.: HurFikirler

Üniversite ve Fanatizm

Türkiye’nin en çok tartışılan kurumlarının başında üniversite gelmektedir. Üniversitelerin sürekli ideolojik ve siyasi tartışmalarla gündeme gelmesi, bu kurumların asli işlevleri olan bilimsel araştırma ve düşünce üretme yapmanın önünde engel oluşturmaktadır. Üniversitelerin varoluş nedenlerinin dışında başka faaliyetlerle meşgul olmaları üniversite kavramı ve olgusunun radikal bir şekilde tartışılmasına neden olmaktadır.

Üniversite ve akademik sermaye açısından çok zengin olmayan ülkemizin yüksek öğrenim kurumlarından biri olan ODTÜ hakkında zihinlerde en seçkin üniversitelerden biri şeklinde pozitif bir algı oluşmuş bulunmaktadır. Son günlerde ODTÜ’de yaşanan bir olay, bu üniversitenin akademik niteliğinden çok fanatizm ve faşizmle gündeme gelmesine neden oldu. Her üniversiteye kayıt döneminde özel yurtlar, öğrenci çekebilmek amacıyla kampüslerde stantlar açarlar. ODTÜ’de bu sene açılan özel yurt stantlarında görev yapan başörtülü kızlar, Komünist görüşlü kız öğrencilerin taciz niteliğindeki saldırılarına maruz kaldılar. Komünist görüşlü kızlar, cemaat yurtlarının standını üniversitede istemediklerini söyleyerek başörtülü öğrencilerin kampüsten çıkması için saldırganca tutum, davranış ve söylemlerde bulundular. Yaşanan bu olay, üniversite, fanatizm ve çoğulculuk kavramları konusunda yeniden düşünmemizi gerektirmektedir.

İnsanların beğenmediği bir grubu eleştirme ve faaliyetlerini protesto etme hakkı vardır. Ancak ODTÜ’deki saldırıyı gerçekleştiren Komünist öğrenciler, beğenmedikleri bir grubu protesto etmek yerine onlara karşı saldırganlık düzeyinde tutum, davranış ve söylemler ortaya koymuşlardır. Başörtülü öğrencileri kampus dışına çıkarmak için güvenlik görevlilerinin çağrılması, hiçbir hakları olmamasına rağmen kimlik sormaları ve istemediklerimizi buraya sokmayız şeklindeki dayatmacı tavırlar ODTÜ saldırısının sivil demokratik bir protesto olarak değil, fanatizm ve şiddet içeren bir zorbalık ve taciz olarak niteleyebiliriz.

ODTÜ saldırısı, bu ülkede bazılarının, kendilerini toplumun çoğunluğundan üstün görme ve topluma tahakküm etme imtiyazını kendilerinde görme şeklindeki faşist ve patolojik ruh halini ve zihniyetini tezahür ettirmektedir. Kendilerinden farklı olanla eşit olmayı kabul etmeyen ve farklı olanla aynı mekânda olmayı hazmetmeyen Komünist görüş sahipleri, saldırgan, niteliksiz ve fanatik bir insan tipini üniversite kampüsü içerisinde sergileyebilmişlerdir.

Yaşanan olay, kamuoyunda ODTÜ’de faşizmin hortlaması olarak değerlendirildi. ODTÜ’de gerçekleşen saldırı, gerçek anlamda faşizmin günlük hayatlarımıza nasıl saldırabileceği, faşizmin sıradanlaşması halinde ortaya insanlık adına utanç verici sahnelerin çıkmasını göstermesi açısında sarsıcıydı. Komünist görüşlülerin cemaat yurtlarını istemiyoruz gerekçesiyle başörtülü öğrencilere saldırması ve onları kampüsten kovmaya kalkışması, 1950’li yıllarda Amerika’da beyazların siyahları okullardan kovmasını hatırlatmaktadır. Irkçılığın ve faşizmin ülkemizin önde gelen bir üniversitesinde saldırganlık ve taciz olarak önümüze çıkması, insanlık adına hepimizi utandırmış ve kaygılandırmıştır. Ancak ODTÜ saldırısı, faşizmin ve komünizmin özünde insana karşı olduklarını, farklı gördükleri insanları ortadan kaldırmak dahil her türlü zorbalığa başvurabilecek barbarlıklar olduğunu bir kez daha bize göstermiştir. Komünizm, sosyalizm, faşizm, nasyonalizm ve ırkçılık gibi kolektivist ideolojilerin barbarlıktan başka bir şey olmadığını ODTÜ saldırısında yeniden gördük.

Komünizm ve faşizmin ittifak kurduğu ODTÜ saldırısında Komünist kızlar, sivil dini yapıları ve dindarları ötekileştirme ve öcüleştirme konusunda büyük bir yeteneğe ve kapasiteye sahip olduklarını tezahür ettirmişlerdir. Cemaatleri ve dindarları istememenin kendilerine fanatizm ve ayırımcılık yapma imtiyazı verdiğini düşünen Komünist faşistler, toplumun da kendilerini onaylamasını ve istedikleri yerde faşizmlerini uygulama ayrıcalığını bütün topluma dayatmaya kalkmışlardır. İnsan onuruna utanç verici bir saldırı niteliğindeki bu olay, faşizmin en seçkin bir üniversitede bile ortaya çıkabileceğini, bu üniversite öğrencilerinin ciddi bir bölümünün farklılıkları tanıyarak onlarla ilişki içine girerek birlikte yaşama düşüncesine sahip olmadıklarını, ama kendilerinden farklı olanı kovma ve yok etme şeklindeki fanatizmi benimsedikleri görülmektedir.

ODTÜ, Türkiye’nin iki yüze yakın üniversitesi arasında önemli bir kurum olarak vardır. Sol, sosyalist ve komünist çevreler, ODTÜ’yü kendi arka bahçeleri olarak görmekte ve bu üniversitede yapacakları her türlü fanatizmin ve şiddetin kendi meşru imtiyazları olduğu şeklinde patolojik bir saplantı içindedirler. Sosyalist kolektivizmin mekânları fetişleştirme saplantısı öteden beri bilinmektedir. Taksim’i bir meydan olmanın ötesinde kendisinin kutsal merkezi olarak tasavvur eden Sosyalist faşizm için ODTÜ, devrimciliğin beşiği olan bir yerdir. ODTÜ’yü özgür bir akademik bir kurum olarak görmeyen bu anlayış, sergilediği zorbalık ve fanatizmle ODTÜ’nün sırtında kaldırılması imkânsız bir yüke dönüşmüş bulunmaktadır.

Üniversiteler, özgürce her türlü fikrin tartışıldığı, bütün insani farklılıkların var olduğu ve hiç kimsenin ötekine tahakküm etmediği kurumlardır. Ancak otoriter ve totaliter nitelikli toplumsal mühendislik projelerinin kurgulandığı yapılar olarak işlev gören üniversiteler, akademik araştırma, akademik özgürlük ve çoğulculuk gibi temel niteliklerini büyük ölçüde yitirmiş bulunmaktadırlar. ODTÜ saldırısı, üniversitenin otoriter ve totaliter grupların tahakküm sahası olmaktan çıkarılması gerektiğini, bütün farklılıkların özgürce ve barışçıl bir şekilde yarıştığı ve birlikte var olduğu bir atmosfere sahip olma ihtiyacını hepimize fark ettirmiştir. ODTÜ örneğinde ortaya çıkan fanatizm, ayırımcılık ve zorbalık toplumsal çoğulculuğu ve barışı tehdit ettiği gibi, üniversite kavramının dayandığı eğitim hakkını, akademik özgürlüğü ve kampüs hayatının çoğulculuğunu da zayıflatmaktadır.

Ayrıca bakınız...

Eğitim kimin hakkı, kimin işi

Eğitim kimin hakkı, kimin işi?

Cem Yılmaz meşhur reklamında “eğitim şart” diyordu. Eğitimin gerekli olduğu konusunda toplumun değişik meşrepten bütün ...