.: Atilla Yayla

Taşıyıcı Annelik Yanlış mı?

İstanbul’da bir polis operasyonu yapıldı. ‘Taşıyıcı anne’ temin eden ve taşıyıcı annelik yapan bazı kimseler gözaltına alındı. Hukuk mevzuatımıza göre taşıyıcı annelik yasak. Bu yüzden, taşıyıcı annelerle ‘taşıtıcı anneler-aileler’ arasında aracılık yapanlar,  taşıyıcı annelik yapanlar ve ilgili tıbbî işlemleri gerçekleştirenler suç işlemiş sayılıyorlar.

Taşıyıcı annelikle ilgili olarak tartışılması gereken iki husus var: 1) Taşıyıcı annelik suç olmalı mı? 2) Taşıyıcı anneliğin suç olması taşıyıcı annelik kurumunun doğmasını ve işlemesini engelleyebilir mi?

Bu bazı kimselere gündeme getirilmesine, üzerinde konuşulmasına gerek olmayan önemsiz bir konu gibi görünebilir. Ancak, ateş düştüğü yeri yakar.  Normal yollardan çocuk sahibi olamayan aileler, çiftler muhtemelen öyle düşünmeyecektir.

Olağan şartlar altında her aile çocuk sahibi olmak ister. Gerek erkeklerin gerekse kadınların tabiatında neslini devam ettirme yolunda çağrı, baskı ve yönlendirme yapan biyolojik ve psikolojik unsurlar mevcut. Çocuk sahibi olma arzusu özellikle kadınlarda çok daha belirgin ve baskın. Çocuğu olmayan aileler kendini eksik, yalnız hisseder. Bu durumdan kurtulmak için yıllarca çalmadık kapı bırakmayan, hekimden hekime gezen ve derdine çare arayan aileler var.

Bilimdeki ve teknolojideki gelişmeler hayatın birçok alanında olduğu gibi bu alanda da insanın önüne yeni ufuklar açıyor. Çocuk sahibi olmanın ‘doğal yoluna’ yenileri ekleniyor. Yeni yollar ilk anda garip karşılanıyor, tepki ve hatta bazen öfke çekiyor. Dinî, ahlâkî, kültürel, siyasî ve hukukî problemler yaratıyor. İnsanların çoğu önce yeni yol ve yöntemlere direniyor, itiraz ediyor. Ancak,  zamanla bu yol ve yöntemler benimseniyor ve yaygınlaşıyor.

Bu sürecin tipik bir örneği tüp bebek uygulamasının tarihi. On yıllar önce insanlığın hayatına giren tüp bebek uygulaması önceleri çok garip karşılandı. Ahlâken ve dinen kınandı ve hakkında hukukî bir düzenleme yoktu. Hayat hükmünü icra etti ve zaman içinde tüp bebek uygulaması normal karşılanır hâle geldi. Bugün aramızda dolaşan tüp bebekler var ve bu insanlar diğer insanlarınkinden farklı olmayan hayatlar sürdürüyorlar.

Tahmin ediyorum ki taşıyıcı annelik ve taşıyıcı anneden doğmak da zamanla normal olma ve karşılanma duruma gelecektir. Taşıyıcı annelik kurumuna dinen ve ahlâken izin verme yönünde gelişmeler olacak ve ülkeler hukuk istemlerinde taşıyıcı anneliği tanıyan, kurumsallaştıran adımlar atacaklardır.

Geleceğin insanlara ne getireceğini tam olarak bilemeyiz. İnsanlık beklenmeyen ve istenmeyen durumlarla karşılaşabilir.  Normal yollardan çocuk doğması çok azalır ve dolayısıyla insan neslinin sürdürülmesi tehlikeye girerse taşıyıcı anneliğin (ve belki suni rahimlerde çocuk yapmanın) insanlığın hayat normallerinden biri hâline gelmesi ihtimâli var.

Bir diğer mesele bu tür bir tekniğin hayatımıza bir defa girdikten sonra bir daha kullanılmaktan men edilemeyeceği. Çocuk hasretiyle yanan aileler yasak da olsa suç da olsa bu yola başvurmak isteyecektir. Bu yüzden, yasak, taşıyıcı anneliği hayatımızdan çıkarmayacak, yalnızca taşıyıcı annelikle ilgili işlemlerin kayıt dışında, merdiven altında ve kötü tıbbî ve hijyenik şartlar altında yapılmasına yol açacaktır. Bu da hem ailelere hem topluma zarar verecektir.

Taşıyıcı anneliğin yasak olması yanlış ve zararlı.  Türkiye taşıyıcı anneliği serbest bırakmalı ve hukukî tanıma ve koruma altına almalı.

Yeniyüzyıl, 2 Mart 2019