.: Atilla Yayla

Alevi çalıştayı

17 Ocak’ta İstanbul’da Haliç Üniversitesi ve Liberal Düşünce Topluluğu tarafından Alevi sorunları üzerine bir çalıştay gerçekleştirildi. Aralarında Alevi dedeleri, konu üzerinde çalışan veya ilgi duyan akademisyenler, sivil toplum önderleri ve gazetecilerin de bulunduğu yaklaşık kırk kişilik bir grup tüm gün boyunca dört ana tema etrafında görüş alışverişinde bulundu.

Toplantıda her biri bir konuya tahsis edilen dört oturum yapıldı.  Oturum başlıkları şöyleydi: Cemevlerinin hukukî statüsü ve dede ocakları, Eğitim sisteminde Alevilik, Eşit yurttaşlık hakkı ve Alevilik, hassasiyetler ve talepler.

Alevi toplumunun sorunları son yıllarda gerek hükümetin öncülük ettiği gerekse sivil toplum kuruluşları tarafından düzenlenen pek çok benzer toplantıda ele alındı. Her zaman her toplantıda öğrenilecek şeyler bulunmakla beraber neredeyse söylenmedik şey kalmadı. Konuşmayı elbette bırakamayız ama sırf konuşmayla yetinmeyip somut adımlar atmanın zamanı çoktan geldi.

Çok seviyeli ve verimli geçen toplantıdaki konuşma ve tartışmalar katılımcıların ufkunu açtı. Genel olarak söylemek gerekirse, Alevi problemi sadece Alevilerin değil tüm toplumun problemi. Bazı toplum kesimleri sıkıntı yaşarken diğer toplum kesiminin bu sıkıntılara kayıtsız kalması düşünülemez. Böyle bir tavır uzun vadede herkese zarar verir. Bu yüzden Alevilerin sorunlarıyla herkesin meşgul olması gerekir.

Aleviler doğal olarak kendi sorunlarını dile getirecekler. Gittikçe artan yoğunlukla bunu yapıyorlar. Ancak, Alevi toplumundan olmayan kimselerin de çözüme katkı sağlamaya çalışması hem ahlâkî bir görevin yerine getirilmesi olur hem de çözümün daha kolay ve sağlıklı olmasına katkı sağlar.

Toplantıdaki konuşmalar Alevi sorunlarının birkaç başlık altında toplandığını gösteriyor. Bugünlerde bir Alevi açılımı paketi hazırladığı söylenen hükümete de yol göstermesi açısından bunlardan özetle bahsetmekte fayda var. Alevi toplumu Muharrem ayının resmi tatil yapılmasını istiyor. Bu, Alevilerle Sünniler arasında eşitliğin sağlanmasının önemli adımlarından biri.

Bir diğer mesele Madımak katliamıyla ilgili olarak yapılması gerekenler. Katılımcı bir dedenin ifade ettiği üzere Madımak’ı sadece Alevlerin değil tüm insanlığın bir sorunu olarak görmek gerek. Madımak’ta yakılan insanların yarısı Sünni olmasına rağmen bu meseleye sadece Alevilerin meselesi gibi bakılması tuhaf. TRT yayınlarında Aleviliğe yönelik bir açılım yapıldı ama çok yetersiz kaldı. Yayınların daha istikrarlı olması ve standart semah gösterilerinin yayınlanmasının ötesine geçmesi gerekiyor. Üçüncü köprünün ismi Aleviler için hâlâ bir problem. Bu ismin değiştirilmesi yerinde olacak. Hacı Bektaş gibi dergâhların, tekkelerin Alevi toplumuna mallarıyla birlikte iade edilmesi bir diğer talep. Devletin elinde bunların tam kayıtları mevcut. Önemli bir mesele Alevi katliamlarıyla hesaplaşılması. Araştırma komisyonları kurulmalı ve Koçgiri, Dersim gibi katliamlarla yüzleşilmeli.

Mühim bir mesele cemevlerinin statüsü. Cemevleri artık sosyolojik bir realite. Onları tekke ve zaviyelerle karşılaştırmamak lâzım. Cemevleri serbestçe, rahatça ve camilere nispetle negatif ayrımcılığa maruz bırakılmaksızın kurulabilmeli. Bu isteğe Aleviler arasında ayrılık var diye karşı çıkmak ipe un sermekle eş. Sünniler arasında da birçok ayrışma var ama bu problem olarak görülmezken Alevi toplumundaki farklılıklar problem ediliyor. Aslında cemler arasında bir fark yok. Yaklaşık 2000 cemevinde tüm cemler aynı şekilde yapılmakta. Toplum baskılara rağmen kendi mecrasında akmakta ve ortaklıklar geliştirmekte.

Son olarak şuna dikkat çekmek isterim. Hükümet iyi niyetle bir Alevi açılımına hazırlanıyor. Bunun için kendisini tebrik etmek lâzım. Ancak, acaba Başbakanın ve Cumhurbaşkanının kaç Alevi danışmanı var. Toplumsal talepleri iyi takip etmek her iki kurumda da birkaç Alevi danışman olması gerekmez mi?

Alevi sorunun çözümü yolunda atılacak her adım tüm toplumu rahatlatacaktır.

Yeni Yüzyıl, 20.01.2016

http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/alevi-calistayi-997