Din ve Vicdan Hürriyeti

Diyanet İşleri Başkanlığı ve Din-Vicdan Özgürlüğü

Hemen hemen her zemin ve vakitte Diyanet İşleri Başkanlığı’na sorulan sorular ve bunlara verilen ama halkın belli bir kesiminin hoşnut olmadığı cevaplar kapsamında Diyanet ile alâkalı birtakım ontolojik sorgulamalar yapılmaktadır. Diyanet’in varlığı din ve vicdan hürriyeti ile mütenasip mi yoksa çelişik midir? Bu doğrultuda, din ve vicdan özgürlüğü; özel mülkiyet hakkı ve ifade özgürlüğü gibi insan olmanın ve insan kalmanın ...

Devamı... »

Allah ve Özgürlük

Özgürlük hakkında yapılan tartışmalarda kuşku yok ki her düşünen ve konuşan insan kavramı kendi içinde bulunduğu sosyal ve kültürel bağlam içinde ve çerçevesinde görmeye, ele almaya, değerlendirmeye yöneliyor. Bu kaçınılmaz, ancak, çoğu zaman, meseleyi tümüyle görmeye mani olabilecek bir yaklaşım. Çünkü özgürlük belli bir kültüre özgü bir mesele değil, tüm insanlığı ilgilendiren bir sorunsal. Kendi kültürümüze gömülerek ve başka kültürlere ...

Devamı... »

Yaratıcı, İnsan ve Ekonomik Faaliyet

İnsan ile bir yaratıcı arasında bir ilişki yumağı olduğu fikri klasik dinlerin temelinde yatan temel olgudur. Bir klasik din, tüm kâinatın ve mahlûkatın yaratıcı tarafından yaratıldığına ve kesin kanun ve kurallara tabi kılındığına inanır. İnsan tarafından bilinen mahlûkat içinde yaratıcıya hesap vermekle mükellef tutulan varlık ise sadece insandır. İnsan, akıl ve irade sahibi olmayan hayvanlardan farklı olarak, bu dünyada yaptıklarından ...

Devamı... »

Seyyid Ali el-Emin’in Düşüncesinde Din ve Siyaset – Müştak El-Hılo

Lübnanlı Şii taklit merciilerinden Seyyid Ali el-Emin 1952 yılında Lübnan’ın doğusunda dünyaya gelmiştir. Dinî eğitimini içtihat derecesine kadar Necef’te tamamlamıştır. Lübnan’ın önde gelen alimlerinden biri olan el-Emin aynı zamanda İslam Hakimler Şûrası/ Şura-i Hükema-i İslam üyesi ve mezhepleri yakınlaştırma alanında önemli aktivistlerden biridir. El-Emin’in siyasi alanda da şahsına münhasır görüşleri bulunmaktadır. İran Araştırmaları Merkezi’nin (İRAM) Şiilik Koordinatörlüğü görüşlerini yakından tanıyabilmek adına ...

Devamı... »

İbadethane Dediğin Neresidir?

İzmir’de Belediye Meclisi Cem evlerinin imar planına ibadethane olarak işlenmesine karar verdi. Benim yerinde bulduğum bu karar bir kadim tartışma konumuzu tekrar canlandırdı. Cem evleri ne olarak görülmelidir? Cem evleri ibadethane midir yoksa inanç ve kültür merkezi mi? Cem evlerinin statüsü meselesinin iki ayağı var. İlki teolojik. Bunun da iki ayağı mevcut. Birinci olarak konuya hem genel olarak dinler hem ...

Devamı... »

İslamizmin Müslümanlarla Savaşı

İçinde yaşanılan siyasal sistemin genel özellikleri fikir insanlarının düşünme faaliyetlerine biçim vermede ve sınır çizmede etkili oluyor. Bu, düşünme biçimleri ve düşünce sınırları belirlenen kimseler farkına varmasa da vuku buluyor. Yani burada sözü edilen şey bir sübjektif değerlendirmeden ziyade bir tespit. Daha da açık söylemek gerekirse, insanlığın siyasal yapılanma tarzlarından olan imparatorluk ve daha ziyade zamanımızda boy gösteren ulus devlet ...

Devamı... »

Dinler ve İfade Özgürlüğü

Bir süre önce ilahiyatçı Prof. Dr. Mustafa Öztürk’e bazı teolojik konulardaki aykırı yorumları nedeniyle çeşitli sosyal medya platformlarında şiddetli saldırılar yapıldı. Öztürk sözle taciz edilmiş olmakla kalmadı, ölümle dahi tehdit edildi. Bu durumdan rahatsız olan, aralarında benim de bulunduğum kimi isimler ortak imza ile aşağıdaki bildiriyi yayınladı: “İnanç, düşünce ve ifade özgürlüklerini baskı altına almaya yönelen her türlü zihniyete ve ...

Devamı... »

Devlet Dindarlığı mı Toplumsal Sekülerizm mi?

Sekülerizm, din merkezli veyahut dinî öğeleri sosyal, hukukî ve siyasî anlamda tayin edici kılan bir yaklaşımın tersine, bunları sosyal, hukukî ve siyasî kümeden ayıran bir yaklaşımı tanımlar. Çok geniş bir terim olan sekülerizm, içinde birçok farklı akım, tür ve teori barındırır. Seküler kelimesi, dünyevi olanı belirtir ve dünyanın nesnel halinin göz önünde tutulması demektir. Bir açıdan fikrî, bir açıdan sosyal ...

Devamı... »

Tehlikenin Farkında Değil misiniz?

Son birkaç aydır garip şeylerle karşılaşıyoruz. Hayırdır inşallah demekten, bekleyip gözlemekten başka elden bir şey gelmiyor. Gün ola harman ola. Hatırlarsınız, Ekim ayında Danıştay 5 yıl aradan sonra And konusunu gündeme getirmiş ve düzenlemeyi iptal ettiğini açıklamıştı. Uzun bir süreden sonra, hiç gündemde yokken birden ısıtılarak ortaya sürülen bu konu epeyce bir gündemi işgal etmiş, bu arada da And’cılar nutuklarını ...

Devamı... »