.: Şenol Kaluç

‘Sünnisiyle Alevisiyle bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız’

Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan, pazar günü Malatya mitinginde Suriye bağlamında son gelişmeleri değerlendirirken şöyle bir cümle kurdu: “Milletimizin zenginliği olarak gördüğümüz farklılıklarımıza saldırıyorlar. Türkiye’yi tekrar kendi içine kapatmak istiyorlar. Bizde Sünnilik Alevilik diye bir ayrım var mı? Sünnisiyle Alevisiyle bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız. Bizi bölmek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz.” 

Hakkını vermek gerekir ki Erdoğan geçmişte bu ülke için imkansız denen pek çok şeyin konuşulmasına vesile oldu. Amalı cümlelerden hoşlanmam ama pek çok konuda maalesef geriye gittik. Bizde Sünnilik Alevilik ayrımı yok demek kolay ama bunu sahaya yansıtmak hiç de kolay değil. Nitekim Ak Parti iktidarlarının en başarısız olduğu konulardan biridir Alevilerin taleplerinin karşılanması. 

Bir sürü çalıştay yapıldı. Önce Alevilerin bölünmüşlüğünden dem vuruldu ama Aleviler ortak taleplerle geldiler. Ortak taleplerle gelince bu kez de Sünniler ne der noktasına gidildi. Alevilere atılan her gülücük maalesef ya seçim ya da referandum süreçlerine kurban verildi. Evdeki bulgurdan olmamak için Alevilerin talepleri hep ötelendi, en sonunda da buzdolabına konuldu. Hatırlayın “Alevi Çalıştayları Nihai Raporu” bile süreç neredeyse tamamen kapatıldıktan sonra kamuoyuna açıklandı. 

Bugünlerde de zaman zaman dillendirilen Gezi Sürecinde Alevilerin neden fazlasıyla aktif olduğunu iktidar hiçbir zaman anlamak istemedi. Statükocu, vesayetçi Kemalist reflekslerle Alevilerin tepkileri aynı kapta değerlendirme kolaycılığına kaçıldı. 

Ve bunca yıllık iktidar sürecinden sonra Aleviler devlet kapılarının kendi çocuklarına kapalı olduğunu düşünüyor, ekonomik olarak dışlanmış hissediyor, bir zamanlar dindarların kendilerini merkezin dışında gördüğü gibi hissediyorsa bunun tek suçlusu Alevilerin kendilerini Ak Partiden soyutlamaları değildir herhalde! Bunca yıllık iktidar birkaç tane bile olsa yüksek rütbeli Alevi kökenli bürokrat çıkaramamışsa bu bir ayıp değil midir? Ne Alevi Vali ne de Milli Eğitim Müdürü adı bile telaffuz edilemiyorsa burada bir sıkıntı yok mudur? Hakimi, savcısı, genel müdürü, şube müdürü??? 

*** 

Fazla derinlere inmeden basit bir karşılaştırma yapacağım, o oldu bu oldu demeden. Bu ülkede Şeb-i Aruz Törenleri her yıl en üst düzey devlet protokolü katılımları ile yapılırken ve bu özel günü TRT bir kere bile unutmazken Muharrem ayı TRT tarafından zoraki hatırlanıyorsa burada bir sorun yok mudur? 

Pazartesi günü 10 Muharremdi ve Aleviler için derin bir yası ifade ediyordu. TRT ise Muharrem ayını pazartesi gecesi saat 23:15’de, herhalde herkes yatıp uyusun da izlemesinler diye “Ehl-i Beyt Aşkına” adlı bir programla geçiştirdi. 

Siz bu ülkedeki milyonlarca insanın inancında çok önemli bir yer işgal eden günü ve ayı hem de onlardan alınan vergilerle finanse edilen bir kurumda öylesine geçiştiriyorsanız bunun “bir olacağız diri olacağız” söylemiyle uyuşur bir tarafı olmadığı çok açıktır. 

Bakın bu hafta okullar da açıldı ve hala 12 Eylül Darbecilerinin Anayasaya sokuşturdukları “zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri”ne dokunulduğu yok. İktidar ha bire bu zorunlu DKAB derslerinin saatlerini arttırmakla meşgul. 

Alevilerin inananı inanmayanı aynı şeyi söylüyor yıllardır; “din dersine değil, çocuklarımıza Sünnilik öğretilmesine karşıyız!” Çok makul bir istek ve diyorlar ki “biz çocuklarımıza bu derslerin verilmesini istemiyoruz. Darbecilerin dayatmasından önceki gibi seçmeli olsun. İsteyen alsın.” 

AİHM kararlarına rağmen hala biz inat ediyoruz. İçerik değiştirerek göz boyamakla meşgulüz. Denge kuralım diye DKAB kitaplarına serpiştirilen Alevilik-Bektaşilik bölümlerinden ne okutan memnun ne de asıl muhatapları. Halbuki işler sahada hala eski tas eski hamam devam ediyor. 

Ve işin can alıcı noktasına gelelim; bu ülkede hiç kimse –küçük bir azınlık hariç- demokrasi, özgürlük ve eşitlik istemiyor. Talep edilen kendi düşünce ve inanç dünyalarının egemen olması ve diğerlerine dayatılması. 

Bir olalım, iri olalım, diri olalım mı demiştik? 

Karar, 11.09.2019