Böyle Operasyon Hatası Olmaz
|| Sayfayı Paylaş || Sayfayı Yazdır || PDF'e Çevir ||
A. Faruk Özgür

Yayın Tarihi : 16/01/2012
PKK bayram ediyor. Güvenlik güçlerinin yanlışlarla dolu bir operasyon sonucu, suçsuz, devlete sadık 35 köylüyü öldürmesi, belli ki onları son derece memnun etti. Bir taşla iki kuş vurmuş gibiler. Hem devletle işbirliği yapanların zarar görmesinin tadını çıkarıyorlar, hem de oluşan tepkiyi kullanıyorlar. Selahattin Demirtaşlar’a, Gülten Kışanaklar’a, Hasip Kaplanlar’a, Ahmet Türkler’e, Leyla Zanalar’a, Sırrı Süreyya Önderler’e, Ertuğrul Kürkçüler’e gün doğdu. Cenazeleri köylülerin elinden aldılar, PKK bayraklarına sararak gösteri yapıyorlar, halkı devlet aleyhine kışkırtmak için fırsatı kaçırmıyorlar, kaymakamları linç etmeye çalışıyorlar.
27 Temmuz 1993, Bad Kleinen

Wolfgang Grams Almanya’daki terör örgütü RAF’ın en önde gelen elemanlarından biri idi. Çok sayıda ve ölümle biten terör olayından sorumlu tutuluyordu. Grams 27 Temmuz 1993’te Mecklenburg’da Bad Kleinen’de Alman terörle mücadele örgütü GSG 9 elemanları tarafından kıstırıldı. Grams güvenlik güçlerine silahla cevap verdi. Çıkan çarpışmada güvenlik elemanlarından biri öldü, Grams da başından aldığı bir kurşunla ölü olarak ele geçirildi.
Yalnızca bir sorun vardı: Grams intihar mı etmişti, çarpışmada mı öldürülmüştü, yoksa Grams tehlikesiz hale getirildikten sonra güvenlik güçleri tarafından mı vurulmuştu.  Olayın resmi versiyonu Grams’ın intihar ettiğini söylüyordu, fakat olayın görgü şahitleri GSG 9 elamanlarının hareketsiz yerde yatan Grams’ın kafasına ateş edip infaz ettiklerini söylüyorlardı. 
O zamanki İçişleri Bakanı Rudolf Seiters (CDU) kötü yönetilen operasyondan kendini sorumlu görerek istifa etti.

Uludere Olayından Bir Hafta Önce, Mardin-Heybeli Köyü

Mersin’de yaşayan ve Mardin’e köyünü ziyarete gelen 48 yaşındaki Mehmet Eren, 20 Aralık Salı günü köydeki evinin tesisatını yapması için eşinin amcasının oğlu olan 37 yaşındaki Yusuf Akın’ı çağırdı. Heybeli köyüne beş dakika uzaklıktaki Göllü Köyü’nde yaşayan Yusuf Akın da minibüsü ile gelerek, Mehmet Eren ile beraber evdeki su tesisatını yapmaya başladı.
Akşam 20:00 sıralarında da işleri bittikten sonra, Yusuf Akın yanında getirdiği beton delme aleti ile diğer aletleri aracına yüklemek için Mehmet Eren ile beraber dışarı çıktı. Her ikisinin de elinde el feneri bulunan Eren ve Akın, bir anda ateşe maruz kaldı. Açılan ateşte Yusuf Akın başından yara alırken, Mehmet Eren de kalçasından yaralandı. Yanlış kişileri vurduğunu anlayan jandarma ağır yaralı olan Akın için hemen ambulans çağırdı. Ancak önce Mardin’e ve ardından da Diyarbakır’a götürülen Akın hayatını kaybetti.  
Salı akşamı Heybeli köyü yakınlarında 2 PKKlı bulunduğu ihbarını alan Jandarma Özel Harekât Timleri’nin köy yakınında pusu kurmasından sonra gerçekleşen olayda, terörist zannedilerek öldürülen Yusuf Akın’ın jandarmanın tesisatçısı olduğu ortaya çıktı. Tesisat işlerinin bitmesinin ardından evden çıkan Akın’ın elindeki alet, askerlerce uzun namlulu suikast silahı Kanas veya Bixi zannedilmişti.
Olay Uludere’de olanlardan bir hafta önce yaşandı. Gazeteler olayı ertesi günü verdiler. Olayın üzerinde duran olmadı. Olay sonrası ne yapıldığını bilmiyoruz. Bildiğimiz olay sebebiyle herhangi bir devlet görevlisinin görevden alınmadığı, İçişleri Bakanı’nın da bu olay sebebiyle istifayı düşünmediği...
28 Haziran 2010, Amanos Dağları-Şekerim Deresi

28 Haziran 2010’da Hassa’nın Çardak Yaylası’nda PKKlılar’a pusu kuran askerler, terörist sanarak kekik toplayan köylülere ateş açtı. 2 köylü öldü, 1 köylü yaralandı, bir köylü dereye atlayarak kurtuldu. 
Amanos Dağları eteğindeki Çardak Yaylası Dedemli Köyü’ne bağlı yaylada yaşayan 60 yaşındaki İbrahim Yalçın, 62 yaşındaki Mustafa Fil, 61 yaşındaki Ali Dalmış ve 72 yaşındaki Mehmet Sak, Amanos Dağları‘na kekik toplamaya gitti. PKK’lıların zaman zaman eylemlerde bulunduğu Amanos Dağı’nda terörist grubu takip eden güvenlik güçleri de Şekerim Deresi mevkiinde pusu kurmuştu.
Ancak ormanlık alanda kekik toplayan köylüleri, beklenen terörist gruptan sanan askerler ateş açtı. Köylülerden Mustafa Fil ile Ali Dalmış hayatını kaybetti.
Olaydan yaralı kurtulan İbrahim Yalçın, güvenlik güçlerini arayıp, “Kekik toplarken PKKlılar’ın saldırısına uğradık” diyerek yardım istedi. Ancak olayın PKK saldırısı olmadığı, yanlışlıkla askerlerin ateş açması sonucunda meydana geldiği anlaşıldı.
Hatay Valisi Celalettin Lekesiz 2 köylünün askerin yanlışlıkla ateş açması sonucu öldüğünü doğruladı. Yaralı Mehmet Sak’ı hastanede ziyaret eden Vali Lekesiz olay nedeniyle çok üzgün olduklarını söyledi. Olayın ardından İl Jandarma Alay Komutanı Vedat Çolak ve Emniyet Müdürü Ragıp Kılıç Dedemli köyüne giderek taziye ziyaretinde bulundu.
Aylar sonra olayın Antakya Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşmasında,  zanlıların tutuksuz yargılanmalarının devamına, olay gününün hava koşullarıyla ilgili meteoroloji müdürlüğünden rapor istenmesine ve tim komutanının mahkemede dinlenmesine,  duruşmanın 28 Temmuz 2011 tarihine ertelenmesine karar verildi. Bilmiyorum, bu haber gazetelerde yer aldı mı, aldıysa kaçıncı sayfada kaç satır olarak verildi?
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Uludere’de katledilen 35 yurttaş Marmaris’in bir köyünde bombalanıp katledilseydi tepkiniz bu mu olurdu ey kardeş Türk halkı?” diye soruyor. Demirtaş’ın bu sorusuna, “Evet öyle olurdu” diye birçok örnekle cevap verilebilir. Amanoslar’da olan olay da buna bir örnektir. Olayda ölenlerin etnik kökenini bilmiyorum, ama yörenin etnik yapısına göre muhtemelen Kürt değildirler. Halkımızın tepkisi Uludere’de ki olaya verdikleri tepkiden farklı olmamıştır, sadece aynı derecede üzülmüşlerdir, hatta Uludere’de ölenler daha çok olduğu için daha da çok üzülmüşlerdir. Devletin tepkisi de Güneydoğu’da olanlara verdiği tepki gibi olmuştur: Önce üzüntülerini belirtmişler, sorumluların en ağır şekilde cezalandırılacağını söylemişler, sonra da unutup gitmişlerdir. 
Devlet Halkını Bombalar mı?
Başbakan Tayyip Erdoğan, Türkiye-Irak sınırında 35 sivilin F-16larla bombalanarak öldürülmesi üzerine bir gazetede çıkan “Devlet halkını bombaladı” başlığını kasıtlı buluyor ve “Bir defa hiçbir devlet halkını kalkıp da kastı mahsusa ile bombalamaz”  diyor. Bir insanın “devleti” bu kadar hatadan arî görmesi için galiba Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olması gerekiyor. Uzağa gitmeye gerek yok, yaşadığımız coğrafyada her gün devletler kastı mahsusa ile halkını bombalıyor. En yakın komşumuzda her Cuma günü devlet halkını acımadan bombalayarak öldürüyor. Hele Türkiye Cumhuriyeti, halkına yaptığı ayrımcılıkta hiç bir devletten daha geride değil, üniversitelerine bir kısım vatandaşlarını, dünya görüşünü ve kıyafetini beğenmediği için sokmuyor, mahkemelerinde şahit olarak dinlemiyor. Ne var ki, bu ülkede Başbakanlık koltuğuna oturan politikacılar, devletin yurttaşlarına yaptığı haksızlıkları çabuk unutuyor.
Kendilerini milliyetçi zanneden bazı politikacılar, devletin halkını yanlışlıkla bombalama hakkı olduğuna bile inanıyorlar. MHP Genel Başkanı, Uludere’de yaşananları değerlendirdiği konuşmasında, “Yüzde bir bile ihtimal olsa, sınırlarımızdan kanundışı yollardan girenlerin bir tek Mehmetçik’e, bir tek vatandaşımıza zarar vereceği hesap ediliyorsa ve bir tehdit olarak görülüyorsa devlet derhal gereğini yapmalıdır ve bu son olayda da yapmıştır” diyor. Devlet Bahçeli’nin olayı bu şekilde değerlendirmesi bizi şaşırtmadı. Bu insanı önemsemeyen, devleti insanın ve yurttaşların üzerinde gören bildik bir görüştür. Milliyetçi bir parti lideri gerçekten “millet” kelimesine bir anlam yüklüyorsa, onun asıl söylemesi gereken, , “Mehmetçik orda vatandaşın güvenliği için vardır, görevini yaparken tek bir vatandaşın bile zarar görmemesi için sorumlu ve dikkatli davranması gerekir”dir. 

16.01.2012
Yazara ait tüm yazılar
Sonuçlar: 1 - 10 , Toplam kayıt: 48, Sayfa:
1
Web Tasarım