiyatlardan alım yapan insanların kredi borcu toplam varlıklarından çok daha fazladır. Piyasa geneline yayılan bu hesaplama hataları sektörde öteden beri iş yapanları bile vurmuştur. Yeni gelenler, kendileriyle birlikte eskileri de götürme yönünde bir eğilime neden olurlar. Açığa çıkar ki, o kadar da kolay bir dünyada yaşamayız.  Nihaî son bir emek, kaynak, ve zaman hebasıdır. Gerçekten çok yazık, öyle değil mi?

Sıfır faiz esasen bankacının işinin inkârıdır. Bankacı toplumun kaynaklarını birilerinden alıp, politik önceliklere göre, başka birilerine yönlendiren pasif bir aracı olmamalıdır. Bankacının asıl ve en önemli işi girişimseldir. O mevcut piyasa bilgisine göre girişimsel bir ön görü yapar. Kredi verdiği işin başarısızlığı veya başarısı, onun işini sıkı ve etkin şekilde yapması için, başka herhangi bir şey tarafından ikâme edilemez mahiyette bir piyasa disiplinini yaratır. Fakat, bir kamu bankasından gerçek anlamıyla bekleyemeyeceğimiz bir disiplindir bu.    

Asıl mesele, amaç ister genel ekonomik kalkınma ister tarımsal gelişme olsun, birilerine sıfır faizle kredi vermek değildir. Asıl mesele, zaten kıt olan toplumun kaynaklarını hesaplama hataları ile malûl bir fiyat sistemini yaratarak heba etmemektir. Bunun içindir ki, öncelikli kural piyasa fiyatlarına müdahale etmemek olmalıdır. Bu ilke benimsenmedikçe, çarşıya uymayan devlet hesaplamaları ve toplumun kıt kaynaklarının heba edilişine dair yeni örneklerle karşılaşmamız bizim için sürpriz olmayacaktır.

 

 unsalcetin@liberal.org.tr