.: Bilal Sambur

Gençlik, Devlet ve Özgürlük

 

Dindar nesil-ateist nesil bağlamında kamuoyunda yoğun bir tartışma yapılmaktadır. Başbakan Erdoğan ve CHP lideri Kılıçdaroğlu arasında cereyan eden tartışma, iki siyasetçi arasında gerçekleşen bir polemik olma niteliğini aşmış bulunmaktadır. Siyasi açıdan bakıldığında bu tartışma ile Ak Parti’nin dindar parti imajını güçlendirdiğini, CHP’nin ise dine antipatik resmi ideoloji partisi görüntüsünü teyit ettiği şeklindeki bir manzaranın ortaya çıktığını söylemek mümkündür. Aslında nesil tartışması bizim kadım tartışmamızdır. Akif-Fikret kavgası, Asım ve Haluk üzerinden neslin nasıl olacağına dair bir kavgaydı. Necip Fazıl, zamanın ve mekanın sahibi bir nesil tahayyül etmiştir. Nesil, olgusu toplumsal bilinçaltında çok yoğun anlamları ve karşılığı olan bir olgudur. Yapılan tartışmada Erdoğan’ın, dindar nesil söylemiyle kolektif bilinçaltına başarılı bir şekilde hitap ettiği görülmektedir. Nesil üzerinden yürütülen bu tartışmaya özgürlük ve çoğulculuk açısından nasıl bakılması gerektiğine dair ilkeli ve tutarlı bir perspektifin ortaya konmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Biz bu bağlamda konu ile ilgili özgürlükçü ve çoğulcu bir yaklaşım ortaya koymaya çalışacağız.

Her toplum, değişik dinlere, kültürlere, dillere ve etnik kökenlere mensup insanlardan meydana gelmektedir. Farklılık ve çoğulculuk, insan ve toplum olmanın doğal bir sonucudur. İnsani çeşitliliğin kaynağı, bireyin çocukluk, gençlik, orta yaş ve yaşlılık dönemlerinde  sahip olduğu kendisine özgü karakteristikleri ve gelişim özellikleridir.Toplum, insan hayatının farklı gelişim dönemlerine ait özelliklerin kendisini göstermesiyle farklılaşır ve çeşitlenir.Bu bağlamda insan yaşamındaki hiçbir dönem, bir diğerinden daha üstün ve değerli değildir.Her dönemin kendisine özgü bir biricikliği ve değeri bulunmaktadır. Bir yetişkin çocuktan, genç yaşlıdan değerli olmadığı gibi, üstün de değildir. Toplum, çocuk, genç ve yaşlının kendilerine ait özgünlükleri ve özellikleri özgürce tezahür ettikleri bir yapıdır.

Herhangi bir gelişim dönemine ait insanlar temelinde toplumu dizayn etmeye kalkışmak, toplumsal çoğulculuğu ve doğallığı inkar anlamına gelmektedir. Kolektivist ve totaliter ideolojiler, bir toplum mühendisliği projesi ve bir toplum ütopyasına sahip olmalarından dolayı, kendi ütopyalarına uygun toplum projesini gençlik üzerinden gerçekleştirmenin mümkün olduğuna inanırlar. Kolektivist ve totaliter ideolojiler, gençliği kof bir şekilde yüceltirler, gençliğe kendi ideallerinin emanet edileceği mukaddes insanlar olarak bakarlar.Gençliği fetişleştirmek, kolektivismin ve totaliteryanizmin önemli özelliklerinden birisidir.

Kolektivist ve totaliter ideolojiler, çok yaldızlı sözlerle gençliği kof bir şekilde yüceltmelerine rağmen aslında yaptıkları genç bireyleri nesneleştirmekten başka bir şey değildir. Gençler, totaliteryanizm için gerçekleştirilmek istenen toplum mühendisliğinin araçlarından başka bir şey değildirler. Totaliter ideolojiler, gençleri nesneler olarak eğitirler ve onlara nesne olarak hitap ederler. Gençlerin, özgün ve özgür bireyler olarak kendilerini gerçekleştirmeleri erdem olarak görülmediği gibi, böyle bir şey arzu da edilmemektedir. Gençler, totaliter ideolojilere kendilerini adadıkları ve onlara işlevsel olarak hizmet ettikleri sürece değerli nesneler olarak yüceltilirler ve övülürler.

En büyük güç ve iktidar merkezi olan devletler, toplumu kontrol etmenin gençliği zapturapt altına almaktan geçtiğinin çok iyi farkındadırlar. Bundan dolayı devlet, çoğunlukla eğitim yoluyla kendisine uygun bir gençlik yetiştirmek için büyük bir çabanın içinde olur. Devlet, gençliğin sahibi olarak gençliğin başıboş bırakılmaması gerektiğinden hareketle kendisine uygun standartlar içinde bir gençlik yetiştirmeyi kendisinin doğal bir görevi addeder. Gençliğin yetiştirilmesinin devletin doğal görevi oldudğu düşüncesinin toplumun çoğunluğu tarafından içselleştirilmesi hali, özgürlük ve çoğulculuk açısından kaygı vericidir.

Devletin, niteliği ne olursa olsun bir gençlik yetiştirme şeklinde bir görevi yoktur. Devletin bir toplum projesi olamayacağı gibi bir gençlik projesi de olamaz. Toplumda yaşayan farklı toplumsal kesimler, kendi ideallerine uygun bir gençlik ve nesil yetiştirmek için faaliyet içinde bulunabilirler.Örneğin dini bir grup dindar bir nesil yetiştirmek için çalışabileceği gibi, Atatürkçü Düşünce Derneği de Kemalist bir gençliğin yetişmesi için çaba gösterebilir. Gençliği yetiştirmek devletin değil, toplumun görevidir.

Bireysel özgürlükleri ve toplumsal çoğulculuğu korumak için gençliğin yetişmesinde toplum tek aktör olmalıdır. Ancak ülkemizde devlet, sahip olduğu resmi ideolojinin doğası gereği kendisine göre bir gençlik yetiştirmeyi kendisinin anayasal görevi saymaktadır. 1982 Anayasası’nın 58. Maddesi resmi ideoloji çerçevesinde bir gençlik yetiştirmenin devletin anayasal görevi olduğunu şu şekilde ifade etmektedir: “Devlet, istiklal ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müspet ilmin ışığında, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır.” Şimdiye kadar hazırlanan taslakların hiçbirinde bu maddenin tamamen kaldırılması önerilmemiştir. Birçok STK, hazırladıkları taslaklarda bu maddenin yerine kendi ideolojik tercihine uygun gençlik yetiştirmenin devletin anayasal görevi olduğunu ifade etme yoluna gitmiştir. Bu madde anayasadan tamamen çıkarılmalıdır ve yeni anayasada devlete hiçbir şekilde gençliği yetiştirme görevi verilmemelidir.

Nesil tartışması, sadece Ak Parti-CHP arasında geçen kısır bir polemik değildir. Gençlik ve nesil konusu, demokrasi, özgürlük ve çoğulculukla yakından ilintilidir. Tartışmada kilit soru şudur: Gençliği devlet mi yoksa toplum mu yetiştirecektir? Devletin gençliği yetiştirmeyi kendisine görev haline getirmesi, özgürlük, demokrasi ve çoğulculukla bağdaşmamaktadır. Değişik toplumsal kesimlerin farklı gençlik projelerine sahip olması sivil, özgürlükçü ve çoğulcu bir toplumda yaşamamız için olmazsa olmazdır. Nesil konusunda şimdiye kadar ideolojik olarak her şey söylenmesine rağmen, henüz şu söylenmemiştir: Bırakın! Gençler ne olacaklarına kendileri karar versin, devlet ve başkaları değil!