Tayfun Gümüş

Hür İnsan Hür Toplum

En büyük özgürlük insanın kendine ait biricik düşüncesini açıklayabilmesidir. Buradaki temel sınırlama hiçbir kimseye veya topluluğa karşı hakaret, küfür, iftira ve itibarsızlaştırma gibi kastî eylemlerde bulunulmamasıdır. Değerli olan işte bu sınırlarda kalıp fikirlerini er meydanına çıkarmaktan çekinmemektir. Doğruya giden yollar muhteliftir ve herkes ne düşündüğünü söyleyebilmelidir! Kâinat güzelliklerle, farklılıklarla, yaratıcısını hatırlatan ve tasdik eden canlılarla dolu, bakıp da görmek isteyene. ...

Devamı... »

“Kader gayrete aşıktır”

İnsanlar hayatları boyunca çeşitli defalar sıkıntılara, hastalıklara, kazalara veya istenmeyen diğer başka türden durumlara düçar olabilmektedirler. Sanırım doğumundan vefatına kadar hiçbir menfi durum yaşamamış insan yok gibidir. Bazen hayatımıza azami özen göstersek bile “kaderin bir cilvesi”, “imtihanın bir parçası” ya da insanlık mertebesini yükseltecek, günahları temizleyecek “bir fırsat” olarak bu türden olumsuzluklarla karşılaşabilmekteyiz. Peki böylesi durum ya da durumlarda ne yapmalıyız? Bir ...

Devamı... »

Kazım Berzeg’in Eski Sınıf – Yeni Bürokratlar Toplum Modellemesine Dair

Türk Siyasal Yaşamında Kazım Berzeg’in Eski Sınıf (Kapıkulları) / Yeni Bürokratlar – Toplum Modellemesine Dair Türk Siyasal yaşamını derinlemesine analiz edebilmek, en azından dönem ve olayları kategorize edebilmek adına karşılaştırmalı siyaset yaklaşımını kullanmamız icap eder. Bu yaklaşımın tarihî örnekleri aslında oldukça eski dönemlere uzanmaktadır. Siyaset Bilimi ya da Siyaset Felsefesi kapsamında ifade edilen hemen her kavram ya da yaklaşımda olduğu ...

Devamı... »

Rusya’nın Ukrayna’yı İşgali: Kazananlar ve Kaybedenler

Soğuk Savaş zamanının ikinci büyük süper gücü ve Doğu Bloğunun hamisi olan SSCB’nin mirasçısı bir Rusya var karşımızda. En azından kronolojik olarak böyle. Ancak Rus lider Putin’in beyanatlarından ve yaklaşık yirmi yıldır sürdürdüğü politikadan bilebildiğimiz kadarıyla o kendisine esasen Rus İmparatorluğu’nu örnek alan, zaman zaman SSCB dönemi politikalarını eleştiren, yayılmacı bir siyaset güden ve merkeziyetçi politikalar izleyen otokrat bir devlet ...

Devamı... »

İnsanın Kendini Keşfetmesi, “Bilmeme” ve Medeniyet İnşâsı

Hayatı amaca matuf yaşamak, bir mefkûreye sahip olmak ya da her daim istikamet üzere olmak, insanın kendini “keşfetme”, “bilme” ve “iyiye” yolculuğunun güzergâhını oluşturan hakikatlerdir. Aksi, Herakleitos’un “Arzu edilen şeyin bedelini ruh öder” dediği noktadır. Fıtrata aykırı davranan insan derinlerde acı duyar. Hayattaki en büyük sahtekârlıklardan birinin sîreten eğri olunduğu halde, sûreten doğruymuş gibi görünmek olduğu gerçeği ise herkesi rahatsız ...

Devamı... »

“Ölürse tenler ölür, canlar ölesi değil”

“Ölürse tenler ölür, canlar ölesi değil.” Bu söz Yunus Emre’nin “Ten fanidir can ölmez/ Çün gitti geri gelmez/ Ölürse tenler ölür/ Canlar ölesi değil” şiirinden mülhem Haldun Taner’in yakinen tanıdığı arkadaşlarının, dostlarının vefatları üzerine yazdığı anma yazılarını ve portrelerini topladığı kitabın ismidir. Elbette bu kitabı tanıtmayacağım. Fakat cümlenin mahiyeti üzerinde durulmaya çokça değer olduğunu düşünmekteyim. Hegel der ki “Ancak gayesi ...

Devamı... »

Sosyolojik Monomorfizm ve Farklılıklarımızla Yaşamak

Sosyolojik monomorfizm her yerde. Metrobüste, metroda, okulda, markette, camide, sokakta… Oysa benzemezlik ve eşsiz olma durumu (unique/original) daha iyi değil midir insan için? Niye hep birilerine benzemeye çalışıyoruz ki? Ben “benim”, o da “o”. İnsan farklılıkları ile güzel! Farklılıklar muhtelif fikirlerin doğmasını ve canlı bir entellektüel ortamın oluşmasını sağlar. Buna rağmen memleketten insan manzaraları karşısında insan Garaudy’nin şu enfes sözünün ...

Devamı... »

Bir Tutam “Şüphe”

Geçenlerde Dücane Cündioğlu’nun bir sözü Twitter’da kendisiyle ilişkilendirilen bir hesaptan paylaşıldı. O söz şöyleydi “Bilim açıklar ama anlamlandıramaz, din anlamlandırır ama açıklayamaz, felsefe hem anlamlandırır hem açıklar…” Kültürel olarak içinde yaşadığımız toplum ve coğrafyada bu felsefeye verilmiş aşkın bir değer olarak görülebilir pek tabiî. Modern dünyanın ikame edici bir unsur olarak insanoğlunu etkilemesinden bu yana, bilimin adeta tüm hayatı yönlendiren, ...

Devamı... »

Demokratikleşme Çabaları ve Kemalizm 2

Bir evvelki yazıda kemalizm ve demokrasinin/demokratikleşmenin tanımı üzerine durulmuştu. Bu yazıda ise demokratikleşme çabaları ile kemalizm arasındaki ilişkiye bakabiliriz. Bilindiği üzere, Türkiye çok partili hayata 1945 yılındaki Milli Kalkınma Partisi’nin kurulmasıyla geçmiş ve 1946 yılındaki seçimlerde CHP dışındaki partilerin de seçime katılabilmeleri mümkün olabilmişti. Bu tarihten evvel iki kez çok partili sisteme geçiş denemeleri yapılmak istendiği bilinmekle beraber buradaki niyetin ...

Devamı... »

Demokratikleşme Çabaları ve Kemalizm 1

Evvelce kendilerini liberal ya da demokrat olarak ilan eden ve fikirlerini bu iki düşünce etrafında olgunlaştıran bir kısım kimselerin birbiri ardına Kemalizm’in nimetlerinden, faydalarından ya da kemalizmin aslında ne kadar da iyi bir düşünce demeti, daha doğrusu ideoloji olduğundan bahseder olduklarına yakın zamanlarda şahitlik ettik. Ancak Kemalizm gerçekten liberallikle ya da demokratlıkla bağdaşır mı? Bir kimse aynı anda hem demokrat ...

Devamı... »