.: Cemal Fedayi

Yeni Partilerin İmkânı ve İmkânsızlığı Üzerine

AK Parti, Türkiye siyaset tarihinde en uzun süre iktidarda kalan siyasi partidir. 18 yıl aralıksız iktidarda olan bir büyük partinin içinden kopmalar olması da gayet doğaldır. Selefi olan partilerde de bu görülmüştür. DP’den, AP’den ve ANAP’tan kopanlar olmuştur ve bunların bazıları partiler kurmuştur…

AK Parti’den de muhtelif kopmalar olmuştur. Bunlardan akıllarda kalanlar, Erkan Mumcu ve Abdüllatif Şener’in girişimleridir. Her iki girişim de başarısız olmuştur. Şimdi, yaklaşık bir yıldır, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan yeni parti kurmak için girişim içindeler. Bunlardan partisini ilk kuran isim Davutoğlu oldu: Gelecek Partisi. Ali Babacan’ın ise yakında partisini kuracağı tahmin ediliyor.

***

Yeni Parti girişimlerine nasıl bakmak lazım: Öncelikle siyasi alanın renklenmesi ve çeşitlenmesi iyi bir şeydir. Bir pazarda ne kadar çok çeşit bulunursa o pazar o derecede zenginleşir… Siyasi alanda da yeni partilerin ortaya çıkması seçmen açısından bir zenginlik ve bir imkândır…

Bu yeni partileri, ihanet olarak görmek yahut bu partinin kurucularını Batı’nın adamları olarak görmek doğru bir yaklaşım değildir. Bunlar tamamen Türkiye siyasetinin iç dinamikleri sonucunda ortaya çıkmış doğal oluşumlardır… İnancımıza göre pazara giriş ve çıkışlar serbest olmalıdır; kimse pazarda yer kapamaz, tekel kuramaz…

Ben yeni partilerin oy oranı bağlamında çok başarılı olacaklarını zannetmiyorum. Şu an için bir şey söylemek mümkün değil ama yapılan anketlerden yola çıkılarak şu söylenebilir: Şu an itibariyle yaklaşık her iki parti de % 7 civarında (toplamda %15 civarında) oy alma imkânına sahip… Tabiî ki bu oran seçim sath-ı mailinde çok değişir… Türkiye siyasetinde 24 saat bile çok uzun bir zamandır…

***

Bu yeni partiler kendi başlarına çok başarılı olamazlar ama üçüncü bir ittifak kurarak, bir ittifak olarak başarılı olabilirler. Bu da kutuplaşmaya doğru giden Türkiye siyasetinin yumuşamasını ve doğallaşmasını sağlar… Şu anda Türkiye iki kutba ayrılmış durumda: Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı. Her iki grup da birbirlerini ihanete varan sert sözlerle eleştiriyorlar… Bu gidişat iyi değildir. Üçüncü bir ittifakın kurulması her bakımdan iyi olacaktır.

Üçüncü ittifakı kimler oluşturabilir: En başta Babacan ve Davutoğlu’nun partileri bu ittifakın doğal üyeleri olurlar; üçüncü üye İyi Parti olacaktır. Çünkü İyi Parti, HDP ile yakın temas içindeki CHP ile aynı ittifak içinde bulunmaktan rahatsız. Üçüncü bir ittifak kurulduğunda katılmak için can atacaktır. Nitekim Gelecek Partisi kurulur kurulmaz, Meral Akşener hemen işbirliği teklif etti… Bu üçüncü ittifaka, yine CHP ile aynı safta olmak istemeyen Saadet Partisi de katılacaktır…

Böylece siyasette üç ittifak olacaktır. Bir tarafta seküler sol partiler CHP ile HDP’nin ittifakı; diğer tarafta milliyetçi muhafazakâr AK Parti ile MHP; üçüncü tarafta ise liberal muhafazakârların ittifakı olacak. Son seçimlerde Millet İttifakı hak ettiğinden fazla oy almıştı; yeni ittifak iktidar blokundan buraya giden oyların büyük kısmını kendine kanalize edecektir. AK Parti ve MHP’den kopan oylar, kendine yeni adres olarak bu üçüncü ittifakı görecektir; “ya o ya bu” kıskacından kurtulacaktır…

***

Türkiye’de yaklaşık % 65 civarında bir sağ oy potansiyeli var. Bu potansiyelin tek bir partide veya tek bir ittifakta toplanması mümkün de değil sağlıklı da değil. Rekabet olması için üçüncü ve dördüncü partilerin/ittifakların kurulması sağlıklı olacaktır…

Vakti zamanında siyaseti yeniden dizayn etmek isteyen Evren Paşa, sağda bir solda bir parti olacak şekilde tasarım yapmıştı. Sağda tek parti olarak MDP’yi düşünmüştü. Fakat sağda tek partinin olmasını doğru bulmayarak bir küçük sağ partinin daha kurulmasını uygun bulmuştu. Özal’ın partisini buçuk parti olarak düşünmüştü ve iki buçuk partili bir sistem öngörmüştü. (Fakat Evren’in öngörüsü tutmamıştı: Büyük sağ parti ANAP, küçük sağ parti ise MDP olmuştu…)

Günümüz açısından baktığımızda % 65 gibi büyük bir kitleyi bir veya iki partiye yahut tek ittifaka mahkûm etmek doğru değildir. Rekabette hayır vardır ve rekabet olması için çok sayıda partinin/ittifakın olması iyi bir şeydir.

***

Yeni partilerin kurulması sağlıklı ve yapıcı muhalefet açısından da uygun olacaktır. Şu anda mevcut muhalefet, kör bir muhalefet yapıyor; yıkıcı bir muhalefet yapıyor. CHP’nin öncülük ettiği bu muhalefet iktidarın her yaptığına hayır diyor; iktidarın her icraatına karşı çıkıyor. Sağlıklı muhalefet, iktidarın doğrularını desteklemek, yanlışlarını eleştirmek şeklinde olmalıdır…

Sağlıklı bir demokrasi için iktidar kadar önemli olan sağlıklı ve yapıcı bir muhalefetin mevcudiyetidir. İktidar her ülkede olur ama muhalefet sadece demokrasilerde bulunur. Ancak bu muhalefetin yıkıcı ve bozucu bir muhalefet olmaması gerekir.

Şu anda Türkiye’de bir muhalefet boşluğu vardır. Bu boşluğu Babacan ve Davutoğlu’nun partileri dolduracaktır. Çünkü bunlar iktidarın içinden çıkmıştır. İktidarın bütün yaptıklarına hayır demeyecekleri görülüyor… Zaten ben başından beri “AK Parti’nin alternatifi kendi içinden çıkacaktır” diyordum. Bu çıkış, demokratik muhalefetin oluşumu bakımından hayırlı olacaktır…

Yeni partiler şu an itibariyle iktidarın değil muhalefetin alternatifidirler. AK Parti bu açıdan baksa bile, bu partilerin hayırsız değil hayırlı olduklarını görecektir…

İktidar partisinin yeni oluşumlara demokratik muhalefet açısından bakması sağlıklı olacaktır. İktidar partisi, bu yeni oluşumları ihanet olarak değil imkân olarak görmelidir; kösteklememelidir, desteklemelidir. Ancak maalesef şu ana kadar yapılan açıklamalar olumsuz yönde seyretmektedir…

***

Vakti zamanında, 1955 yılında, DP’den kopan 20 kişi Hürriyet Partisi’ni kurmuştu. Menderes bu ayrılma üzerine, kendisini “diktatörlükle” suçlayan bu eski arkadaşlarına, her zamanki nezaketiyle şunları söylemişti:

“Bizim yirmilerle fikir değil mizaç ihtilafımız vardır. Yeni partileri hayırlı olsun. İnşallah söz ve hareketlerini daima memleket menfaatleri ile telif ederler…”

O zamanlar siyasette ittifak imkânı olmadığı için yeni ve küçük partilerin yaşaması mümkün olmamıştı. Ancak şu anda ittifak imkânı olduğu için yeni partilerin ayakta kalma imkânı vardır. Demokratik zenginlik açısından iktidar partisinin yeni partilere, en azından Menderes’in gösterdiği nezaketi ve hoşgörüyü göstermesi gerekiyor…