.: Nihat Kaya

Zor İnsanlarla Geçinme Sanatı

1. Ben merkezli, Egosu kabarık ve Narsisistler:

Bu insanlar kendi şişik egoları ve narsisizmleriyle ,”iyi ve güzel her şeyi hak ettiklerine” inanırlar.

Çevresindeki her bireyin bu ihtiyaçlarını (daha doğrusu HAK ETTİKLERİ(!)) karşılamalarını beklerler. Konuşmaları hal ve hareketlerinde hep kendilerini ön plana çıkartıp, “ değerli” olduklarını hissettirmeye çalışırlar. Bununla eş zamanlı olarak etrafının bu “bulunmaz Hint Kumaşının” değerini vermelerini ima ederler.

Kendisini böyle görmeyenlere elinden gelen her olumsuz davranışı sergilemekten kaçınmazlar.

Bu tip insanlarla ayni aile içerisinde iseniz işiniz çok zordur. Bu ortamda yaşamak zorundaysanız şunlara dikkat edeceksiniz:

Olumlu ve iyi davranışlarını farkedip onlara övgü yapabilirsiniz (kişiye değil davranışa!)

Onun bencil, narsisist olduğunu söylemekle bir çözüm elde edemezsiniz.

Aynı aile içerisinde her bireyin alması gereken sorumlulukları hatırlatırsınız. Kendi üzerinize düşeni eksiksiz yaparak rol model olursunuz.

Diğer bireylerin eksikliklerini sürekli kapatan taraf olmayın!

Zaman zaman siz de onun taktiklerini uygulayın.

Gerçekten sizde olan pozitif özellikleri ön plana çıkartın.

Pozitif davranışlarınızın fark edilmemesine üzüldüğünüzü  dile getirin.

Zaman zaman mizah yapın;

“ kralımız, paşamız, kraliçemiz emrinize amadeyiz…”deyin ve bir ikramda da bulunun.

Hem egosunu okşar hem göndermede bulunur hem de “dalga” geçersiniz…

Buyurgan, kendini beğenmiş, kibirli, bencil tutumlarının tuzağına düşüp, kölesi olmamaya dikkat edin!

Bazen de onun bu beklentilerinin sizi çok yorduğunu, üzüldüğünüzü dile getirin.

Israr ederse, sert çıkışlarla önünü kesin. Bazen bir süre küserek tavır alabilirsiniz.

Bütün yöntemleri uyguladınız ve hiçbir sonuç alamadınız ne yapacaksınız?

Ya onun yörüngesine gireceksiniz, ya çok kararlı bir tutumla tavır alıp kendi doğrularınızı sergileyeceksiniz; ya da başka ortamda yaşamanın yollarını arayacaksınız!…

Bu kişiler ile aynı çalışma ortamında iseniz, nispeten işiniz daha kolay. Ama yönetici ise işiniz zor.

Ülkemizde genelde bu yöneticilere “yalakalık” yapma yöntemi tercih edilir…

Yalakalık yapmak istemiyorsanız alt üst ilişkisine son derece dikkat edin. Yönetici ve makama gösterilmesi gereken saygıda kusur etmeyin. İşinizi en iyi şekilde yapmaya gayret edin. Mesafenizi koruyun. Buna rağmen devamlı sorun yasarsanız ya bir üst merciye durumu izah eder, çözüm ararsınız, ya da iş ortamınızı değiştirirsiniz…

Eğer bu kişiler çalışma arkadaşlarınız ise burada da asgari insanî ve medenî kuralları uygulayın. İşinizi iyi yapın ve bunun görülmesini sağlayın. Mesafeli ve ilkeli olmaya dikkat edin. Ona ait işleri sırtınıza almayın! Sorumlu olduğunuz alanın dışına çıkmayın. Gerçekten, hastalık, kaza vs ciddi durumlarda da ilk yardıma koşun siz olun.

Bütün iyi niyet ve samimiyetinize rağmen arıza oluyorsa; yöneticinizle konuşun, o da çözüm olmuyorsa , departman, oda vs  değiştirin . O da mümkün değilse ve çok mustaripseniz iş yerinizi değiştirin.

Egoist ve narsistlerle sosyal, kültürel, dinî, ideolojik cemiyetlerde birarada iseniz ne yapacaksınız?

İş yerlerinde olduğu gibi, sınırınızı siz koyacaksınız ve kendi değerinizi koruyacaksınız.

Bulunduğunuz ortamın size uygun gelen kurallarını harfiyen uygulayın. Sorumluluklarınızı yerine getiren örnek birey olmaya gayret edin.

Egoistlerle de temel insanî değer ve iletişim kuralları çerçevesinde ilişkide olun.

2. Sürekli Ön plana Çıkmak, Pohpohlanmak isteyenler:

Bu bireyler histiriyonik, narsistik, kompleksli insanlardır. Bu kişiler ya az çalışıp çok iş yapıyor görüntüsü vererek ya da yaptıkları her şeyi gözünüze sokarak takdir beklerler. Her ortamda dikkatleri üzerlerine çekmek isterler. Daha ilk defa gördükleri biriyle, kırk yıldır tanışıyormuş gibi samimi görüntü verirler. Her şeyleri yapmacık ve göstermeliktir. Usta birer Show insanıdırlar. Çok iyi rol yaparlar. İyi maske takarlar.

Ne yapıp edip sözü kendilerine getirmek isterler. Dikkat ve ilgiyi görmediklerinde huzursuz olup problem yaratabilirler. Kendisine rakip birisi varsa, ilgi ona kayıyorsa çok kıskanıp, kavga çıkarabilirler. O insanı küçük düşürmek için her türlü manipülasyonu yapabilirler.

Cinsel açıdan baştan çıkartıcı ve ayartıcıdırlar.

Ama halk tabiriyle “gösteri yaparak tatmin olan insanlardır”…

Bu insanlarla geçinmek de çok zordur. İnsanı yoran bir kişiliktir. Bu kişilerin iyi ve güzel davranışlarını mutlaka farkedin ve dile getirin. Eleştirinizde çok ölçülü ve insanî bir dil kullanın. Kişiliğine değil de  davranışlarına eleştiri ya da övgü yapın. Bazen yorulduğunuzu belirtin. Onun bu kendisini gösterme ve ilgi çekme ihtiyacını üretime dönüştürme yollarını arayın.

Herhangi bir yeteceği, örneğin resim yapma, enstrüman çalma, şiir yazma, şarkı söyleme, oyunculuk, sportif faaliyetler, dans, edebiyat, sivil toplum kuruluşlarında faaliyet gibi bir alana teşvik edin. Ürettiği eserlerle var oluşuna anlam kazandıracağı gibi gerçek manada ortaya çıkan ürünlerin fark edilmesi, beğeni toplaması, onun ilgi ve beğeni görme duygusunu tatmin edecektir. Böylelikle, sizden  sürekli ilgi övgü beklemesi azalır.

Zamanla  ürettikleriyle kendisini olgunlaştırmaya ve  dengeli davranmaya meyleder…

3. Her şeye Karışan, Beğenmeyenler, Kusur arayanlar, Eleştirenler, Baskıcı ve Dayatmacılar:

Bunların bir kısmı obsesif tabiatlı, yani takıntılı, kusursuzluk arayan, ayrıntıcı, titiz insanlardır. Mantıksal yönleri ön plandadır. Duygularını pek belli etmez, kontrol altına alırlar. Her şeyde bir mantık, bir gereklilik ararlar. Kuralcıdırlar, esnek değillerdir. Kendi kurallarından o kadar emindirler ki, başkalarının nasıl bu kuralları bilmedikleri veya itiraz ettiklerine “şaşarlar”.

Bu kişiler kendilerince “yanlış” gördükleri her şeyi eleştirir ve beğenmezler. Etrafını bu kurallara uymaya zorlarlar. Aslında söyledikleri ve yapılmasını istedikleri bazı şeyler olması gereken şeylerdir . Örneğin sözünde durmak, randevulara dikkat etmek, işleri zamanında yapmak, düzgün iş yapmak gibi… Ama bizim toplum “gevşek” bir toplum olduğundan hep çatışma yaşanır.

Obsesif bireyler esneklik kazanabilseler hem kendileri hem de etrafı daha huzurlu olur. Bazı obsesifler sizin sorumluluk alanınıza da girerler. Size ait işlere müdahale ederler. Farkına varmadan sizin sorumluluğunuzu da alırlar. Zamanla bu yük ağır gelir ve de yakınmaya başlarlar. Her şeyi ona “yıktığınızı” sorumluluk almadığınızı söyleyip yakınırlar.

Bilmezler ki, kendileri hep öne çıkıp yapmışlardır. “Aman eksik yaparlar, aman zamanında yapamazlar” kaygılarıyla ve de her şey denetimlerinde olsun diye kendileri bu yolu tercih etmiştir. Bu tarz kişilikte birisiyle yaşıyor veya aynı ortamda çalışıyorsanız şunlara dikkat edin:

Sorumluluklarınızı önemseyip zamanında yerine getirin. Çok gerekmedikçe ondan yardım istemeyin. İhtiyacınız olmadığı halde size destek olmasına teşekkürle karşılık verin. Hayatınıza yön vermesine, karışmasına karşı bir sınır oluşturun.

Her şeye karışan beğenmeyen ve eleştiren bireylerin bir kısmı da tembel, sorumluluk almayan insanlardır. Bazıları da negatif bakışı olan kişiliklerdir. Bunlar (tembeller…) sizi ve yaptıklarınızı eleştirerek suçluluk duygularından ve sorumluluk almaktan kaçarlar, size “akıl verirler”.

Boşuna dememişler: “tembele iş buyur, sana akıl versin.”

Tembel ve sorumsuz insanlara ait işleri yapmamaya dikkat edin! Yoksa zamanla GÖREVİNİZ olur! Yapmadığınızda bir de suçlanırsınız!… Diğer yandan, negatif, pesimist bireylere ne yaparsanız yapın bir şeyi beğendirmezsiniz! Bunlara asla yaranmaya ve kendinizi kanıtlamaya çalışmayın! Öz güveninizi sarsarlar! Siz, kendi sorumluluk alanınızda size düşenleri, becerileriniz oranında yaparak iç huzurunuzu koruyun…

4. Aşırı Kırılgan ve Aşağılık Kompleksi Olanlar:

Sağlıklı bir geçmiş yaşamı olmayan, maddi manevi yoksunluklar yaşayan bazı bireyler; aşırı hassas, alıngan, kırılgan, küsen, giden, kıskanan, pasif agresif davranış gösteren yapıda olabiliyorlar. Bu bireyleri anlamaya çalışmak lazım. Duyarlı olduklarından, konuşmalarımızda bunların hassasiyetlerini gözönünde bulundurmamızda yarar var. Örneğin, erken yaşta anne babasını kaybetmiş böyle birisinin yanında anne baba ile ilgili mutlu anıları ve sevinçleri anlatmamak gibi… Fakirlik yoksulluk yaşayan birisinin yanında, servetinden lüks yaşamından bahis etmemek gibi…

Bu kişilerle aynı ortamda bulunmak durumundaysak onların  bu incinebilirlik özelliklerini dikkate  almalıyız. Yalnız şuna da dikkat etmemiz lazım. Bu kişilerden bazıları, çektikleri acıları, alınganlıklarını, hassasiyetlerini kullanıp sizden sürekli sevgi, şefkat ve ilgi beklerler. Bu da sizi yorabilir. Sınırı ve dengeyi iyi koymanız gerekir…

  • İnatçı, Eleştiriye Kapalı, Sabit Fikirliler:

Şunu unutmayın; bu insanlar gelişim ve değişime kapalı, dışarıdan öz güvenli görülseler de, temelde öz güveni eksik insanlardır. Bunların arasından siyasi, sosyal, ideolojik, dinsel, ırksal, mezhepsel aşırı fanatik yobaz insanlar çıkar. Bunlara “kesin inançlılar” denir. Kendi fikir ve davranış kalıplarının doğruluğundan “kesin” emin olduklarından bunu size her yolu kullanarak dayatırlar.

Bu kişilikte olanlarla tartıştığınızda çoğunlukla sizi dinlemezler, bile. İşitme ve idrak etme aygıtları farklı düşüncelere ve seslere kapalıdır. Bunları ikna etmek için kendinizi “paralamayın” başarılı olamazsınız ve sinirleriniz tepenize çıkar. Siz kendi yolunuzdan gidin… O da kendi yolundan gitsin…

Sizi kendi yoluna çekmesine asla müsaade etmeyin!

  • Aşırı Cimri İnsanlar:

Tutumlu olmak, israftan kaçmak başkadır, cimrilik başkadır. Aşırı beklentisi olanlar da bambaşka bir profil çizerler… Cimri insanlarla aynı ailede yaşamak çok zordur. İmkânlar olduğu halde, bunları çok çok kısıtlı kullanmak bu insanların özelliğidir. Üstelik üste çıkmak için sizi “müsriflikle” suçlarlar. En iyisi, kendi ihtiyaçlarınızı karşılamak için çalışmanızdır. Evin ortak giderlerine adil şekilde katkı sağladıktan sonra, artanı mutlaka dilediğiniz gibi kullanın. Yoksa ona da  karışırlar!…

Bir arada olduğunuz ve ortak giderlerinizin olduğu bu insanlarla kavga etmemek için israftan kaçının. Lakin temel ve olması gereken ihtiyaçlarınız için de sonuna kadar direnin…

  • Aşırı Beklentililer:

Aşırı beklentililere gelince gerek aile içerisinde gerek arkadaşlar içerisinde gerek de iş yerlerinde bu tip insanlarla sık muhatap oluruz. Hep kendi öncelikleri, kendi ihtiyaçları, kendi beğenileri ve kendi ihtiyaçlarından söz ederler. Sürekli bu minvaldeki davranışlarıyla sizi psikolojik baskı altına alıp, kendi egolarına hizmet ettirirler… Bu atmosfere girerseniz enerjinizi çabuk tüketirsiniz. Ya onu dinleyip kendi sorumluluk alanınızla ilgileneceksiniz. Taleplerini karşılamayacaksınız ya da  onun taktikleriyle ona gideceksiniz…

Diğer türlü etki alanında kalırsanız tükenirsiniz. Ya da sürekli bir kavga hali içerisinde bulursunuz kendinizi…

Not: Makalemi ilk okuyan ve bazı önerilerde bulunan ve bu konuda kitabı olan Prof. Dr. Erol Özmen hocama teşekkür ediyorum.

Dr. Nihat Kaya

Biruni Ün. Tıp Fak. Öğretim Üyesi