.: Harun Kaban

Arınma Süreci ve “Cemaatin Liberalleri”

Her camia içindeki darbeci, darbe sever ve darbeye ses çıkarmayan eyyamcılardan arınmalı, onları deşifre etmeli ve aralarına mesafe koymalı. Liberaller dahil.

Darbenin başarısız olmasından sonra, liberallikte bayrağı kimseye kaptırmayanların “darbe değil demokrasi” gibi omurgasız birkaç twitle, aklımızla dalga geçmelerini belki cemaatçiler yutuyor veya öyleymiş gibi yapıyorlar fakat kamuoyu yutmuyor, yutmamalı.

Başbakan Binali Yıldırım, darbe bastırıldıktan sonra, Kızılay’da demokrasi nöbeti tutan insanlara teşekkür ederken liberalleri de saymış. Açıkçası ben konuşmayı dinlerken o kısmı duymadım zira ben teşekkür veya bir paye için değil, canımın derdinden çıktım sokağa. Meseleden haberdar oluşum, darbeye kadar FETÖ’nün stratejisine liberal kılıf bulan “liberalimsi”lerden birinin twitiyle oldu; darbeye kadar hem hükumetin fonlarından, etinden, sütünden faydalanan, her platformunda görünen, hem de FETÖ’nün argümanlarını “suret-i haktan” görünüp liberal argümanlarla kamusallaştıran, girdiği ortama göre “liberal” olan vatandaş, pastayı yine liberallikte görmüş olsa gerek, Başbakan’ın açıklamasını hemen üstüne alınmış ve twiti yapıştırmış, Başbakan’ın teşekküründen “liberal olarak” memnun kalmış, o fırsatı da ıskalamamış. Hayrını görsün, gözümüz olmadı, olmaz da; bu omurgasızlığını tespit edemeyip önüne imkânları serenler düşünsün, şükür ki bizim alışverişimiz yok. Fakat sanırım herkesi etraflarındaki cemaatçi zombiler gibi sandıkları için, bizi de olan biteni takip etmekten aciz yığınlar olarak düşünüp, darbe seviciliklerini görmediğimizi sanıyorlar.

15 Temmuz’a giden yola en cilalı taşları maalesef “cemaatin liberalleri” döşedi. Cemaatin argümanlarını kamusallaştırmada önemli bir rol üstlendiler, açıkçası bunu büyük oranda başardılar da.

“Hukuk devleti”, “ekonomik özgürlük”, “ifade hürriyeti” ve “basın özgürlüğü” gibi kavramların içini boşaltıp resmen cemaate peşkeş çektiler. Bu teşhiri 15 Temmuz’a kadar yapmadığımız için, hâlâ pişkin pişkin benzer bir strateji meşrulaştırmasına girişiyorlar.

15 Temmuz öncesi ahlâksızlığına bir örnek verip, sonra da halihazırda devam eden bir strateji meşrulaştırmasına dikkat çekmek istiyorum. Mesela, cemaatin yargı sisteminde kurduğu saadet zincirini görmezden gelip, hukukun üstünlüğü savunusu yaptılar.

Cemaat güvenlik ve yargılama sistemi içinde müthiş bir zincir kurmayı başarmış. Bunda herkesin bir ölçüde katkısı var. Mesela, şahsen Ergenekon ve Balyoz davalarının özünde doğru ve gerekli olduğunu düşündüğüm için destek verdim, hâlâ özünde doğru ve gerekli olduğunu düşünüyorum ama bu ve benzer davaların bir kumpası örtbas ettiğini fark edemediğim için ben de sorumluyum. Fakat 17-25 Aralık’la bu defter kapandı, bazı polis, hâkim ve savcılar şaibeli duruma düştüler. Sonraki süreçte bu hâkim ve savcılar, resmen kamikaze hamlelere imza attılar. Bunu fark etmemek için ya işin içinde olmak lâzım ya da akılsız.

FETÖ üyesi polisler devletin imkânlarını kullanarak, kılıfına uydurup yaptıkları dinlemelerle savcıya yetecek kadar “delil üretme” işi ayarlayıp operasyon yapıyorlar,[1] savcı bu operasyon konsepti içinde sorguları uzatıyordu zira mesai saati içerisinde sanıkların gideceği hâkimi belirlemek mümkün olmuyordu, savcı mesai saati sonrasında sanıkları nöbetçi hâkime sevk ediyordu; ne tesadüf ki nöbetçi hâkim de cemaatçi oluyordu ve tutuklamayı yapıyordu.[2] Bu süre içerisinde haftalarca sürecek fezleke veya yazışmalar birkaç saat içinde halledilebiliyordu, zira zabıt kâtibinden mübaşirine kadar cemaat her kademede bulunduğu için önceden hazırlık yapılıyor ve sistemi aksatmadan, kumpas kurdukları insanları sorunsuz bir şekilde hapse atabiliyordu. Bu sistem, o kadar kusursuz işliyordu ki, polis şefi, polis memurları, savcılar, hâkimler ve son tahlilde zincirin bütün halkalarının “nöbet çizelgesi”ne kusursuz derecede planlama yapabilecek kadar hâkim bir organizasyonu başarabiliyorlardı.[3]

Mesela 17-25 Aralık soruşturmaları nedeniyle gözaltına alınan polisler ilk alındığında, FETÖ elebaşı “bunların binde birini bile tanımam” dedi,[4] cemaat mensupları “suçlular ayıklansın, bu polisler cemaatten değil” dedi fakat ne hikmetse hepsi adliye önüne yığıldı.[5] Bu polisler suçluydu ve cemaat üyesiydi. Sonraki süreçte bazılarının twitlerinden, tehditlerinden bu açığa çıktı.

Davanın savcıları, doğrudan Erdoğan’a ulaşmak için hukuku sıfırladılar, Başbakan’ı emrivaki ile gözaltına almak için hamle yaptılar.[6] Bir süre sonra hâkimin biri 70’in üzerinde tutukluyu, hukuku tersyüz ederek tahliye etmeye kalktı.[7] Tahliye kararı başka bir hâkimin müdahalesiyle önlendi. Bu saadet zinciri hükumetin “sulh ceza hâkimlikleri”ni ihdas etmesiyle ancak kısmen bozuldu. Bu operasyonlar çökünce zincirde kopukluklar meydana gelmeye başladı ve şimdi bu hâkim savcıların bir kısmı kaçak durumda, bir kısmı da darbecilikten tutuklandı. “Cemaatin liberalleri” tüm bu hukuksuzlukları görmezden gelirken, soyut bir “hukukun üstünlüğü” ve “hükumetin hukuka müdahalesi” olarak, mesela 70 kişinin hukuksuz tahliyesini değil, bu tahliyenin engellenmesini “hukuksuzluk” olarak lanse ettiler.

İşin ayrıntıları müthiş bir film gibi esasında, ben çok kabaca özetledim ama süreçleri takip edenler her cümlede kastettiğim haberlere ulaşabilirler internetten. Sonuç olarak, bu sistemi görmezden gelip “hukukun üstünlüğü” argümanını sadece hükumet ve sulh ceza hâkimlikleri üzerinden tartışan liberaller, iyi ihtimalle cemaat tarafından kullanıldılar, fakat ben o kadar naif düşünmüyorum, bir kısmı bizzat bu “şirket”e iştirak etti.

Geçmiş geçmişte kalsın, şimdi cemaat ve cemaatin liberalleri yeni bir stratejiyi kamusallaştırma halindeler. En azından bu defa bu tuzağa düşmemek için teşhir etmek gerekiyor.

FETÖ’nün işaret fişeklerinden biri olan, Tuncay Opçin isimli tetikçinin twitlerine bakarsanız sıradaki stratejiyi takip edebilirsiniz. Opçin, darbe öncesinde “Yatakta basacaklar, şafakta asacaklar.” twitini atacak kadar kendine güvenen ve darbenin planlayıcılarından birisi, dolayısıyla bu adamın yazdıklarını “ay sonuçta kendi fikirlerini açıklıyor adam” diyerek “ifade özgürlüğü” kapsamında değerlendirmek liberallik değil başka bir şeydir.

h1

Bu tetikçi şimdi “darbeci askerlere işkence ediliyor” üzerine yoğunlaşmış durumda. Darbecilerin ifadelerine bakarsanız, çok iyi çalışılmış ve bir sonraki adım hesap edilmiş ifadeler. Nitekim kendi haberleşme gruplarından “nasıl ifade vermeliyiz” talimatlarının bir kısmı deşifre oldu, örgütün başı açıklamalarıyla gerekli imaları yaptı.[8]

Darbecilerin (çözülen itirafçılar dâhil) mahkeme aşamasında “bu ifadeleri işkence altında verdik” diyecekleri neredeyse gün gibi ortada. Opçin de bunun için gerekli argümanları twitlerinde teker teker tedarik ediyor. Bundan sonrası ise FETÖ’nün liberallerine düşüyor. İşkence ve kötü muamele tartışması üzerinden, darbecilerin tek çıkar yolu olan stratejinin kamusallaştırılması ve bunun dış kamuoyunun dikkatine sunulması.

h2

Bu propagandanın altından kalkabilir miyiz bilmiyorum fakat bildiğim bir şey var, FETÖ’nün liberalleri açığa düştü. Artık FETÖ’nün stratejilerinin kamusal yüzleri bu kadar pişkin olabiliyorlarsa ya gerçekten akılsızdırlar ya da stratejiye dâhildirler. Stratejiye dâhilseler zaten söyleyecek bir şey yok, o kısmı bundan sonra devletin işi, fakat akılsızlıktansa, bir noktadan sonra akılsızlık da affedilemez. Bu ülkeyi işgale girişmiş bir güruhla birlikte hareket eden, eninde sonunda onlarla birlikte haşrolacaktır. İşgalcilerle iş tutan, işgalcilerin akıbetine ortak olacaktır.


[1] Paralel dinleme çatıdan çıktı, Sabah Gazetesi, 19.01.2014, http://www.sabah.com.tr/gundem/2014/01/19/paralel-dinleme-catidan-cikti

[2] Mahkeme oyunu bozdu, Yeni Şafak, 14.04.2014, http://www.yenisafak.com/gundem/mahkeme-oyunu-bozdu-636315

[3] 17 Aralık operasyon tutanağı bilgisayara yazılmamış, http://www.memurlar.net/haber/497546/

[4] Fethullah Gülen BBC’ye konuştu, http://www.bbc.com/turkce/haberler/2014/01/140126_fethullah_gulen_roportaj_guney

[5] 22 Temmuz Operasyonu Kapsamında, 49 Polisin Sorgulanmasına Başlandı, https://youtu.be/6O9j2Y6CdX0?t=2m24s

[6] İşte ’25 Aralık kumpas’ soruşturması iddianamesinin detayları, Star Gazetesi, 02.10.2015, http://haber.star.com.tr/guncel/iste-25-aralik-kumpas-sorusturmasi-iddianamesinin-detaylari/haber-1060095

[7] ‘Paralel yapı’ soruşturmasında tahliye bilmecesi, Milliyet Gazetesi, 26.04.2015,

http://www.milliyet.com.tr/-paralel-yapi-da-tahliye-bilmecesi-gundem-2049737/

[8] “Kripto çözüldü 150bin Fetöcü kıskaçta”, Sabah Gazetesi, 4.8 2016 http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/08/04/kripto-cozuldu-150-bin-fetocu-kiskacta