.: Berk Ünlü

Türkiye’nin Yeri Meselesi

Eski tartışma, güncel gelişmeler

Türkiye’nin uluslararası siyasette nerede durduğu ve durması gerektiği uzun zamandır üzerine düşünülen iki konu. Bunun yanında uluslararası siyasette anılacak pozisyonlar ve çıkarların tanımlanması üzerine yeni gelişmeler ile de bakmak gerekiyor. Uluslararası politikalar güncelin şartlarına göre şekillenirken konuları eskiden oldukları yerde bırakmamak bir gereklilik. Geçtiğimiz hafta gerçekleşen Kuala Lumpur Zirvesi ve son zamanlarda özellikle Rusya ile geliştirilen “iyi” ilişkiler üzerinden de Türkiye’nin uluslararası siyasetteki yerine tekrar bakmak ve bazı durumları hatırlamak gerekiyor. Evet, uluslararası siyasette pozisyonların sürekli ve kalıcı olmasını beklemek doğru bir yaklaşım olmayabilir ama yeni alınan pozisyonların da ne kadar doğru ve faydalı olacağını tartışmak da gerekir.

ABD ve Avrupa’dan uzaklaşan Türkiye

Denilebilir ki; Türkiye yakın geçmişte ABD ile de başkanlar seviyesinde bir “zirve” gerçekleştirdi. Kuala Lumpur zirvesine normal bir yaklaşım sergilemek ve aşırı anlamlar vermemek gerekir. Aşırı anlamlar vermemek önemli ancak, farklı zirvelere verilen farklı anlamlar Türkiye açısından durumu problemli hale getiriliyor. Türkiye’nin özgürlükler ile problemli olan ülkeler ile ilişkileri olumlulaştırırken, özgürlüklerin bir nebze bile olsa daha ileride olduğu ülkeler ile olumsuz ilişkiler sürdürmesi Türkiye için yanlışlıkları beraberinde getiriyor. Liberal fikirlere daha açık olduğu ortada olan ABD ve Avrupa’ya sürekli olarak olumsuz olarak bakılırken otoriter-totaliter eğilimleri çok açık ortada olan kimi İslamî ülkelere ve Rusya’ya olumlu perspektiflerden bakmak sonunda Türkiye’deki liberal özgürlükçü değerlere verilen önemi azaltma eğilimini taşır.

Bir görüş: Batı dışı ittifaklarda aranılan ekonomik fayda

 Türkiye çok yönlü bir dış politika izlediğini iddia etmekte. Bunun faydalarını kabul etmek gerekir. Bunun yanında çok yönlü dış politikanızda ülkeler karşısında aldığınız pozisyonların içerik olarak neleri taşıdığını da bilmek gerekir. Türkiye bize göre, liberal özgürlükçü değerleri en azından iç politikalarında otoriter-totaliter ülkelere nispetle daha çok taşıyan ülkelerden uzaklaşmakta. Üstelik bunun günümüz uluslararası siyaseti üzerinden ekonomik fayda sağlamak için gerekli olduğunu söylemekte. Buradaki yanlışlıkları vurgulamak özellikle önemli. Günümüzde Batı dışı ittifaklardan elde edilmek istenen “ekonomik” faydaların, liberal özgürlükleri olan bir Türkiye tarafından Türkiye için daha özgür olan ülkeler ile ilişkilerden rahatlıkla sağlanabileceğini düşünmek gerekir. Hatta liberal özgürlükçü değerlerin oluşmasına katkı sağladığı ekonomik değerlerin otoriter-totaliter ülkeler tarafından talep edilebilecek olması da hesaba katılmalıdır. Uluslararası bölgesel liderlik ve rol model olma isteklerini özgürlükler temelinde gerçekleştirmek isteyen bir Türkiye’nin gerçekten özgürlük arayanlar tarafından daha çok talep edileceğini görmek gerekir.

Sadece emperyalizm ve milli, dinî değerler vurgusu

 Kuala Lumpur zirvesinde de ortaya çıkan sonuçlardan bir tanesi yine sadece kendini olumlu ve üstün gören, Batı’dan gelene karşı aşırı olumsuz bakan bir politikayı etkin kılmak isteyen siyasetin arzulanması oldu. Batı’yı çoğunlukla zarar verici ve emperyalist/“sömürücü” olarak gördükten sonra, mutlak doğru değerlerin kendi millî ve dinî geleneklerinden geldiğini iddia ederek siyaseti şekillendirmek istemek kısa vadede bile uluslararası uyumsuzlukları arttırma potansiyelini barındırır. Dinî ve millî değerlerinize önem verme isteğiniz anlaşılabilir ancak, sadece bu değerlerinizi dile getirmenin size zarar verme olasılığını da hesaba katmalısınız. Batıya karşı geliştirilen sınırlı kuşkuculuk rasyonel dış politika yapımının parçası olabilme özelliğini taşırken, Batı’dan kendini koparmak sizi otoriter-totaliter politikalara saplanma tehlikesi ile karşı karşıya bırakabilir. Sıklıkla tekrar edilir “çocuklarımıza daha iyi bir dünya bırakmak” cümlesi. Daha iyi bir dünyanın, bu dünya için özgürlükçü bir ülke olmaktan geçtiğini bilebilmeyi becermek politika yapıcılar için çok da zor olmasa gerek.