.: Bekir Berat Özipek

IŞİD’e hamburger sevkiyatı durdurulsun!

Kobanê savaşı sırasında Türkiye istihbaratının IŞİD’e McDonalds’dan hamburger sevkiyatı yaptığını duymuş muydunuz?

Ya da IŞİD üyelerine Türkiye’de tatil yaptırdıklarını?

Ben de Cumhuriyet’ten “öğrendim.” Ama gazetenin mizah sayfasından değil.

Büyük bir gazetecilik başarısıyla “IŞİD’den kaçan bir komutan” bulmuş ve onunla konuşmuş gazeteden İlhan Tanır. “Türk istihbaratının McDonald’s dahil her türlü lojistik yardımı uzun süre yaptığını söyleyebilirim” diyor Cumhuriyet muhabirinin “konuştuğu” “IŞİD komutanı.”

Kanıt mı?

Aklın yolu bir tabii: “Kobane’de McDonald’s zinciri yok, Suriye’nin geri kalanında da yok. Kimler bu yemekleri servis etmiş olabilirler? Tabii ki tek adres Türk istihbaratı.”

Kim bu akıl yürütüme biçimine hayran kalmaz ki?

Fransa’yı da uyarmış ama…

Türkiye’yi “IŞİD destekçisi” olarak mahkûm etmek için başka “deliller” de var. Örgüte katılmak isteyenlerin “İstanbul’dan Hatay ve Antep’e uçarken, uçağa askeri kamuflarjlarla binecek kadar rahat” oldukları “bilgisini” veriyor o kişi. Son derece ciddi ithamlarda bulunuyor itirafçı komutan, ama nedense hiç somut bir yer ve isim vermiyor. Mesela Kilis’te iki cami varmış, dediğine göre, “bunlardan biri El Kaide’ye gidenler için, diğeri de IŞİD’e gidecekler için kullanılır”mış.

“Bu iki camide iki grubun temsilcileri bulunur. Bu camilerden halen Suriye’ye savaşçı geçilir” diyor ama nedense bu camilerin isimlerini vermiyor. Örgütün ipliğini pazara çıkaracak kadar cesur, ama somut delil istendiğinde fazlasıyla ketum!

Ve “haber” mesajı taçlandıran bir başlıkla sunuluyor: “IŞİD eğitti, Paris’e gönderdi.” O komutan, kendisinin bizzat tanıdığı iki Fransız ve İngiliz savaşçının kendi ülkelerine saldırı için IŞİD bölgesinden ayrılmaları üzerine Fransız yetkilileri uyarmış, ama kendisiyle irtibata geçen olmamış.

Yani kabahat sadece Türkiye devletinin de değil, kendisine yönelik saldırı ihbarını ciddiye almayan Fransa devleti de aynı durumda. İnsan bir irtibata geçer, bize kim saldıracak diye.

Anlaşılan bu bilgileri Cumhuriyet dışında ciddiye alan olmamış.

Oysa aylar önce de Cumhuriyet, “IŞİD Türkiye’de Allah sizi korusun” başlıklı Ahmet Şık’ın “haber”iyle uyarmıştı: “Tel Abyad’ı terk eden IŞİD’cilerden geriye kalan birkaç çuval kesilmiş sakal, çoğunun sığınmacı görünümünde Türkiye’ye geçtiğini ortaya koydu.”

Sebep ve kanıt yok, haber çok

Türkiye’nin IŞİD’e destek verdiğine dair ciddiye alınabilecek tek bir veri, anlamlı bir kanıt yok. Sebep de. Tersine, Türkiye Hükümetine dış politikada yol gösteren fikir insanları ve dindar çevrelerin önemli isimleri, IŞİD’i ne idüğü ve kime hizmet ettiği belirsiz bir örgüt olmakla, Suriye muhalefetini bölmekle, işgal sonrası ezilen ve hırpalanan toplumların öfkesini yanlış yere kanalize etmekle, İslamı kötü temsil etmekle ve Batı müdahalesine ve Batılı devletlerin diktatörleri destekleme kararına mazeret üretmekle suçluyorlar.

Öyleyse bu tür absürt haberlerde yansımasını bulan “Türkiye IŞİD’i destekliyor” seri enformasyon üretimini nasıl açıklamalı?

Türkiye Hükümetini uluslararası alanda zor duruma düşürüp batılı devletlerin onun üzerindeki baskısını yoğunlaştırmak istemek mi?

Kobanê eylemleri sırasında sakallı insanların PKK’lılar tarafından “IŞİD’çi” diye saldırıya uğraması ve öldürülmesinde gördüğümüz gibi, İslamofobik önyargıları dolayısıyla muhafazakâr kesimlerin, dindarların ve bütün çeşitliliğiyle İslami kesimlerin İslamıyla IŞİD arasındaki farkı görememek mi?

Yoksa sadece dar görüşlülük veya gazetecilik bilmemek mi?

Yaşadığımız durumun açıklaması ne olursa olsun, ortada sahiden tuhaf bir durum var.Türkiye devletinin IŞİD’i desteklediğine dair ortada ne bir anlamlı veri, ne de bir sebep var; ama oligarşi medyasında ve HDP medyasında yoğun bir dezenformasyon sağanağı var. Tek tesellimiz yapılan haberlerin asap bozuculuğuna rağmen artık okunmayı kolaylaştıracak “ayrıntılar” da içermesi.

Yakında Burger King de IŞİD’e servis yapar mı bilmem ama benim de güvenilir kanallardan aldığım haberlere göre azılı bir IŞİD militanı, “McDonalds gibisi yok” demiş.

Yeni Yüzyıl, 19.11.2015