Ülke dikensiz gül bahçesine mi döndü!
|| Sayfayı Paylaş || Sayfayı Yazdır || PDF'e Çevir ||
Ufuk Coşkun

Yayın Tarihi : 13/12/2011

Seyit Rıza’yı idam etmek için uyduruktan bir mahkeme tertiplenir, savunması bile alınmadan bir gece vakti infaz edilir. Elazığ’da bu infazı gerçekleştirecek bir Çingene ararlar ancak bulamazlar. Sonunda dışarıdan gelen bir Çingene ile kelle başı 10 liraya anlaşırlar. İşte Seyit Rıza ipi boynuna geçirmek için gelen bu Çingene’ye bile fırsat vermedi. İpi boynuna kendi geçirdi, taburesini kendi devirdi. Bu düzenbaz canilerle konuşmadı bile.. Onlara göre ulus devletin inşası önünde bir engeldi Seyit Rıza. O yüzden asıldı.. Haftalarca süren bombalamalarla, toplarla, tüfeklerle, zehirli gazlarla güya bu engeli ortadan kaldırmış oluyorlardı. Seyit Rızalar, İskilipli Atıf hocalar ortadan kalkınca ülkenin dikensiz gül bahçesine döneceğini sanıyorlardı.

Bu insanlara analarından emdikleri sütü burunlarından getirdiler, çocuklarını gözleri önünde öldürdüler, hayvanlarını varana kadar kestiler ama başaramadılar. Dersimde Alevilere, Ağrı’da Kürtlere, Menemende de İslamcılara gözdağı veriliyor. Hele Dersim tam bir felaket. Dersim katliamından sonra ele geçirilen birtakım hayvanlar kayıtlara “ganimet olarak “geçiriliyor. Ağrı’da işi o kadar abartıyorlar ki canlarını kurtarmak için İran sınırını geçen insanların tepesine bomba yağdırmaya devam ediyorlar. Neredeyse İran’la savaşın eşiğine geliyoruz. Hatta İran’a bir açıklama yapılıyor sizinle alakası yok diye. Keza bir ölüm makinesi gibi işleyen İstiklal mahkemelerinde binlerce insan infaz ediliyor vs.

İnsan karşıtı darbeci kesimin hala azınlıklara, Kürtlere, Alevilere vs. farklılıklara bakışı değişmemiştir. Ne zaman insancıl bir adım atılsa canileşirler. Derin yapılanmalarıyla(Ergenekon gibi)  “her şey vatan içindir” denilerek farklı kesimler sindirilmeye çalışılır. Bu konuda adım atan siyasetçiler ve fikir adamları da kurşunlanır. Ergenekon hala kimilerine göre sanki gözü dönmüş, serseri bir grubunun oluşturduğu bir mahalle çeteleşmesi gibi algılanıyor. Kökleri Tanzimat’a kadar giden bir zihniyet söz konusu. Dün Menderes’i asanlarla, Ecevit’i ve Özal’ı kurşunlatanlar, Kafes ve Balyoz planları yapanlar aynı zihniyetin ürünü insanlar. Bu ülkede Sünni’nin sırtını sıvazlayarak Alevileri ezenler, sağcıya gaz vererek solcuları ortadan kaldıranlar, bugün solcuların ve milliyetçilerin sırtını sıvazlayarak özgürlükçüleri ezmeye niyetlenenler aynı zihniyetin ürünü insanlardır. Laiklik elden gidiyor, şeriat geliyor, vatan bölünüyor gibi tepkileri paranoyak oldukları için değil alanlarını genişletmek için dillendiriyorlar. Neticede yeni bir ulus devlet projesi tutmadı.

“Şüphe değil kesinliktir insanı deli eden” der Nietzsche. Artık o kadar kesinlik var ki bizi deli eden. Ama bu şuursuzluğu, akıl tutulmasını, antidemokratikliği, insansızlığı ve ırkçılığı ortadan kaldırabilecek ve ciddi bir toplumsal kırılmaya yol açabilecek bir şey var o da; hakkı, hukuku, özgürlüğü ve insanlığı gasp edilen farklılıkların bir arada sağlam bir duruş sergileyerek birbirlerinin hak ve özgürlüklerini sahiplenmeleridir. Ben başka yol bilmiyorum.

Artık herkes bir diğerinin hak ve özgürlüğünü sahip çıkmak mecburiyetindedir. Özgürlük ve adalet herkese ayrımsız talep edilmelidir. Ezenlerin diline sahip olmakla, bir diğerinin özgürlüğünü yok saymakla daha uzun yıllar insanlık konusunda bir yere varamayacağız. Bu ülkede Sünni Alevinin, Alevi Sünni’nin, Sağ solcunun, sol sağcının, Türk Kürdün, Kürt Türkün, İslamcı Ateistin, Ateist İslamcının hak ve hukukunu koruyup kollamadığı sürece “Ergenekon” bitmeyecektir. Biliyoruz ve anlıyoruz ki bunca yıl yapılan tüm engellemeler, özgürleşmemiz yönündeki kısıtlamalar, adaletsizlikler ayrım gözetilmeksizin herkese yapıldı. Bunca olup bitenden sonra “benim sorunum senin sorunundan daha önemlidir” gibi saçma bir tartışmanın içerisinde olmanın kimseye bir faydası olmayacaktır. Bu bakımdan düşen bir Kürt’ün elinden ilk tutanın bir Türk olması çok önem arz ediyor.

Yıllardır Türk Kürdü, Kürd Türk’ü, solcu sağcıyı, sağcı solcuyu, Sünni Alevi’yi, Alevi Sünni’yi, İslamcı ateisti, ateist İslamcıyı kovmaya çalıştı bu ülkeden. Kimse bir diğerini istemedi. Kısacası bizler öncelikle hâkim ideoloji tarafından insanlığımızın sömürülmesine müsait bir zemin oluşturduk. Vahim olan aynı anlayışın kısmen devam ettiriliyor olmasıdır. Ancak yine de herkesin bir diğerini kucakladığı, şahsiyetini, kültürünü, inancını, mezhebini yücelttiği, saygı duyduğu, sahip çıktığı bir ortamı oluşturmak elimizdedir. Yeter ki bunca haksızlığın, adaletsizliğin ve hukuksuzluğun adresini bilelim. Ve birbirimizin hak ve özgürlüklerini sahip çıkalım. Aramıza atılan nifak tohumlarını temizleyerek, sislerden arındırılmış duru bir zihinle ve kesin bir kararlılıkla… Darbecilere hizmet eden, beyinleri sulanmış, resmi ideolojinin gönüllü acentesi gibi çalışan sözde aydınların söylemlerine kulak asmadan, derinlikli, insanı ortaya çıkaran bir ahlaki anlayışı kendi aramızda yaygınlaştırarak yani özgürlüğü ve adaleti herkes için arzu ederek bunu başarabiliriz..

 

Sivil Düşünce, 13.12.2011

Yazara ait tüm yazılar
Sonuçlar: 1 - 10 , Toplam kayıt: 44, Sayfa:
1
Web Tasarım