.: Atilla Yayla

Türkiye hava kuvvetlerini nasıl kurtardı?

Michael Peck imzasıyla Amerikan neo-konservatiflerinin önemli yayın organlarından The National Interest dergisinin web sitesinde 30 Nisan’da Türkiye hakkında bir yazı yayınlandı. Peck, “Türkiye kendi hava kuvvetlerini nasıl tahrip etti?” başlıklı yazısında Türkiye’nin kendi hava kuvvetlerini ‘çılgınca’ yok ettiğini iddia etti.

Hem memleketimizde olan biten hakkında bilgisinin kısıtlı ve tek taraflı hem de Türkiye’ye bakışının önyargılı olduğu hemen anlaşılan Peck, yazısında 15 Temmuz darbe teşebbüsünden “iddia edilen” diye bahsediyor ve bu teşebbüste “gülünecek” bir taraf olduğunu öne sürüyor. Buradan anlıyoruz ki neo-muhafazakâr yazar darbenin başarılı olamamasına üzülenler arasında. Adeta “1960 ve 1980 darbeleri başarılı olmuşken 2018 teşebbüsü niye başarılı olamadı, olamadığına göre sahte darbe” der gibi. Anlaşıyor ki yazar özelde 15 Temmuz darbesi genelde Türkiye hakkındaki bilgilerini FETÖ çevrelerinden alıyor. Belki de FETÖ’cülerle işbirliği içinde bu tür yazılar kaleme alıyor.

Yazar 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra TSK içinde -özellikle hava kuvvetlerinde- yapılan FETTÖ üyelerini temizleme operasyonlarından özellikle bahsediyor. 15 Temmuz’un peşinden yüzlerce pilotun görevden atıldığına işaret ediyor. Bir pilotun yetiştirilmesinin ne kadar yüksek maliyetli olduğunu anlattıktan sonra, bu işten atmalar yoluyla Türkiye’nin kendi hava kuvvetlerini bizzat kendisinin tahrip ettiği yorumunu yapıyor.

Dediğim gibi, yazı tam FETÖ ağzıyla ve mantığıyla kaleme alınmış. Darbeyi adeta akladığı gibi FETÖ’ye ve hava kuvvetlerinden atılan pilotların FETÖ bağlantılarına hiç değinmiyor. FETÖ’nün ordunun her yerinde olduğu gibi hava kuvvetleri bünyesinde de yoğun biçimde teşkilâtlandığını ve ayrı bir emir komuta zinciri kurarak resmî emir komuta zincirini baypas ettiğini hiç dile getirmiyor. Ahlâksız ve kasıtlı bir tutumla 15 Temmuz gecesi FETÖ’cü pilotların uçaklarla yaptığı bombalamalardan, insanları öldürmelerinden, sonik patlamalara yol açmak suretiyle Ankara ve İstanbul’da halkı korkutmaya çalışmalarından okuyucularını haberdar etmiyor. Daha doğrusu bunları gizliyor. Yazıya bakarsanız o pilotlar durup dururken, ortada hiçbir problem yokken, alçakça bir darbe teşebbüsü gerçekleştirilmemişken,  Erdoğan’ın kaprisinden dolayı veya Erdoğan diktatör olduğu için ordudan atılmışlar.

Bu tür adamların yazdıklarını okudukça Türkiye’nin 15 Temmuz gecesi kıl payı kurtulduğu badirenin, kenarından döndüğü karanlık uçurumun ne kadar büyük olduğunu daha iyi anlıyorum. Allah Türkiye’yi korumuş! Allah milletin yüzüne bakmış! Bu ülkede yaşayanlar Allah’ın sevgili kullarıymış! Hiç şüphe yok ki, FETÖ başarılı olsaydı ABD darbecileri tebrik edecek, demokrasiyi kurtardıklarını söyleyecek ve darbeden sonra kurulan İran’daki teokratik rejime benzer yeni rejime destek verecekti. Mısır’daki Sisi diktatörlüğüne destek verdiği gibi.

Ordunun ve hava kuvvetlerimizin durumuna gelince, şüphe yok ki 15 Temmuz’dan sonraki tasfiyeler hem tüm orduyu hem de hava kuvvetlerini illegal ve immoral bir çetenin işgalinden, hatta onun aracılığıyla düşman elinde olmaktan kurtardı. Tasfiyeler orduyu zayıflatmadı, kuvvetlendirdi. Nitekim 15 Temmuz’dan bir ay sonra Fırat Kalkanı operasyonuna başlanması bunu gösterdi. Hava kuvvetlerinin önce PKK’nın Irak’taki terör kamplarına karşı düzenlendiği başarılı hava atakları sonra Zeytin Dalı harekâtında sahadaki güçlere sağladığı hayatî destek de hava kuvvetlerinin gücünü toparladığını ve eskisinden daha güçlü hâle geldiğini ispatladı. Bence yazarın öfkesi ve saldırganlığı da Türk ordusunun ve hava kuvvetlerinin kuvvetlenmesinden ve ABD’ye rağmen Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarını yapmış olmasından kaynaklanıyor. ABD’nin isteğine ve menfaatine aykırı davranmak ABD müttefiki olmaya yakışır mı hiç!

Sanırım bu tür yazılar Türkiye’de kimin nerede durduğunu ve müttefik sandıklarının Türkiye’ye karşı gerçek tavrının ne olduğunu anlamayı kolaylaştırıyor.

Yeni Yüzyıl, 12.05.2018