
AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, 34 sivilin yanlışlıkla öldürüldüğü Uludere olayı için, Kıbrıs harekatında Türk uçaklarının yanlışlıkla Kocatepe firkateynini bombalayarak batırmasını örnek veriyor. “İster operasyon hatası deyin, ister beceriksizlik, bunlar olabilir” diyor. Hüseyin Çelik, Uludere’de olanları sıradanlaştırmak için, Kocatepe’nin batırılması gibi hesabı sorulmamış bir skandalı da basit bir operasyon hatasıymış gibi gösteriyor. Kocatepe örneğini, Hüseyin Çelik’ten önce bazı köşe yazarları da kullandılar. Bunların amacı, Uludere’de olanlardan silahlı kuvvetlerin sorumlu tutulması ihtimaline karşı örnek bulmaktı.
Kocatepe Nasıl Batırıldı
Kıbrıs harekâtı esnasında Almanya’daydım. Kıbrıs harekâtı başlarken ajanslar flaş haber olarak Türk uçaklarının Rodos açıklarında Yunan donanmasına saldırdığını geçmeye başladılar. İki NATO ülkesi arasında çıkan savaş herkesi endişelendirmişti. Yunan Hükümeti hemen bir açıklama yaparak Yunan donanmasının denize açılmadığını, üslerinden ayrılmadığını bildirdi. Buna rağmen Ankara iki gün boyunca ısrarla Türk uçaklarının Yunan donanmasını bombaladığını, bir Yunan savaş gemisini de batırdığını söylüyordu. Daha sonra ajanslar Türk uçaklarının batırdığı geminin kendi gemileri olduğunu, sağ kalan askerleri denizden sivil gemilerin topladığını bildiriyordu.
21 Temmuz 1974'te Kıbrıs harekâtı esnasında eşi görülmemiş hatalar zinciri sonucu kendi uçaklarımızla kendi gemilerimizi bombalayarak Kocatepe’yi batırmıştı. 54 askerimiz şehit oldu. Kocatepe, Adatepe ve Mareşal Çakmak muhripleri 8 saat süre ile kendi uçaklarımız tarafından bombalandı. Gemi batırıldıktan sonra da hala kimse yanlışın farkında değildi. Akdeniz’de seyreden Libya, İngiliz, İsrail gemileri denizden Türk askerlerini toplarken, Ankara hala Yunan donanmasına ait bir gemiyi batırdığını iddia ediyordu.
Kocatepe’yi Batıranlar da Kahraman İlan Edildiler
Kocatepe’nin batırılışının hesabı kimseden sorulmadı. Hatta olay tartışma konusu bile olmadı. O zaman ülkeyi yöneten siyasetçilere göre kimse hatalı değildi. Ordusu olmayan, silahı olmayan Kıbrıs Cumhuriyeti’ne karşı büyük bir zafer kazanılmıştı. Devleti yönetenler, büyük bir zafer kazanmış küçük bir operasyon hatasının hesabını sormayı akıllarından bile geçirmediler. Muhalefet de hiç sesini çıkarmadı; onlar için de ordunun yanlış yapması mümkün değildi. Operasyon hatasından bile bahseden olmadı...
Ordunun kendi içerisinde olayı nasıl değerlendirdiği hakkında fazla bilgimiz yok. Ortada sorumluların askeri mahkemeye verildiğine ve cezalandırıldığına dair kamu oyununa akseden bir bilgi yok. Ne Deniz Kuvvetleri Komutanı suçlu bulundu, ne Hava Kuvvetleri Komutanı suçlu bulundu, Ne de Harekat Komuta Merkezinden kimse suçlu bulundu... Ne Genelkurmay Başkanı istifa etti, ne Milli Savunma Bakanı istifa etti, ne de Başbakan... Kocatepe'nin komutanı Güven Erkaya daha sonra Deniz Kuvvetleri Komutanı oldu. Muhtemel suçluların hepsi savaş kahramanı ilan edildiler ve üstün hizmet madalyası ile ödüllendirildiler.
Kamu Oyu Olayın Nasıl Olduğundan Habersizdi
Basın olayı hiç sorun yapmadı. Hatta Türk kamuoyu Kocatepe’nin nasıl batırıldığı konusunda bile doğru dürüst bilgilendirilmedi. Olayı Türk basının nasıl verdiğini öğrenmek için Milliyet gazetesinin internetteki arşivine girdim. 25 Temmuzda “Kocatepe’yi Kaybettik” diye bir haber var. Haberde, özet olarak, “Genelkurmay Genel Sekreterliği Halkla İlişkiler Şubesi bir bildiri yayınlayarak, Kıbrıs harekâtının en şiddetli cereyan ettiği ilk gününde “Kocatepe” gemisinin kaybedildiğini açıklamıştır” deniyor, hayatta kalan personeli kurtarmak üzere Deniz Kuvvetlerine ait uçaklar ve gemilerle aramaya devam edildiği bildiriliyordu. Geminin nasıl battığı kim tarafından batırıldığı hakkında hiç bir bilgi verilmiyordu. Sonraki günlerde de da incelediğim birinci sayfalarda Kocatepe’den hiç bahsedilmiyordu.
Türkiye kamuoyu Kocatepe’nin kendi uçaklarımız tarafından 8 saat bombalanarak nasıl batırıldığını yıllar sonra Mehmet Ali Birand’ın yazdığı “30 Sıcak Gün” adlı kitaptan öğrendi. Evet, bütün dünyanın bildiği, dünya televizyonları ve haber ajansları tarafından günü gününe bütün dünyaya duyurulmuş olan olay Türk kamuoyundan yıllarca saklanmıştı.
Olay Ancak 13 Yıl Sonra Gündeme Getiriliyor
Türk basınını Kocatepe olayını olaydan 13 yıl sonra tartışmaya başlıyor. Can Dündar, basının bu olaydaki tutumunu ve kamuoyunun duyarsızlığını, 1995 yılında yazdığı bir makalede açık olarak ortaya koyuyor:
“1987 yılında Sabah, Hürriyet ve Milliyet gazeteleri Kocatepe olayını aniden gündeme getirip, tartışmaya açtıklarında, dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Emin Göksan, sert bir çıkış yaparak "Aradan 100 yıl da geçse bu konuda konuşmam" demiş ve böyle askeri konuların uluorta tartışılmasının çok kötü sonuçlar verebileceğini söylemişti.”
...
Ben ODTÜ'de master tezimi Kocatepe olayının basın ve kamuoyundaki yansımaları üzerine yazdım.
Kocatepe olayının asıl ayırdedici özelliği, sivillerin, askeri konuları ele alıp, işlemedeki çekingenliklerinin tarihi bir kanıtı olmasıdır.
Bazı ayrıntıları, ancak şimdilerde yayınlanan anılarla günışığına çıkan bu bahtsız olayın öyküsü için gazete arşivlerine giderseniz, geminin batırıldığı günün ertesinde şu haberi görürsünüz:
"Türk uyarılarına rağmen yasak bölgede ilerleyen bir Yunan konvoyu jetlerimizin saldırısıyla ağır kayıplar verdi".
Aradan 5 gün geçtikten sonra işin aslı (yani saldırılan konvoyun Yunanlılar'a değil, Türkler'e ait olduğu) anlaşılmış, ama Genelkurmay hiçbir düzeltme yapmamıştı. Sadece "Kocatepe'nin operasyonun ilk günü battığı” duyurulmuş, ama yine hiç ayrıntı verilmemişti.
İşin ilginç yanı şu ki, Kocatepe'yi yanlışlıkla Türk jetlerinin vurduğunu bütün dünyayla birlikte Türk basını da öğrenmişti. Ancak o günlerde hiç kimse bu konuda bir tek satır yazmadı.
Türk kamuoyu, tarihimizin bu ilk deniz savaşında yanlışlıkla kendi gemimizi vurduğumuzu ne zaman öğrendi biliyor musunuz?
Tam bir yıl sonra... Mehmet Ali Birand Milliyet'te Kıbrıs savaşının 1. yıldönümü için "30 Sıcak Gün"ü yazdığında...
Bu yayının bile nasıl korkularla yapıldığı bir yana, yayından sonra da hiçbir gazete bu konunun üzerine gitmemiş, Meclis'te yaprak kımıldamamış, kamuoyundan hiç ses çıkmamış, dönemin Başbakanı Ecevit, konunun askerlerin içişleri olduğunu söyleyip çekilmiş, Genelkurmay'ın kendi bünyesinde yaptığı (olayın üstünü örten) soruşturma ise ancak 13 yıl sonra basına sızmıştır.”
Kocatepe’nin batırılması olayı, bir operasyonun nasıl kötü yönetileceğine, olayın halktan nasıl saklanacağına, nasıl hesabı sorulmadan kapatılacağına bir örnek... Biz olayın bize unutturulmak istendiğini düşünürken, olay 34 insanın öldürüldüğü korkunç bir olayı sıradanlaştırmak için gerekçe olarak kullanıldı...