.: Berk Ünlü

Terörizmi Yenmek: İmkânsızı Aramak mı?

Yeni Zelanda örneğinden terörizmi anlamak

Yeni Zelanda’da gerçekleşen terörist saldırı küçük çapta da olsa insanları şaşırtmaya yetti. Yeni Zelanda gibi bir ülkenin siyasal gerçekliği içinde siyasal şiddetin bu boyutlarda olması kolay kolay tahmin edilemezdi. Bunun yanında sonuç hiç beklenmeyecek halde şekillendi. Olayın gerçekleşmesi sosyal medyadan kendine canlı yayında yer bulurken saldırıdan kısa süre sonra haberler dünyada yayıldı. Terörizmin öncelikli hedeflerinden bir tanesi olan masum insanlarda korku oluşturulması, medya üzerinden yapılan okumalardan da anlaşıldığı üzere gerçeğe döndü. Terör saldırısının oluşturduğu korku ve sonrasında gelen öfke kendisini hâkim kıldı. Bu sefer terörizmin görece siyasal şiddetten daha uzak olduğu söylenen Yeni Zelanda’da gerçekleşmesi terörizme bakış açısının genişletilmesi gerekliliğini de gösterdi. Acaba terörizmin yeni bir aşamasına mı geçiliyor sorusu da akıllara geldi.

Terörizm can acıtıyor; burası kesin. Masum insanlar terör saldırılarında maalesef hayatlarını kaybediyorlar. Yeni Zelanda örneğinde bir kere daha görüldü ki terörizmin nerede ortaya çıkabileceği tam olarak bilinemiyor. İstihbarat örgütleri güç alanlarını ne kadar genişletseler de terörizme tam olarak engel olamıyorlar. Belki de terörizmin çapı dünya ile ölçüldüğünde terörizmi tam olarak engellemek mümkün olmuyor. Masum insanların can kayıpları üzerine hesap yapan teröristler ve terörist organizasyonlar dağınık olarak hedef seçtikleri için kendilerine yeni saldırı alanları oluşturmaktan geri kalmıyorlar. Terörist saldırıların gerçekleşme yerinin çoğunlukla Ortadoğu olduğunu varsayabiliriz; ancak Yeni Zelanda gibi güneydoğu Asya’ya bile çok uzak olan bir yerde terörizmin çıkması ve üstelik 11 Eylül sonrasının olağan şüphelisi Müslümanlardan bu saldırının gelmemesi terörizm için yeni bir evreye girildiği anlamına gelebilir. Şiddet için şiddet çağını yaşıyor olabiliriz.

Dünya nasıl tepki verdi?

Son saldırının ilginç bir yanı vardı. Saldırgan eylemini canlı yayında sosyal medyadan yayınladı. Belki bazılarına bu görüntüler çok şaşırtıcı gelmedi ama terörizm yayınında kendisine yeni bir mecra daha buldu. Umarız bir daha hiç saldırı olmaz ve bu yöntem kullanılmaz ama gerçekçi olmak gerekirse yeni zamanlarda bu tip yayınları daha sık görebiliriz. Terörizm bitmeyecekse bu tip yayınların olasılığı da kendini devam ettirecektir. Normalde alışkın olduğumuz şekli ile saldırılar 11 Eylül gibi yayından kaldırılması imkânsız değilse genelde medyada kendisine yer bulamaz. Şiddete karşı itidalli yaklaşılması gerektiğini düşünen medya organları saldırıları belki de devletlerin baskısıyla yayınlamaz. Devletler bu konuda baskılarını ne kadar ortaya koyarlarsa koysunlar yeni mecraların gücü kendisini biraz daha etkin kılıyor veya kılacaktır. Yeni medya çağında yeni yayınlar kaçınılmaz olarak karşımıza çıkabilecektir.

11 Eylül gibi son saldırı da kendisine canlı yayında yer buldu. Teröristlerin son derece istedikleri bir durumdur bu. Engellenemezliklerinin verdiği güvenle insanların zihinlerine kendilerini kazırlar ve bundan önemli ölçüde çıkar elde ederler. Ancak bütün bu dehşet içinde, siyasallarını dünyada başka insanları dışlamak üzerine kurgulamış olanlardan başka karşı çıkış olduğunu da unutmamak gerekir. Yeni Zelanda başbakanının tepkisi dikkatleri doğal olarak üzerine çekti. Müslümanların yanında olduğunu belirtmesi Yeni Zelanda başbakanına sempatinin yönelmesi sonucunu ortaya çıkardı. Bütün bunların yanında hâlâ ayrışmadan yana olanların en azından tepkisizlikleri de dikkatleri çekti. Sanki bazı kesimler terör faaliyetlerinin gerçekleşmesini bekliyorlar ve sonrasında dışlayıcı tepkilerini vermeyi arzu ediyorlar. Bu da terörizm kadar kimileri için olumsuzluk barındırıyor. Dünya canlı yayında takip ettiği saldırılardan sonra bir de karşılıklı nefretten beslenenlerin dünyasını izlemek durumunda kalıyor.

Terörizm ile topyekün mücadelenin sonrası

 Terörizmin tamamen ortadan kalkmasını düşünmek imkânsızı aramak anlamına gelebilir. Dünyanın herhangi bir yerinde aniden ortaya çıkabilecek olan saldırıların olumsuz etkilerini belki gelecekte de birçok kez yaşamak durumunda kalacağız. Saldırganların metotları ve kendilerini feda etmekteki istekleri terörizm ile mücadeleyi son derece zor kılıyor. İstanbul, Londra, New York, Bağdat veya Christchurch… yer farketmeksizin terörizm saldırılarını gerçekleştiriyor. Ahlâkî olarak terörizm dışlansa bile radikalleştiği söylenen saldırganların zihinlerine bu ahlâk dışılık demek ki işlemiyor. Veya teröristler kendi ahlâklarını oluşturarak kanlı sonuçlar oluşturmaktan geri durmuyorlar. Masumlar üzerinden gelişen bir şiddet siyaseti teröristleri her insan için tehdit kılmaya yetiyor. Belki de cevap herkesin olabildiğince kendi kendisini savunmasından geçiyor. Elbette bu, şimdilik, devletlerin vatandaşlarına sunacakları savunma kadar etkili olmayabilir ama teröristlerin saldırganlıklarını caydırabilecek bir etken olarak siyasalın içinde var olabilir.

İşin daha da acı yanı terörizm ile yaşamamız gerektiğini kabul etmek olabiliyor. Terörizm bulduğu her boşluğu ve fırsatı değerlendirmeyi iyi biliyor. Bir camiinin kapılarının herkese açık olması Christchurch saldırısında ortaya çıktığı şekliyle bir saldırgana fırsatlar sağlayabiliyor. Teröristler buldukları her boşluğu değerlendirirken normal yaşamını yaşamakta olan insanlar süreklileşmiş bir tehdidin altında yaşamak zorumda kalabiliyor. Bu bize terörizm ile mücadelenin sürekli olması gerektiğini belki de anlatıyor. Güvenlik vazgeçilmez bir hâl alıyor ve hâkim güvenlik yapılarının sorumluluk alanlarını genişletiyor. Terörizm belki hiçbir zaman yok edilemeyecek ancak etkilerini minimize etmek de eldeki opsiyonlardan biri olarak duruyor. Burada devletlere düşen görevin kapsamı, terörizm ile süreklileşen bir mücadelede olmayı barındırıyor. Belki de ileride dünya, terörist saldırılarda bulunanlar ve terörizm ile mücadele edenler olarak ayrıma uğrayabilir. Terörizmi yenmek nihai hedef olsa da bitmeyecek bir mücadelenin içinde olduğumuzu bilerek hareket etmek zorunda olabiliriz. Gelecek, içinde bu bilinmezliği barındırdığını bize şimdiden anlatıyor gibi.

26 Mart 2019