.: Atilla Yayla

Yeni sistemde yürütme

Anayasa değişikliğinin en önemli parçası hükümet sisteminin yenilenmesi. 16 Nisan’da halk “evet” derse, parlamenter sistem olduğu söylenen bir sistemden cumhurbaşkanlığı sistemi adı verilen bir sisteme geçilecek.

Cumhurbaşkanlığı sistemi tipik bir sistem değil. Yani ne başkanlık sistemine ne de parlamenter sisteme tam olarak uyuyor. Karma, melez bir sistem. Ancak böyle olması, onu peşinen değersiz kılmaz. Her ne kadar iki-üç ana hükümet sisteminden söz ediyorsak da, karşılaştırmalı siyaset çalışmaları hiçbir hükümet sisteminin bir diğerinin tıpkısının aynısı olmadığını ve âdetâ dünyada ne kadar ülke varsa o kadar hükümet sistemi bulunduğunu gösteriyor. Bu yüzden, demokrasinin genel esaslarına uyduğu sürece, bir yeni sistemin bazı orijinal değişiklikler getirmesinde ve bu çerçevede, o sistemin olgunun mahallî yönünü vurgulayan “Türk tipi” gibi bir isimle adlandırılmasında kendi başına bir yanlışlık yok.

Yeni hükümet sistemini başkanlık sistemiyle, parlamenter sistemle veya Türkiye’deki cari durumla karşılaştırarak daha iyi anlayabiliriz. Parlamenter sistemde, yürütmede ikili bir yapı var gibi görünür ama aslında büyük ağırlık başbakandadır. Cumhurbaşkanı  — kral, kraliçe, devlet başkanı — tamamen sembolik bir makamın sâkinidir. Tipik örnek olarak İngiltere’de “birinci-adam” başbakandır. Başbakanın sistem içindeki ağırlığı o kadar fazladır ki, İngiliz sistemini bir tür “başbakanlık sistemi” olarak adlandırmak yanlış olmaz. Son söz daima başbakana aittir. Siyasî lider odur. Yürütme yanında yasama faaliyetlerine öncülük eden de odur.

Parlamenter sistemde başbakan ve hükümet meclisten çıkar. Yani hükümet ile parlamento önemli ölçüde çakışır. Hükümet güvenoyuna mecbur ve muhtaçtır. Mecliste çoğunluğu kaybeden hükümet düşer. Hükümet, daha doğrusu başbakan, istediği — yani partisinin yararına olduğunu düşündüğü — zaman parlamentoyu dağıtarak ülkeyi erken seçime götürebilir. Başka bir deyişle, başbakan bir anlamda meclisi “fesih” yetkisine sahiptir.

Başkanlık sisteminde yürütme organı halk tarafından doğrudan seçilen başkandır. Seçim gecesi yürütme organı net biçimde ortaya çıkar. Bakanların tek rolü başkana yardımcı olmaktır. Yasama organı ile yürütme birbirinden kesin olarak ayrıdır. Hükümet güvenoyu almak zorunda değildir. Hükümet parlamento çalışmalarına katılamaz.

Parlamenter sistemde, seyrek olmayacak şekilde seçimden hükümet çıkmayabilir. Parlamento oluştuktan sonra partilerin koalisyon pazarlıklarına girmesi gerekir. Bu, sistemde istikrarsızlık ve güvensizlik yaratabilir, ganimet paylaşmayı teşvik edebilir. Başkanlık sisteminde ise seçim akşamı hükümet bellidir. Yürütme normal şartlar altında görev süresini tamamlar. Başkanlık sisteminde yürütme muhtemelen parlamenter sistemdekinden daha teknik, daha bürokratik olur.

16 Nisan’da referanduma götürülen pakette cumhurbaşkanın yetkileriyle başbakanın yetkileri birleştiriliyor. Muhalefet bunu tek adamlık olarak yorumluyor, ama aslında teklif, yürütmenin yetkilerinde hatırı sayılır bir yetki artışına sebep olmaktan ziyade, yürütmenin tek elde, halk tarafından doğrudan seçilen kişide birleşmesi anlamına geliyor. Bunun ülkenin kronik problemi olan yürütmede iki başlılığın ortadan kalkmasını sağlayacağı açık. Eğer sistemle ilgili temel endişe çift başlılık ise, doğrusu teklif çözüm üretici.

Global bir dünyada yaşıyoruz. Türkiye ağır problemlerle karşı karşıya. Birçok durumda Türkiye’nin hızla karar alması ve ortaya çıkan yeni sorunlara karşı tavır geliştirmesi gerekebilir. Yeni sistem bu bakımdan bazı avantajlar sağlayacaktır. Ancak, hızlı karar almanın her durumda doğrunun yapılması anlamına gelmeyebileceğini de bilmek gerekir. Her kamu politikası, faydaları ve zararlarıyla ayrıca ve usulüne uygun olarak tartışılmalıdır.

Yürütmede iki başlılığın ve istikrarsızlığın ortadan kalkması bürokratik vesayet kanallarını da tıkayacaktır. Doğrudan seçimle gelen yürütme, iktidarını bürokratik odaklarla paylaşmaya yanaşmayacak; buna yönelik teşebbüslere fırsat vermemeye çalışacaktır. Bunun da Türkiye açısından yararlı bir durum olduğu ortadadır.

“Evet” kanadının ısrarla söylediği gibi, yeni sistemde hükümet güçleniyor mu? Bürokratik vesayet kurgusunun odak noktası olarak düşünülen “seçilmemiş cumhurbaşkanı”na tahsis edilen yetkilerin, seçilmiş bir cumhurbaşkanın eline geçmesi anlamında, evet. Ama başka bir açıdan hükümetin parlamenter sistemde olduğundan daha zayıf olacağı da iddia edilebilir. Yasama organını kontrol edemeyen veya eskisi kadar kolay kontrol edemeyen bir hükümetin, parlamentoyu da elinde tutan bir parlamenter sistem hükümetinden daha zayıf olacağı aşikâr bir gerçektir. Ama yine de neler olacağını ve organların gerçek güç oranlarını ancak tecrübeyle görebilir ve anlayabiliriz. Bu yüzden, şimdi yapılacak yorumlar kaçınılmaz biçimde bir ölçüde spekülasyona dayanacaktır.

Kanaatimce, ister 16 Nisan’da ister daha sonra gerçekleşecek olsun, yürütmede iki başlılık döneminin sonu gelmiştir.

Serbestiyet, 21.03.2017

Ayrıca bakınız...

Kartepe Zirvesi ve FETÖ’yü çözmek

Kartepe Zirvesi ve FETÖ’yü çözmek

Türkiye 15 Temmuz 2016’da sarsıntıları hâlâ devam eden müthiş bir olay yaşadı. Yargı tarafından FETÖ ...