.: Murat Yılmaz

Stratejik sabır ve kapana giren PKK

Türkiye içeride ve dışarıda vesayet sisteminin dışına çıkarken, çok ciddi bir meydan okumayla karşı karşıya kaldı. Bu meydan okuma Türkiye’nin müşterek kimliğine, demokratik yönetimine ve devlet kapasitesine yönelmiş durumda. PKK ve on sol terör örgütünün Halkların Birleşik Devrim Hareketi, bunu açıkça ilan etmiş durumda. “Bütün Türkiye’de her araç ve yöntemle silahlı mücadele” beraberliği kararı alan örgütler, KCK Eşbaşkanı’nın ifadesiyle her türlü emri yerine getirecekler. Bunun ne anlama geldiğini anlamak için Ankara Merasim Sokak ve Ankara Güvenpark intihar bombası eylemlerine bakmak kâfidir.

PKK ve etrafındaki örgütleri bu kadar cüretkâr kılan Irak ve Suriye devletlerinin çöküşü ve Türkiye’nin uluslararası ittifakta yalnız kaldığı varsayımıdır. Buna göre Türkiye ABD başta olmak üzere müttefikleri, İsrail, Rusya ve İran tarafından gözden çıkarılmış bir ülkedir. Bu varsayım içeride HDP etrafında kurulmaya çalışılan ittifak, PDY’nin devletteki tahribatının yarattığı zaaf, CHP’nin milli mutabakat zemininden ayrı durması ve AK Parti içinde anlaşmazlıklar olduğu kabulleriyle tamamlanmaktadır.

Oyunları Bozan Sabır

Türkiye, önce Suriye’deki iç savaşa dahil edilmek istendi. Türkiye burada uluslararası ittifakla hareket etmekte ısrar edince, bu sefer IŞİD’e Obama’nın deyişiyle “muhteşem ordusu” ile tek başına saldırması istendi. Türkiye tarihe geçecek bir siyasi basiret ve stratejik sabırla bu maceraları savuşturdu. Türkiye’nin bu maceralardan uzak durması üzerine, bu sefer Suriye’de PKK’ya alan açılarak çözüm sürecini bozacak bir teklif geldi. PKK bu teklife olumlu cevap verince bu sefer Türkiye içeride siyasetle, Suriye üzerinden PKK/ PYD tehdidi ile terbiye edilmek istendi, isteniyor.

7 Haziran’dan sonra PKK’nın şiddet tehdidi, HDP etrafındaki ittifakın siyaseti tıkaması ve koalisyon mecburiyeti ile Türkiye’nin Irak ve Suriye’deki yeni dengelerde söz sahibi olmasını engellenecekti. Suriye’deki PKK bölgesi bu şekilde garanti altına alındıktan sonra, sıra Türkiye’nin içine gelecekti. Türkiye’nin seçilmiş Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Davutoğlu’nun kararlılıkları ve AK Parti’nin beraberliği sayesinde, bu tehdide boyun eğmemesiyle yeni dönem başladı. PKK, Devrimci Halk Savaşı ilan etti, Türkiye ise PKK’ya karşı güvenlik operasyonları başlattı. Türkiye, bu arada koalisyon yerine erken seçim kararı alarak, siyasi karasızlığa ve stratejik açmaza hapsolmayacağını gösterdi.

PKK Kapana Girdi

1 Kasım’da yapılan seçimlerle halk, bu senaryo karşısında açık bir tavır alarak AK Parti’ye yüzde 49,5 oy vererek güçlü bir tek parti iktidarının önünü açtı. Bu seçim, öngörülen senaryoyu bozdu. Bunun üzerine PKK, Türkiye’yi Suriyeleştirecek, devleti çökertecek veya hata yaptıracak bir meydan okumayla özyönetim ilanlarıyla şehir çatışmalarını başlattı. PKK böylece, yılların birikimini uzun vadeli gerilla savaşının son safhasına geçtiği iddiasıyla sahaya sürdü. Siyasi otorite ve güvenlik kuvvetleri PKK’nın öngördüğü eksiklik ve hataların hiçbirine düşmeden PKK’yı kırsalda olduğu gibi şehirlerde de açıkça ezerek yendi.

PKK bunun üzerine uluslararası ittifak sisteminde kendisine yeni müttefikler bularak çatışmayı önce Türkiye’nin batısına kitlesel terörle yaymak ve sonra da Türkiye’yi Kuzey Suriye’den sıkıştırma stratejisine yöneldi. PKK gerilla mücadelesinin üçüncü ve kesin sonuç alacak safhasına girdiğini düşündüğü için, şehir çatışmalarındaki kayıpların mücadelenin sonucunu henüz belirlemediğini düşünüyor. O yüzden de elindeki bütün imkânları kullanmak zorunda. Çünkü PKK biliyor ki bu aşamada yenilen bir örgütün, bir daha toparlanması çok zordur. Bu bakımdan PKK’nın kendisini destekleyenleri, Ankara saldırısından da çok utandıracak düzeyde şiddete yönelmesi kaçınılmaz görünüyor. Bu şiddet dalgasının PKK’yı toplumsal desteğinden kopararak bugün ittifak yaptığı o on devrimci örgütten birine dönüştürmesi ciddi bir ihtimaldir.

Yeni Yüzyıl, 17.03.2016

http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/stratejik-sabir-ve-kapana-giren-pkk-1697