.: Murat Yılmaz

Türkiye’nin muhalefet problemi

Türkiye’de muhalefet sorunu devam ediyor. Muhalefet sorunu, muhalefetin güçsüzlüğünden veya etkisizliğinden kaynaklanmıyor. Sorun, muhalefetin amaç, araç, yöntem ve zamanlamasında…  Muhalefetin güçsüzlüğü veya etkisizliği, muhalefetin bu alanda yaptığı büyük hataların bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Hal böyleyken muhalefet adına konuşan aydın, yorumcu ve stratejistlerin iktidara yönelik kin ve nefret söylemi dışına çıkamamaları tartışılması gereken bir başka konudur. Muhalefet nerede hata yaptığını ve eksiklerini sorgulamak, tartışmak yerine, Erdoğan ve AK Parti’ye daha fazla saldırarak moral bulmaya çalışıyor. Devamlı yenilen bir takımın klüp yönetimini, teknik direktörü, oyuncuları, alt yapıyı, tesisleri tartışmak yerine galip gelen takıma mütemadiyen sövmesi, takım kaptanına, oyuncularına, tesislerine, bazen hakemlere ve hatta seyircilere saldırması gibi umutsuz bir durumla karşı karşıyayız.

Muhalefet Problem Çözmeli

Tarihçi Bernard Lewis’in bir mülakatında yaptığı azgelişmişlik tanımı, Türkiye muhalefetinin durumunu özetliyor: Lewis’e göre, bir ülkede kişi başına milli geliri yüz bin dolar olsa dahi, bir problemle karşılaştığında bu problemi başımıza kim sardı, bize kim komplo kurdu diye düşünülüyorsa o ülke azgelişmiştir. Ancak bir ülkede kişi başına milli gelir üç bin dolarsa bile, bir problemle karşılaştığında ben bu problemi nasıl çözerim, bu problemin sebebi nedir diye sorulabiliyorsa o ülke gelişmiş bir ülkedir. Türkiye’deki muhalefet de, ne yazık ki, karşılaştığı problemlerle yüzleşmek, problemi analiz etmek yerine sadece iktidara kızmak, sövmek ve suçlamak dışında bir perspektif geliştiremiyor.

Türkiye muhalefeti, Erdoğan ve AK Parti nefretiyle oluşturduğu söylem karşısında, Erdoğan ve AK Parti’nin cevap vermesinden de rahatsız oluyor. Muhalif aydın, yorumcu ve stratejistlere göre, muhalefetin bütün karşıtlığına ve nefret söylemine rağmen Erdoğan ve AK Parti, politik doğruculuğunu muhafaza etmeli ve muhalefetle sert bir tartışmaya girmemelidir. Bu yaklaşım, sadece muhalefetin değil, nispeten daha ortada, analitik bir yerde ve hatta AK Parti’ye yakın duran çevrelerde de kabul ediliyor. Elbette muhalefet her ne yaparsa yapsın, Erdoğan ve AK Parti’nin savrulmaması gereken hatalar var. Ancak siyasetin tabiatı icabı muhalefete verilmesi gereken cevaplar da var. Bu yüzden tartışma ve rekabetçi çatışma kaçınılmaz.

AK Parti Melek Değil

Erdoğan veya AK Parti camiasından bu nefret söylemi karşısında her zaman bir Süperman, derviş veya melek gibi davranmasını beklemek gerçekçi değil. Kaldı ki, bu durum, siyasetin tabiatına ve kompozisyonuna da uygun değil. Nitekim Erdoğan ve AK Parti, bugünkü başarılarını derviş veya melek olmalarına değil, siyasetin tabiat ve kompozisyonlarına uygun davranmalarına borçlular.

Türkiye’deki muhalefetin belki de en büyük problemi, kendi tarihlerini ve tarih içinde oluşmuş zihniyeti aşamamasıdır. Bu durum, her muhalif hareketin özel tarih ve zihniyeti için ayrı ayrı tahlil edilmesi gerekse de, bir ortak paydayı teşkil ediyor.

AK Parti’nin de elbette kendi tarih ve zihniyetinden gelen problemleri var. Mamafih AK Parti teslim olmayarak kendi tarih ve zihniyetiyle pragmatizm, yenilikçilik ve dışa açıklık sayesinde muhalefete nispetle daha başarılı bir mücadele veriyor. Bu bağlamda muhalefetin Erdoğan ve AK Parti karşıtlığı ve nefret söylemini bir yana bırakarak amaç, araç, yöntem ve zamanlama konularını tartışması şart. Muhalefetin yeni bakış açılarına, yeni aktörlere, yeni problemlere yönelmesi gerekiyor. Türkiye muhalefetinin en büyük şansızlığı, bunu yapması gereken aydın, yorumcu ve stratejistlerin tam da bunu yapmanın önünde bir engele dönüşmüş olmasıdır.

Yeni Yüzyıl, 03.03.2016

http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/turkiyenin-muhalefet-problemi-1528