Hükümeti nasıl eleştirmeli?

Seçimlere doğru kötü şeyler olacağına dair uğursuz kehanetler yapılmıştı. Ne yazık ki bugün onun içindeyiz. Ankara Katliamı bütün bunlar arasında kıyaslanamaz ölçüde en kötü ve en vahim olanıydı. Ama öncesinde ve sonrasında da bir dizi garabete şahit olduk ve oluyoruz. Bu hadiselerin gölgede kalan yüzlerinden hükümetin gereği gibi haberdar olduğundan emin değilim. Olsaydı, bazıları doğrudan kendisine yönelik görünen bu hadiselerin ...

Devamı... »

Ankara katliamı, sorumluluk ve sorumsuzluk

Ankara’nın göbeğinde korkunç bir terör saldırısı yaşandı. Öncelikle bu katliamda hayatını kaybedenlere rahmet ve yakınlarına sabır diliyorum. Henüz kimin veya kimlerin yaptığını bilmiyoruz. Belki ileriki zamanlarda görüntü netleşecek, belki de karanlıkta kalan önceki birçok olaydaki gibi bilemeyeceğiz. Kötü bir dünyada yaşıyoruz ve pek çok devlet, pek çok örgüt fail olabilir. Böyle zamanlarda herkesin dikkatli bir dil kullanması, peşinen yargı koyup ...

Devamı... »

Vicdan çağrısı ne zaman propaganda olur?

Şehirlere yayılmış bir çatışma ortamında sivillerin öleceğini kestirmek zor değildi. PKK bunu tercih etti ve şimdi bu oluyor. Şimdi onun “devrimci savaş”ını haklı veya mazur görenler, hiç değilse sessizlikle karşılayanlar veya mırıldanarak geçiştirenler, bu tercihin kendisini sorgulamak yerine, sonuçlarına ilişkin“ duyarlılık” sergilemeyi tercih ediyorlar. Alışık olduğumuz üzere seçici bir duyarlılık bu. Genellikle polis ve asker kurşunuyla öldüğü iddia edilen sivillerden ...

Devamı... »

“Fikirlere karşı acımasız insanlara karşı nazik”

Çarşıda pazarda sorun yok. Gündelik hayatta “sıradan insanlar” birbirleriyle alışverişi, selamı kesmiyorlar. Siyaset sözün bir parçası, ama kesinlikle tamamı değil. Gelgelelim, üniversitede, medyada ve beyaz yakalılar arasında öyle değil. Orada siyasi gerilimin yüksek olduğu günlerden geçiyoruz. “Okumuşlar” birbirlerine karşı fazlasıyla tahammülsüz. Sıkça ağızlarını bozuyorlar, asgari bir medeni ilişkiyi yürütemez hale geliyorlar. ** Çok az insan hasar görmeden atlatabiliyor bu sarsıntıyı. ...

Devamı... »

“Fikirlere karşı acımasız insanlara karşı nazik”

Çarşıda pazarda sorun yok. Gündelik hayatta “sıradan insanlar” birbirleriyle alışverişi, selamı kesmiyorlar. Siyaset sözün bir parçası, ama kesinlikle tamamı değil. Gelgelelim, üniversitede, medyada ve beyaz yakalılar arasında öyle değil. Orada siyasi gerilimin yüksek olduğu günlerden geçiyoruz. “Okumuşlar” birbirlerine karşı fazlasıyla tahammülsüz. Sıkça ağızlarını bozuyorlar, asgari bir medeni ilişkiyi yürütemez hale geliyorlar. ** Çok az insan hasar görmeden atlatabiliyor bu sarsıntıyı. ...

Devamı... »

İllüzyon ve gerçek

Çoktan bitmiş bir savaşın hayaletiyle boğuşuyoruz. Ama maalesef onun kurbanları gerçek insanlar. Tabutların ardından bakan çocuklar da, daha dünyaya bile gelmeden babasını kaybeden bebekler de gerçek. Saklandığı ormanda savaşın devam ettiğini sanan Japon askeri gibi, PKK da kendisini 90’larda zannedip, bugünün siyasi ortamında “devrimci halk savaşı” yapmaya kalkıyor. Türkiye’nin eski egemen sınıfı ve onun aydınları da onu “anlıyor” veya anlıyormuş ...

Devamı... »

Sonra ne olur?

Bütün etnik çatışma süreçlerinde yaşananlar olur. Bir süre sonra çatışmanın yeniden nasıl başladığı meselesi ikinci planda kalır, taraflar bu sürece nasıl gelindiğini kendi zaviyelerinden izah ederken kendi tabanlarının önemli bir kısmından anlamlı bir itiraz görmezler, sahiden barış isteyenlerin sesi uzaklaşır ve savaş tamtamlarını eline alanların sesi hakim olur. Çözüm Sürecinde ötelenen acılı geçmiş tazelenir, çatışmasızlık sürecinde oluşan olumlu hafıza sıfırlanır ...

Devamı... »

Devlet ‘eşkıyayla’ görüşür müymüş?

Her şeyden önce, devlet ile terör arasındaki mesafe sanıldığı kadar fazla değildir; terör kavramı ilk kez devletin bir faaliyetini anlatmak için kullanılmıştır ve devletlerin hiçbiri bu konuda pirüpak değildir. Bu yüzden “terörist” veya “terör örgütü” kavramlarını fazla tasarruflu kullanmak ve onu sadece bazı silahlı muhalif gruplara özgülemek yanlıştır. Bir devlet ile çeteyi ayırmamızı sağlayan en temel fark hukuktur; devletten önce ...

Devamı... »

“Yeni yaşam”dan geçtik sadece “yaşam”ı savunsaydınız

Sözü dolandırmaya gerek yok: Geçmişte şiddetin başlamasından defalarca devlet suçluydu ama bu kez PKK suçlu. Erdoğan’ın seçim sürecinde sarf ettiği sözler gerçekten süreci bitirme anlamına gelse bile, bu PKK’nın yeniden “devrimci,” “evrimci” veya başka türden bir “savaş” başlatıp, asker, polis ve demiryolu işçisi öldürmesini meşrulaştırmıyor. ** “AKP” hepten “çözüm istemiyor” olsa ne olur? Bu ülkede etnik veya siyasi şiddetin şartları ...

Devamı... »

Savaşı gerçekten durdurmak için

Varsayalım ki “AKP samimi değil.” Çözüm sürecini devam ettirmek istemiyor. Varsayalım ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim sürecinde sarf ettiği “Dolmabahçe Mutabakatı” ile ilgili sözleri -ki çok daha kötüsü, defalarca PKK’dan geldi-, sürece ilişkin olarak hükümetin tutumunu yansıtan tek söz olsun. Erdoğan’ın sürece ilişkin daha sonraki olumlu açıklamalarını ve Başbakan Davutoğlu’nun sürece sahip çıkan diğer bütün açıklamalarını da unutalım. Bu haliyle bile ...

Devamı... »