.: Burak Ertaştan

Yandaş FETÖ’cülere

17/25 Aralık’ın patlak verdiği günlerdi. Hastaydım. İstirahatle atlatamayınca önce hekime gittim, sonra civardaki eczanelerden birine ilaç almaya.

Orta sehpadaki Zaman gazetesi, okuyan kimse olmadığı halde, eczane sahibinin ‘büyük kavga’daki yerini göstermek için özellikle açık bırakılmıştı sanki. Böylesine netâmeli bir konuda, müşterilerinin bir kısmının siyasî görüş ve hissiyatını dışlayıcı bir tutum takınmayı göze alması, eczane sahibinin Gülen’e bağlılığıyla açıklanabilirdi, ancak. Ve tabiî, günün sonunda kazanacak tarafta durduğundan emin olmasıyla.

O ve onun gibilerin kazanacağı bir ülkede yaşamak istemiyordum. Bu, o eczaneden son ilaç alışım oldu.

Bir arkadaşımın aradığı bir ilacı sormak için, geçen yaz aynı eczaneye tekrar girdim. Vaktiyle Zaman gazetesinin işgal ettiği sehpaya yayılan Sabah gazetesi, eczane sahibinin FETÖ ile bağlantısının olmadığını (yahut kalmadığını) ilan ediyordu, adeta.

Gülen’le yollarını ayıranların -nedametlerinde samimi iseler tabiî- yapması gereken en son şey, Erdoğan’a övgüler düzmek olmalıydı bana göre. Dün Erdoğan’ı bir kaşık suda boğmak isteyenlerin bugün ona methiyeler düzmeye başlaması samimiyetlerinin sorgulanmasına yol açıyor.

İmkân olsa da bu saçmalığı yüzüne anlatabilsem.

Muhayyel bir konuşma

“Bilmiyorsan -ki görünüşe göre bilmiyorsun- anlatmakta fayda var: Muhalif olmakla, darbeci olmak farklı şeyler.

Senin sorunun Erdoğan’ı sevmemek, onu desteklememek yahut iktidardan uzaklaşmasını istemek değildi ki şimdi onu desteklermiş gibi yapıyorsun.

Senin sorunun -suçun demiyorum bak! Burası mahkeme değil, ben de hâkim değilim zira…

Senin sorunun bu amaca ulaşmak için hukuk ve siyaset dışı yollara tevessül eden bir yapının parçası olmaya, onların değirmenine su taşımaya devam etmek.

15 Temmuz’dan önceydi o, deme bana…

15 Temmuz, bu yapının elini kana buladığı tarih. İşledikleri suçların, girdikleri günahların şahikası yani. İnkâr edebilirler, ancak kimseyi inandıramazlar.

Bu tarihten önce de FETÖ’den şüphelenmeni, mesafe koymanı, tavır almanı gerektiren pek çok şey yaşandı bu ülkede. Bunların hepsini görmezden geldin.

Sana suç işledin demiyorum, bak. Bunu bilmiyorum, çünkü. Varsa araştırıp bulmak da benim işim değil. Ama kabahatlisin. Apaçık bir kötülük varken ortada, kalbinle dahi buğz etmedin. Bilâkis, gazetelerini almaya, yaydıkları habere inanmaya ve çevreni inandırmaya devam ettin. Suçtan ziyade vicdanî bir yük seninkisi, ahlakî bir yük, bir vebal.

Hadiseler başka türlü cereyan etse idi, muhtemelen karşımda mağrur, muzaffer, buyurgan, hatta -kim bilir- kahhar bir eda ile duruyor olacaktın.

Su-i zanla hareket ediyorsun, diyeceksin şimdi. Hayır, belki sadece zanla… Güçlü olduğunuz dönemde neler yaptığınızı hatırla. Su-i zanda bulunmak için dahi elinizde birşey yokken, yüzlerce insanın hayatını kararttığınız İzmir’deki askerî casusluk dâvâsı, kötülüklerinizden sadece biri. 15 Temmuz başarılı olsa ve güç elinize geçse idi, yaşanacakları tahmin bile edemiyorum.

Peki ne olacak?

FETÖ kurumlarıyla girdiğin her türlü para ve ilişki trafiği derinlemesine incelenince bir suç unsuruna rastlanmayacağından eminsen, tasalanma. Sadece Zaman gazetesi abonesi idin, Bank Asya’ya para yatırdın diye hapse girmezsin. Yeter ki 15 Temmuz’dan sonra FETÖ ile aranda bir bağ kalmamış olsun. Ne doğrudan, ne dolaylı. Bu tarihten sonra örgütle her temasın “terör” tanımına girer ve mahiyetine göre kademe kademe suç teşkil eder.

Dâvâlar nasıl seyreder, mahkeme ne karar verir, bilemem. Olacakları değil, olması gerekeni söylüyorum sana. Açıkça suça bulaşmadı isen, 15 Temmuz öncesinde FETÖ ile temasım var diye korkma.

İnsanlara gelince… 15 Temmuz öncesi yaptıklarınız için seni ve senin gibileri kınar, selamı-sabahı, belki bir süre alışverişi keserler. Hafıza-i beşer nisyan ile malûl, insanlar bağışlayıcıdır. Aynı hatayı tekrarlamadığın görülürse her şey geride kalır.

Ömür boyu süren bir kin ve küslük yoktur. Yeter ki FETÖ’yü çıkar hayatından.

Erdoğan’ı sevmiyorsan da sever gibi görünme. Kimse kimseyi sevmek ve desteklemek zorunda değil. Saygı ve nezaket yeterli.”

Ayrıca bakınız...

Geleceğin inşası ve muhafazakârlar

Geleceğin inşası ve muhafazakârlar

Fırınlarda, pastanelerde ve marketlerde imsakiyelerin dağıtıldığı, hemen her gazetenin bir ramazan sayfası veya ilâvesi verdiği, ...