.: Bekir Berat Özipek

Evet’in gücü muhalefeti de iktidarı da aşıyor!

Geçenlerde İstiklal Caddesi’nde yürürken “Yetmez ama Evet” masası kurup bildiri dağıtanları gördüm.

DSİP’ten Şenol, masanın başında birine neden evet demek gerektiğini anlatmaya çalışıyordu ama onun dinlemeye niyeti yoktu.

Sonuçta tartışmanın kilitlendiği bir noktada Şenol ona “sen paketi okudun mu?” diye sordu. Karşısındaki duraksayarak “evet” deyince, “peki hangi maddesine itiraz ediyorsun?” diye ikinci bir soru sordu.

Tartışmayı bitiren soruydu bu.

Belli ki karşısındaki ya paketi okumamıştı ya da hayır diyebileceği bir madde yoktu.

***

CHP ve MHP de, hayır derken o adamdan daha iyi durumda değiller.

Hayır için sebep bulamıyorlar ve bu yüzden de referandum tartışmasında sözü ısrarla paketin dışına çekmeye çalışıyorlar.

CHP’nin sıkıntısı, siyasete getirdiği en büyük yenilik “Recep Bey” hitabı olan lideri değil. Havuzlu villada oturmayı ayıp sayan, ahlaki açıdan daha vahimi, başkasını suçlarken kendisi ona sahip olan bir liderle işi zor.

Çünkü bariz bir inandırıcılık sorunu var.

Ama asıl inandırıcılık sorunu “hayır”ın kendisinde!

***

Hatırlıyor musunuz, “dokunulmazlıkları kaldır, ben de bu anayasaya ‘evet’ diyeceğim” demişti Kılıçdaroğlu.

Üstünde durulmadı ama gerçek bir skandaldı bu. Demek ki aslında bütün maddelerini kabul edebilecekleri bir paket söz konusu ve o hayır diyor.  Evet diyebileceği bir paketi reddediyor. Sonra da onun zararlı olduğunu, örneğin “iktidara bağlı yargı” amaçladığını söylüyor.

***

CHP vesayetçi düzeni kuran parti ve bunun değişmesini istemiyor. Ya MHP’ye ne demeli? Mevcut durumun devamından MHP’li tabanın da içinde yer aldığı alt ve orta sınıfların ne çıkarı var?

Çıkarı yok ve bunu Bahçeli de biliyor. Ve bu yüzden o da paketin içeriğinden hiç söz etmiyor. Tabanının bu bariz gerçeği görmemesi için de bol bol milliyetçilik zerk edip uyuşturuyor.

***

AK Parti’de referandum için Erdoğan dışında gayretle çalışan yok.

Geçenlerde farklı siyasi görüşlerden gençlik örgütlerinin bir araya gelerek “evet” için ortak platform oluşturdukları toplantıda AK Partili bir genç, partisinden olmayan insanlarda gördüğü bu “evet” gayretini şöyle ifade ediyordu: “Parti içinde referandum için bu kadar kafa yoran adam görsem ağlarım”.

Erdoğan çalışıyor, ama o da hayırcıların tuzağına düşüp sadece paketten söz etmesi gerekirken, “havuz”, “memur” ve “sigorta” meseleleriyle uğraşıyor.

Daha kötüsü, bu arada bir de “önemli olan boy değil soy” türünden çirkin ve hem ayrımsız insan hakları perspektifine, hem de içinden geldiği İslami geleneğe yakışmayan Onur Öymen veya Canan Arıtman tarzı bir söz sarf etti.

(Böyle zamanlarda kendimi “AKP’ye rağmen evet” diyenlerden hissediyorum).

***

Ama kim ne yaparsa yapsın, “evet”in gücü aşağıdan, vesayet rejimini aşmaya çalışan toplumdan geliyor.

CHP ve MHP’den partiden ihraç riskine rağmen “evet” oyu vereceğini açıklayanların çıkması bundan.

Siyasi bakımdan birbirine benzemeyen pek çok sivil örgütün, “evet” için gayretli bir kampanya yürütmesi de bundan.

Sadece evet broşürlerinin çeşitliliği bile, bu kampanyanın ne kadar farklı çevrelerce desteklendiğini gösteriyor.

Toplumdaki değişim siyasi-hukuki çerçevenin kalıplarını zorluyor.

Tarihi bir süreç bu.

Ve başta Türk solu olmak üzere, bazıları yine tarihin gerisinde kalıyor…

Star, 17.08.2010