.: Atilla Yayla

Teröre karşı ne yapmalı?

Ankara’da 13 Mart akşamı meydana gelen terör saldırısı yine canımızı yaktı. Onlarca masum insan öldü, çok sayıda insan yaralandı. Bu saldırı doğrudan doğruya sivillere yönelikti. Daha önce de söylemiştim, maalesef bu ne ilk saldırıydı ne de son saldırı olacak. Her an her yerde saldırılar olabilir. Zaten ortalıkta yeni saldırılar olacağı fısıltıları dolaşıyor. Saldırıları azaltabiliriz, ama özellikle içinden geçtiğimiz dönemde sıfırlamamız çok zor.

Saldırının hemen ardından gerek sosyal gerekse geleneksel medyada yorum ve değerlendirme sağanağı yaşandı. Bu normal, ancak bazı kimselerin aceleci, önyargılı, probleme çözüm getirmeye yararı olmayacak yaklaşımları, suçlamaları dikkat çekti. Bunların derdi üzüm yemekten -yani terör saldırılarını önlemekten- ziyade bağcıyı dövmekti -yani saldırıdan lehlerine siyasî sonuçlar çıkartmaktı.

Şüphe yok ki, hükümet terör saldırılarına karşı hazırlıkları her alanda ciddî biçimde gözden geçirmeli. Varsa hataları ve eksiklikleri gidermeli. İstihbaratı kuvvetlendirmeli ve uluslararası işbirliklerine gitmeye çalışmalı. Günümüzde terörle mücadele uluslararası bir olay ve diğer ülkelerle işbirliği yapmadan ciddî mesafe almanın zor olduğu bir alan. Hiçbir politikacı istifa etmemeli. Gerekirse bürokratların istifası istenebilir ama saldırıyı politikacıların istifasına gerekçe yapmak bugünün Türkiye’sinde terörü araç olarak kullanarak siyaseti dizayn etme heveslerine ve çabalarına destek sağlamak sonucunu verir.

Her toplumsal kesim de dikkatli, sağduyulu ve yapıcı olmalı. Terör sadece hükümeti değil, tüm Türkiye’yi hedef alıyor. A hükümetinin gitmesi ve B hükümetinin gelmesi terörü bitirmez. Bilhassa coğrafyamızdaki kargaşa dikkate alındığında ne kadar zor durumda olduğumuz daha iyi anlaşılır.

Bölge zaten problemliydi ama Suriye’de yaşananlar sıkıntıları iyice artırdı ve derinleştirdi. Türkiye hem coğrafyası hem de politikaları yüzünden birçok gücün hedef tahtasında. Başka bir hükümet olsa belki bu güçlerin bazıları düşmanca davranmazdı ama diğerleri yerinde kalırdı ve muhtemelen başka güçler listeye eklenirdi.

Türkiye ABD, Rusya, Almanya, İsrail, İran, Suriye ve Irak istihbarat servislerinin en gözde çalışma alanlarından biri. Her türlü terör eylemi bunlarla ilgili veya bunların bilgisi dâhilinde olabilir. PKK terörü tüm Türkiye’ye yaymaya kararlı. Suriye’deki PYD oluşumu PKK’nın cesaretini artırdı ve hem bölgesel hem de uluslararası hareket alanını genişletti. IŞİD ne olduğu ve kime hizmet etiği anlaşılamayan bir örgüt olarak canlı bombalar kullanmaya çok hevesli.

Türkiye’nin Suriye’de ve bölgede etkili bir aktör olmasını istemeyen her güç bu alçakça saldırıya değişik şekillerde veya derecelerde katkıda bulunmuş olabilir.  Bu yüzden analizlerde her ihtimâlin hesaba katılması gerekir. Terör örgütleri arasında ittifak ve ortaklık ilişkileri kurulmuş, bunlar birbirine “iş” (yani terör saldırısı) sipariş etmiş olabilir.

Türkiye bu saldırıları ve şokları da atlatacaktır. Bunun için en başta yapması gereken şey paniğe düşmemek, tepkisel davranışlar göstermemek, her adımı hesaplayarak atmaktır.

Toplumun da dikkatli ve sabırlı olması lâzım. Bu tür terör eylemleri özellikle demokratik ülkelerde bir şekilde gerçekleştirilebilir. Dünyanın süper gücü olan ve en geniş istihbarat ağını çalıştıran ABD 9/11 olaylarını engelleyemedi. Hem de takip altında tuttuğu bazı kimseler tarihin en büyük terör saldırılarından birini gerçekleştirdi. Bu yüzden paniğe kapılmamak ve terör saldırılarının Türkiye’yi yerinden oynatamayacağını göstermek terörle mücadelede en önemli araç. Panik hâli ve telaşlı icraatlar teröristlere ve terör örgütlerine prim vermek olur.

Saldırıda hayatın kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Tüm topluma geçmiş olsun diyorum.

Yeni Yüzyıl, 15.03.2016

http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/terore-karsi-ne-yapmali-1669