.: Ünsal Çetin

Yerli otomobile karşı devlet otomobili

Geçtiğimiz günlerde ekonomi sayfalarında gerçekten güzel bir haber yer aldı. Devletçi hakim paradigma nedeniyle olsa gerek bu haberin neyi ima ettiği, ne anlama geldiği pek konuşulmadı. Sanayi Bakanlığı’nın yürüttüğü ilk ‘yerli’ otomobile (daha doğrusu devlet otomobiline) dair haberleri –bazı liberaller bile– heyecanla bekleye dursun, özel sektörün Ford Otosan’ı Türkiye’nin ilk yerli ve milli yeni nesil kamyon motoru ailesi Ecotorq’un seri üretimine Eskişehir İnönü fabrikasında başladı. Özel sektör devletten hep önde. Devletin öncülük yapacak hali pek yok, en fazla arkacılık yapabiliyor.

Bütünüyle Türkiye’de ve sıfırdan geliştirilen, % 100’ü Türk mühendislerinin zihin gücü ile tasarlanan, 2,5 milyon kilometrelik yol testlerini ve 50 bin saatlik dinamometre testini tam başarı ile göğüsleyen Ecotorq 100 milyon dolarlık bir yatırımla hayat buldu. Her coğrafya koşulunda, -50 dereceden +50 dereceye kadar her mevsime uygun olarak geliştirilen Ecotorq’un dünyanın en büyük kamyon pazarı Çin’de üretimi için teknoloji lisans anlaşması şimdiden imzalandı ve doğuşu itibariyle ihracatımıza katkı yapmaya başladı. Türkiye’nin yüksek katma değerli teknoloji ihracatı adına çok önemli bir adım atmasını sağlayan Ford Otosan büyük bir tebriği hak ediyor.

Ford Otosan’ın Genel Müdürü Haydar Yenigün’ün verdiği bilgiler söz konusu başarının ne kadar büyük boyutlu ve çok katmanlı olduğunu gösteriyor (I); “Ford Otosan olarak Ecotorq için, geliştirme, imalat, prototip gibi süreçlere 100 milyon doları aşan bir yatırım yaptık. Bizimle birlikte yan sanayilerimiz de Ecotorq projesi için 4 milyon Euro yatırım yaptı. Toplam 7 milyon Euro yatırımla hayata geçirdiğimiz Euro 6 egzoz gazı arındırma sistemi, sürdürülebilirlik açısından, Ecotorq projesinin en önemli sonuçlarından biri oldu. Motor projemiz kapsamında üniversitelerle birlikte yapılan Ar-Ge çalışmaları için toplam 1,7 milyon lira, yüksek teknolojili KOBİ Ar-Ge işbirlikleri için de 4 milyon lira harcandı. Ford Otosan ekibi olarak, önümüzdeki süreçte de, sadece otomotivin değil, Türkiye’nin Ar-Ge üssü olarak çalışmalarımıza şevkle devam edeceğiz. Ecotorq motor; Ford Trucks modelleri ile Çin’den Avrupa’ya, Ortadoğu’dan Güney Amerika’ya, tüm dünyaya ihraç edilecek.”

Böyle bir başarıyı devlet gerçekleştirmiş olsaydı ortalığı kasıp kavurur, “başarıyı” sonuna kadar politik semereye –oy toplamaya– dönüştürmek için elinden geleni ardına koymazdı. ‘Yerli’ ve ‘Milli’ kelimelerinin büyük harflerle yazıldığı köşe yazıları kaleme alınır ve “tam bağımsızlık” gibi politik bir söylem iktisadî düşünce açığını kapatmak için dolgu malzemesi olarak kullanılırdı.

Bu reel piyasa başarısının sahibi Ford Otosan ise bunu yapmayacaktır. Çünkü Ford Otosan’ın seçim kazanma gibi bir derdi yoktur ve işine bakmak zorundadır. Ar-Ge yatırımlarına, ürünü geliştirme çabasına zaman, kaynak, enerji harcamamak gibi bir lüksü yoktur.

Şahsen, yerli ve milli olanına değil, ‘devlet otomobiline’ karşı oluşum esas itibariyle “devlet otomobilinin başarısızlığı” gerekçesine dayanmıyor. Devlet kendi girişiminin “başarılı” olması için elinden geleni yapacaktır. ABD’de bazı büyük bankaların (parantez içinde de olsa dikkatinizi çekmek isterim, bütün büyük bankaların değil, bazılarının) “iflas edemeyecek kadar büyük” hurafesine dayalı olarak serbest piyasa kurallarından korunmalarına benzer bir şekilde, bizim devlet otomobili girişimi de başarısızlığa uğraması politik olarak aşırı maliyetli bir yatırımdır. Yatırımın ekonomik yönü politik yönünün gölgesinde kalmaktadır. Kuvvetle muhtemel, devlet ‘yerli’ otomobilin başarısız olmasına izin vermeyecektir. Ve yine kuvvetle muhtemeldir ki, ‘yerli’ otomobil (detaylarını öngörmek şu aşamada zor olsa da) bir tür, kendisine özgü sübvansiyon ya da sübvansiyon demeti ile imtiyazlandırılacaktır.

‘Yerli’ otomobilin belli bir konfor ve güvenliğe sahip olamayacağını, tüketiciler tarafından tercih edilmeyeceğini, satmayacağını, fiyasko ile sonuçlanmak zorunda olduğunu söylemiyorum. Şu veya bu seviyede satacaktır ama sübvanse edilmiş fiyatlar üzerinden. Örneğin, bir seçim öncesinde ‘Başbakan yerli otomobilin fiyatını düşürecek yeni düzenlemeler müjdesini verdi’ gibi bir haberle karşılaşmak pek şaşırtıcı olmayacaktır. Bu nedenle, bizler, tüketiciler devlet otomobilinin bize ‘asıl ve tam maliyetini’ yeterince bilemeyecek ve tam olarak hesaplayamayacağız. ‘Yerli’ otomobilin ödediğimiz fiyattan fazla bir bedele ‘patladığını’ görecek kadar devletçi olmayanlar çıkacaktır muhtemelen. Ama bu asıl maliyet ve kaynak israfı Bastiat’nın “görünen ve görünmeyen” dikotomisinin ‘görünmeyenine’ güzel bir örnek teşkil edecektir. Devlet otomobilinin devletlu sıfatı sayesinde belli bir seviyede satacak olması devlet tarafından ekonomik ve kazançlı bir yatırım yapıldığının, “başarılı” olunduğunun bir delili olarak da gösterilecektir. Sadece ‘görünene’ bakan devletçi bir entelektüel iklimde bu başarı iddiası çoğu kişi için ikna edici de olacaktır.

Otomobilin, uçağın, vagonun, herkesin kendisince kişisel meraklısı olduğu akla gelen her serbest piyasa harikasının ille de yerli üretim olması gerekmiyor. Ecotorq’un güzel bir örneğini teşkil ettiği üzere, uluslararası ticarette bize nispi üstünlük sağlayacak üretim/iş/hizmet kollarında uzmanlaşma ve yoğunlaşma sayesinde genel ekonomik kalkınmamız ile uyumlu bir istikamette ilerleyebiliriz. Bu nispi üstünlük avantajlarımızı en iyi surette keşfedecek olan da girişimciliktir, devletçilik değil.

 

(I) “Ford Otosan, 100 milyon dolara ilk ve tek kamyon motorunu üretti”, 31.03.2016, http://www.hurriyet.com.tr/ford-otosan-100-milyon-dolara-ilk-ve-tek-kamyon-motorunu-uretti-40078391

Ayrıca bakınız...

şiddet ve adalet

Şiddet ve adalet

Türkiye’de şiddet çok yaygın bir problemdir. Şiddet, fiziksel, psikolojik ve sözel olmak üzere üç biçimde ...