.: Levent Korkut

Suriyeli mülteciler ve çalışma hakkı

10 Aralık 1948 yılında kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin yıl dönümü olarak her yıl İnsan Hakları Günü olarak kutlanıyor.

Son yıllarda bu güne damgasını vuran konulardan biri Suriye’de yaşanan insanlık dramı oldu. Bu ülkede yüzbinlerce insan eli kanlı bir rejimin kurbanı oldu. Milyonlarla ifade edilebilecek diğerleri ise yurt dışında sığınabilecekleri, yaşamlarını insan onuruna yakışır bir şekilde devam ettirebilecekleri sığınak arayışı içinde.

Suriye’yi terk edenlerden iki buçuk milyonu Türkiye’ye sığındı. Türkiye Suriye’de çatışmaların insanları ülkeyi terk etmeye sevk ettiği andan itibaren “açık kapı” politikası izleyerek ülkeye gelen tüm Suriyelileri kabul etti. Cumhuriyet tarihinde ilk kez izlenen bu politika milyonlarca sığınmacının can simidi oldu. Türkiye, gerek insancıl hukukun gerekse insan hakları hukukunun gereklerini yerine getirdi.

Bazı ülkelerin nüfuslarından fazla sayıda bir mülteci akını çok ağır finansal ve beşeri yükler getiriyor. Batı’nın duyarsız tutumu, bugüne kadar çok az miktarda mali yardım yapılması, göç edenlerin bir kısmının diğer devletler tarafından alınmaması, kısacası “yük paylaşımı” anlayışıyla hareket edilmemesi Türkiye’nin işini zorlaştırıyor.

Ama bu durum hiç bir zaman ülkemize gelen sığınmacılara karşı sorumluluklarımızı ortadan kaldırmamalı. Türkiye, örnek olacak bir politikayla, ülkeye kabul ettiği mültecilere uygun barınma, çalışma ve yaşama olanakları sağlamak zorunda.

Daha da önemlisi, uzayan giden Suriye iç savaşının artık küresel bir soruna ulaştığı şu günlerde, bu ülkenin yakın bir gelecekte barışa ve huzura erişmeyeceği gerçeğinden hareketle Türkiye’ye gelenlerin en azından bir bölümünün artık kalıcı olacakları gerçeğini görmeliyiz.

2014 yılında çıkarılan ve Suriyeli Mültecilerin yararlandığı Geçici Koruma Yönetmeliği kitlesel olarak Türkiye’ye giriş yapanlara geri gönderme yasağı getiriyor ve bazı sosyal haklar tanıyor. Ancak, bu düzenlemenin Türkiye’de dört yılı aşkın süredir bulunan Suriyeli mültecilere yeterli düzeyde bir statü verdiğini söylemek zor.
Yönetmeliğin 29 uncu maddesine göre, geçici koruma altında olanlara Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çalışma izni verilebilir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu iki gün önce yaptığı açıklamada sorunun ortaya çıktığı ilk günlerde Türkiye’ye gelen altmış bin kişiden bir kısmına çalışma izni verildiğini söyledi. Bu açıklamadan mültecilerin çok önemli bir kısmının izne sahip olmadığı sonucuna ulaşabiliriz.

Türkiye’deki mültecilerin ancak beşte birlik bir kısmı kamplara yerleştirilmiştir. Geriye kalan iki milyonu bulan bir nüfus büyük şehirlerin varoşlarında yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadır. Bu kişilerin izinsiz çalışmak zorunda kalmaları neticesinde günlük yirmi liraya kadar varan ücretlerle insanlık dışı ortamlarda yaşamlarını sürdürdükleri bir vakıadır.

Türkiye vakit kaybetmeksizin Suriyeli mültecilere yönelik uzun dönemli bir eylem planı oluşturmalıdır. Sivil toplum örgütlerinin ve ilgili tüm kamu kurumlarının da katılacağı ortak çalışmalarla kapsamlı bir ihtiyaç analizi yapılmalı ve eylem planı bu analiz ışığında kaleme alınmalıdır.

Uzun dönemli bu çalışmanın başarılı olmasının ön koşulu Türkiye bulunan tüm Suriye kökenli mültecilerin günlük hayata üretken bir şekilde katılmalarını sağlamaktır. Bu katılımı olanaklı kılacak temel çalışma hakkıdır.

Tüm Suriye kökenlilere bir an önce çalışma hakkı verilmelidir. Çalışma hakkı ve birlikte uygulanacak mesleki eğitim programları ülkemizde zulümden kaçanların kendi ayakları üzerinde durabilecekleri bir zemin oluşturacaktır.

Yeni Yüzyıl, 11.12.2015

http://xn--yeniyzyl-b6a64c.com.tr/makale/suriyeli-multeciler-ve-calisma-hakki-398

Ayrıca bakınız...

Ters tepme listesi

Ters tepme listesi

24 Haziran için önemli bir dönemeç daha geçildi. Partiler seçimlerde gösterecekleri adayların listelerini Yüksek Seçim ...