.: Atilla Yayla

Tanzim Satışlara İlişkin Bazı Gözlemler ve Düşünceler

Tanzim satışlar hakkındaki görüşlerimi olabildiğince açık seçik biçimde yazdım. Tüm temel hususlara işaret ettiğim kanaatindeyim. Ama söz asla bitmez ve biraz tekrar pahasına da olsa bazı noktalar tekrar dile getirilebilir.

Geçenlerde Beşiktaş tanzim satış yerinden iki kilo nohut aldım. Nohut iki kiloluk paketler hâlinde satılmaktaydı. ‘Tanzim satış mağazası’ değil ‘tanzim satış yeri’ diyorum, çünkü ortada henüz mekân, yapı ve işleyiş olarak bir kurumsallaşma yok. Geçici olarak düzenlenmiş alanlarda, çadırlar içinde satış yapılıyor.

Tanzim satışta iki kilo nohuta 11 TL ödedim. Marketlerdeki fiyat daha yüksek. Bunu sosyal medyadan duyurmam üzerine bir öğrencim, sağ olsun, kilosu üç buçuk liradan bana nohut yollatabileceğini söyledi. Nakliye masrafını da düşünürsek öyle bile olsa nohut aşağı yukarı aynı fiyata mal olurdu bana. Şimdi bazı tespit ve düşüncelerimi sıralayayım:

  1. Tanzim satış yerlerine daha önce de uğradım. Üsküdar ve Beşiktaş’ta. Ancak bir şey almadım, çünkü hem almak değil için görmek için gitmiştim hem de almayı düşünebileceğim şeyler kalmamıştı. Konuştuğum kimseler malların çok erken saatlerde bittiğini ve akşama doğru özellikle sebze reyonlarında alacak bir şey kalmadığını söyledi. Bu ilginç. Pazarın yarattığı marketlerde ve market zincirlerinde hem açık olma süresi daha uzun hem de her zaman mal bulmak mümkün.
  2. Tanzim satış yerlerine, bir kere daha söyleyeyim, meraktan ve gözlem yapmak için uğradım. Kimler geliyor? İnsanlar kuyruklarda ne kadar kalıyor? Kuyruktaki insanlar arasında neler konuşuluyor? Kimler satış işinde çalışıyor? Hepsiyle ilgili gözlemlerim oldu. Kanaatim şu: Tanzim satışlardan mal alanlar arasında gerçekten daha yüksek fiyattan aynı şeyleri alamayacak kimseler olduğu gibi bu bakımdan bir problemi olmayan ama ucuz fiyattan yararlanmak isteyen kimseler de var. İBB ekmek satış büfelerinin önlerindeki kuyruklarda olduğu gibi.
  3. Tanzim satışlarda satılan ürünler alıcı açısından marketlerdekinden ucuz. Bunu inkâr edemeyiz. Bir şartla; uzun bekleme dakikaları-saatleri olduğunda veya satış yerine uzaktan gelindiğinde maliyete zaman ve ulaşım giderleri de ekleniyor. Satıcı açısından durum daha farklı. Çalışanlara hangi kurumdan geldiklerini sordum, genellikle belediyenin çöp işlerinde çalıştıklarını söylediler. Bu durumda satılan malların satıcıya maliyeti muhtemelen alıcıya yansıtılan fiyattan yüksek. Başka bir deyişle fiyatlar emek maliyeti bakımından sübvanse edilmiş fiyatlar. Çünkü işçiler maaşlarını belediyenin kadrolarının olduğu kurumlarından alıyorlar, satışlardan elde edilen gelirden değil.
  4. Alıcıya yansıtıldığını düşünmediğim maliyet kalemleri arasında nakliye ve depolama giderleri de var. Daha doğrusu olmalı. Bu konuda kesin bilgi sahibi olmadığım için yorum yapamıyorum. Ancak, benzer bir durumun söz konusu olduğunu söylemenin yanlış olacağını zannetmem.
  5. Sübvanse edilen şeyler arasında mekân da var. Şehrin en işlek yerlerine çadırlar kurulmuş. Bir ticarî işletme buraları kullanmak istese çok yüksek kira bedelleri ödemesi gerekirdi. Sanırım vergileme bakımından da farklı bir durum söz konusu. Bu satışlardan vergi çıkartılacağını zannetmiyorum. Oysa ticarî firmalar vergi de ödemek zorunda. Bütün bu sübvansiyonların yükünün yine bir şekilde vatandaşların omuzlarında kalacağı açık bir gerçek.

Tanzim satış yerlerindeki gözlemlerim fikirlerimi değiştirmedi, tam da tersine, pekiştirdi. Kamunun tanzim satış uygulamasını yanlış, yersiz ve haksız buluyorum. Bu uygulama serbest piyasa ekonomisi olgusuna zarar veriyor. Bizi politik kapitalizme, başka bir deyişle devletçi kapitalizme yaklaştırıyor. Devletçiliği her bakımdan koyulaştırıyor. Ayrıca, esnafın haksız rekabete maruz bırakılmasına sebep oluyor. Ekonomik hayatın yıllar içinde oluşmuş, kimsenin kaprisi sonucunda doğmayıp kendiliğinden teşekkül eden, katma değer üreten, iş ve istihdam yaratan zincirlerine, süreçlerine ve kurumlarına zarar veriyor. Bu hatanın tüm topluma bir ekonomik fatura çıkartacağına kuşku yok. Ayıca, bu uygulama, devletin-kamunun genel olarak büyümesine, devletin sivil toplum üzerindeki kontrolünün ve yetkisinin gereksiz yere genişlemesine, devletçi zihniyetin derinleşmesine ve kökleşmesine katkı yaptığı için de zararlı.

Umarım seçimlerden sonra siyasetin hem iktidar hem muhalefet kanadı, gerçek maliyetleri gizleyen, fiyat mekanizmasını çarpıtan, insanların ekonominin olağan işleyişini anlamasını engelleyen tanzim uygulamasından vaz geçer.

Yeniyüzyıl, 14 Mart 2019