.: İktibas Yazılar

Türkiye’de eğitim meselesine işlevsel açıdan bir bakış – Nafız Tok

Milli eğitim sisteminin üç temel işlevi olduğu söylenebilir. Bu işlevlerden birincisi ‘iyi insan’ yetiştirmektir. İyi insan yetiştirmek; vicdan, adalet duygusu, başkalarının hak ve özgürlüklerine saygı duyma, hoşgörü, karar ve seçimlerinin sonuçlarına ilişkin sorumlulukları üstlenme gibi değer lerin kazandırılmasını içerir.

DOÇ. DR. Nafız Tok
Niğde Üniversitesi/Siyaset Bilimi n_tok@hotmail.com

TÜRKIYE’de Milli eğitim sisteminin yeniden yapılandırılması şart. Zira şu anda milli eğitim Sistemi yerine getirmesi gereken hiçbir işlevi tam olarak yerine getiremiyor. Milli eğitim sisteminin üç temel işlevi olduğu söylenebilir. Bu işlevlerden birincisi “iyi insan” yetiştirmektir. İyi insan yetiştirmek; vicdan, adalet duygusu, başkalarının hak ve özgürlüklerine saygı duyma, hoşgörü, karar ve seçimlerinin sonuçlarına ilişkin sorumlulukları üstlenme gibi değer ve erdemlerin bireylere kazandırılmasını içerir. Eğitim sisteminin ikinci işlevi “iyi yurttaş” yetiştirmektir ki, bu da kamusal meselelerle ilgilenme, yönetime katılma konusunda sorumluluk alma, diğer yurttaşlarla dayanışma ve işbirliği içinde olma, kamusal meselelerle ilgili konularda kamu yararını kendi kişisel çıkarlarının üstünde tutma gibi değer ve erdemlerin bireylere kazandırılmasını içerir.

Milli eğitim sisteminin üçüncü işlevi ise bireylere “mesleki donanıma” sahip olmaları için gerekli nitelikleri kazandırmaktır. Bu işlev giderek küresele eklemlenmiş olan ülke ekonomisi içerisinde faaliyette bulunup üretime katkı yapacak bireylerin yetiştirilmesini içerir. Türkiye’nin milli eğitim sistemi bu üç işlev açısından değerlendirildiğinde bireylere mesleki donanım için gerekli nitelikleri kazandırma işlevinin; 1980’lerden itibaren adım adım dershanelere devredildiğini görüyoruz. Bireylere asıl mesleki donanımın kazandırılacağı yerler olan üniversitelere giriş sınavlarının merkezi test sınavlarından oluşması (zaman zaman kamuoyuna yansıyan bu tür sınavlardaki şaibe ve usulsüzlük iddialarını bir kenara bırakırsak eğer), belki belli bir ölçüde objektifliği sağlamaktadır ancak bunun ağır bir bedeli olmaktadır: yazılı ve sözlü olarak kendisini ifade edemeyen, ufku beş şıkla sınırlı, bilgiye ulaşmayı ve bilgiyi kullanmayı bilmeyen, yaratıcılığı körelmiş bir nesil.

Dershaneler ön plana çıktı

Mesleki donanıma hazırlama için gerekli niteliklerin kazandırılması işlevinin dershanelere bırakılması, milli eğitim sistemi bünyesindeki devlet okullarını zaman içerisinde ikincil kılmış, dershaneleri ön-plana çıkarmıştır. Giderek geri planda kalan devlet okulları, diğer iki işlevi de—iyi insan ve iyi yurttaş yetiştirme—yeterince yerine getiremez hale gelmiştir. Oysa, iyi insan yetiştirme işlevi toplumu, iyi yurttaş yetiştirme işlevi ise devleti ayakta tutma açısından elzemdir. Birey-yurttaşlar insan olmanın ve yurttaş olmanın değer ve erdemlerini kazanamazlarsa, adalet duygusundan yoksun, hoşgörüsüz, vicdan hissi taşımayan, kamu yararını düşünmeyen, dayanışma ve işbirliği hissi olmayan bencil bireyler yetişir. Bu koşullarda eğitimde şekil esasın, bürokrasi eğitimin yerini alır. Mesleki başarı ve daha iyi sosyo-ekonomik statü için her yolu mubah gören; ahlaki olmayan araçlarla dahi “sonuca” gitmeyi “başarı” sayan, (başarı için çaba harcanan) sürece değil sonuca odaklı bireyler yetişir.

Sonuçta da toplumsal bağlar çözülür, siyasal kültür aşınır ve devlete aidiyet hissi zayıflar. Türkiye’de 1980’li yıllardan başlayarak dershane sektörünün gelişmesine paralel olarak son döneme kadar tam da yukarıda anlatılan süreç yaşanmıştır. Son dönemde dershanelerin kaldırılması; zaman içinde yitirmiş olduğu işlevlerini milli eğitim sistemine yeniden kazandırma bakımından önemli bir fırsat olarak görülebilir. Ancak bu fırsatın iyi kullanılabilmesi için her şeyden önce milli eğitim sisteminin temel işlevlerini layıkıyla yerine getirecek şekilde acilen yeniden yapılandırılması gerekmektedir.

Yeni Yüzyıl, 17.03.2016

http://www.gazeteyeniyuzyil.com/haber/yorum/turkiyede-egitim-meselesine-islevsel-acidan-bir-bakis-22038

Ayrıca bakınız...

ebrops

Ertuğrul Başer ile Söyleşi

Söyleşen: Mehmet Akif Ertaş Ihlamur Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi, Yıl: 9, Sayı: 56, Temmuz 2017, ...