.: Abdulkadir Pekel

Tekerleği Yeniden İcat Etmek: Kishore Mahbubani ve Kalkınmanın On Emri – Abdulkadir Pekel

Türkiye bir ekonomik krizden geçiyor. Pek çok iktisatçı, bu krizin iktidarın yürüttüğü “ortodoks” iktisat teorilerinden uzak ekonomi politikalarına bağlı olduğu konusunda hemfikir. Türkiye’nin ortodoks politikalardan uzaklaştığı,”heterodoks ve eklektik” ekonomi politikaları uyguladığı, “yeni ekonomi modeli”ni ya da “kalkınmada Çin modeli”ni takip ettiği gibi söylemler iktidarın çeşitli yetkilileri tarafından sıklıkla dile getiriliyor. İktidarın seçtiği bu yeni ekonomi politikalarının üretim ve istihdam odaklı kalkınmayı hedeflediği iddia ediliyor.

Dolayısıyla kalkınma kamuoyunda yaşanan tartışmaların bir unsuru haline gelmiş durumda. Bu bakımdan kalkınma konusunda dünyada örnek olarak gösterilen Singapur’un önemli bir devlet ve düşünce adamı olan Kishore Mahbubani’nin kalkınma yaklaşımı, belki Türkiye’nin kalkınma macerası için de bir şeyler söyleyebilir ve bizim bugünlerde yaşamakta olduğumuz kamusal tartışmaya katkıda bulunabilir.

Singapur 1950’lerde çok fakir bir ülkeyken zaman içinde kalkınmanın örneği olarak gösterilen bir ülke haline gelmiştir. Bugün dünyada kişi başına milli geliri en yüksek ve gelir dağılımı adaletinde en iyi ülkelerden biridir. Kishore Mahbubani Asyalılar Düşünebilir mi? (Can Asians Think?) isimli çok satan kitabının bir bölümünde Singapur’un tecrübelerinden yola çıkarak kalkınma ile ilgili düşüncelerini ortaya koymaktadır. Bu bölümün başlığı “Doksanlarda Gelişmekte Olan Ülkeler İçin On Emir”dir. Tevrat’taki “on emir” ile benzerlik kurarak, son derece önemli olduğunu vurguladığı kalkınmanın on emri Mahbubani tarafından şöyle ifade edilmiştir:

1) Kalkınmadaki başarısızlıkların için yalnızca kendini suçlayacaksın. Emperyalizmi ve sömürgeciliği suçlamak kendi hatalarını görmezden gelmenin iyi bir bahanesidir.

2) Yolsuzluğun kalkınma önündeki en önemli engel olduğunu kabul edeceksin.

3) Hiçbir ürüne teşvik vermeyeceksin. Şehirlileri korumak için çiftçiyi de ezmeyeceksin. Yüksek fiyatlar üretimi arttırmanın tek etkili teşvikidir.

4) Serbest piyasadaki devlet denetimini terk edeceksin. Kendi insanlarına güveneceksin. Canlı ve üretken bir nüfus doğal olarak kalkınma yoluna girer.

5) Daha fazla borçlanmayacaksın. Yalnızca gerekli olan altyapıyı (yol, köprü vs.) inşa edeceksin. Çölün ortasına giden demir yolları yapmayacaksın.

6) Tekerleği yeniden icat etmeyeceksin. Milyonlarca insan kalkınma yollarından geçti. Emin yollardan gideceksin. Ölü ideolojilerin peşinden gitmeyeceksin.

7) Karl Marx’ın düşüncelerini kafandan atıp yerine Adam Smith’in düşüncelerini koyacaksın. Almanlar zamanında seçimini yaptı. Sen de yapacaksın.

8) Kalkınma yolunda mütevazı olacaksın ve gelişmekte olan ülkelerin günahlarıyla ilgili onlara ders vermeye kalkmayacaksın.

9) En çok dış yardım alan ülkelerin kalkınmadaki en başarısız ülkeler olduğunu hatırlayacaksın.

10) Umudunu kaybetmeyeceksin. İnsanlar dünyanın her yerinde aynı. Avrupa’nın dün başardığını, gelişmekte olan ülkeler yarın başarır. Bu yapılabilir.

Bence “tekerleği yeniden icat etmeyeceksin” bu “on emir”den en önemlisidir. “Faiz sebep, enflasyon sonuçtur” ya da “yeni ekonomi modeli” gibi iddialı ve toplumun bütününü etkileyen önermeler/modeller ortaya koyarken dikkatli olmak gerekir. Hiç kimsenin görmediğini bizim görebiliyor olmamız, hiç kimsenin düşünmediğini bizim düşünebiliyor olmamız düşük bir olasılıktır. Bu sebeple kalkınma yolunda temkinli ve sağduyulu olmak, özgür ve müreffeh ülkelerin örnekleri ve tecrübelerinden yararlanarak yol yürümek daha makul bir seçim olacaktır.

Ortodoksiyi kolay kolay yabana atmamak gerekir. Genellikle din bağlamında kullanılan bu kavram yüzyıllara dayanan tecrübelerin birikmesiyle ortaya çıkan, yanlışlıkların gitgide elendiği, sağlam ve bütünsel açıdan tutarlı bir bilgi bütününü anlatır. Ekonomide de bu böyledir. Bu sebeple denenmiş ve emin yollardan gitmek her zaman daha iyidir.

Kaynak:

Kishore Mahbubani, Can Asians Think?, Fourth Edition, Singapore: Marshal Cavendish, 2010.