.: Bekir Berat Özipek

Yanı başımızdaki üniversite öğrencileriyle buluşmayı bekliyor

Aslında bütün mesele engelleri kaldırmak, arz ve talebi buluşturmak.

Savaştan, iç savaştan veya darbeden dolayı ülkesinden ayrılmak durumunda kalan ve şu an Türkiye’de yaşayan Arap ülkelerinden çok sayıda akademisyen var. Ve sayıları binlerle ölçülen bu insanlardan ders almaya hazır on binlerce öğrenci.

Geriye sadece şekeri, unu, yağı birleştirip helva yapmak kalıyor.

Geçtiğimiz ay İstanbul Medipol Üniversitesi bünyesinde oluşturduğumuz “Medipolis – Akdeniz Araştırmaları Merkezi” tarafından düzenlenen “Türkiye’de Yaşayan Arap Ülkelerinden Akademisyenlerin Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalıştayı”ndaki gündem maddelerinden biri de buydu.

Çok sayıda Türkiyeli ve Arap ülkelerinden akademisyenle sığınmacılık, göç ve üniversite konusunda çalışan uzmanın katıldığı çalıştayda Suriye, Mısır, Irak ve Yemen gibi ciddi altüst oluşlara maruz kalan ülkelerinden gelen akademisyenlerin sorunları masaya yatırıldı ve çözüm önerileri üzerine birlikte kafa yoruldu.

“Üniversitelerde Arapça öğretim veren bölümler açılmalı”

Çalıştay sonrası kaleme alınan raporda yer verilen önerilerinden biri, üniversitelerde dili Arapça olan bölümlerin açılması. Tıpkı İngilizce bölümler gibi.

“Türkiye’ye göç etmiş nüfus ve bu nüfusun öğretim üyesi ve öğrenci potansiyeli açısından büyüklüğü göz önüne alındığında, üniversitelerde Arapça eğitim yapan bölümlerin açılması acil bir ihtiyaç olarak gündeme gelmektedir. Bunun için YÖK’ün, bir bölüm kurulabilmesi için en az üç Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğretim üyesi ve yabancı öğrencilerin mevcudunun en fazla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerin sayısının yarısı kadar olması zorunluluğunu kaldırması yeterli olacaktır.”

Bu zorunluluğun da herhangi bir yasa veya yönetmelikten kaynaklanmadığı, “teamüle” dayandığı ifade edilen rapor, YÖK’ün bu fiili çekinceyi kaldırmasının yeterli olacağı tespitine yer veriyor.

Üniversitelerin bünyesinde -ABD’dekine benzer bir sistemle- dışarıdan sponsorla kürsü, bölüm, fakülte, enstitü kurulabilmesinin önündeki yasal engellerin kaldırılması; Arap üniversitelerine Türkiye’de akademik birim açabilme imkânının sağlanması da ciddi bir rahatlama sağlayacak.

“Arap üniversiteleri kurulmalı”

Ama fazlası da mümkün ve gerekli.

Üstelik bir kısım akademisyenin “biz işsiz kalırız” diye kaygılanmasına da gerek yok. Maddi bir yük de getirmediği gibi ülke ekonomisine katkı sağlama potansiyeli de var. Rapordaki ifadelerle:

“Hem akademisyenler için istihdam sağlanmış olacak, hem öğrenim çağında olan öğrenciler bundan istifade edecek, hem de bu üniversiteler, Türkiye’ye de ciddi bir prestij ve ekonomik katkı sağlayacak bölgesel düzeyde cazibe merkezleri haline gelecektir.”

Bütün akademik katkılarının ötesinde, İlahiyat Fakülteleri örneğinde yıllar boyunca Arapça dersi verip Arapça öğretemeyen bir ülkede, bu dili konuşan akademisyenlerin varlığını bir şans olarak görmek gerek.

Tarihin trajik bir kırılma anında ülkelerinden savrulan akademisyenleri öğrencileriyle buluşturmak, Türkiye’nin yükseköğretim kapasitesini geliştirmek ve sıkıntılı bir süreci herkes için avantaja dönüştürmek mümkün.

Çalıştayın haberine ve oradan üretilen raporun Türkçe, Arapça ve İngilizce versiyonlarına şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://www.medipol.edu.tr/Haber/1094/%E2%80%9CTurkiye-de-Arap-universiteleri-kurulmali%E2%80%9D.aspx

Serbestiyet, 26.06.2016

Ayrıca bakınız...

100. yılı münasebetiyle Ekim Devrimi niçin ele alınmalı

100. yılı münasebetiyle: Ekim Devrimi niçin ele alınmalı?

Bu sene, 1917’de vuku bulan Ekim Devrimi’nin (ED) yüzüncü yılı. Bu münasebetle dünyanın birçok yerinde ...