.: Cennet Uslu

Steril toplum deliliği

Bir zamanlar ütopyalar kurma arzusu taşıyan jakoben ve totaliter rejimler pek modaydı. Bugünlerde revaçta olmayabilirler, ancak ütopya kurma hastalığı steril toplum yaratma hastalığına dönüşerek yola devam ediyor. Steril toplum düşü, örneğin, insanların gerçek fikir ve görüşlerini kendi diledikleri sözlerle ifade etmelerine engel olan siyaseten doğruculuk akımında karşılık buluyor. Sanki önyargılı, ayrımcı veya ırkçı düşünceler dile getirilmezse sorunlar kendiliklerinden ortadan kalkacak. Huzursuzluk ve rahatsızlık veren fikirler ortalıkta görünmeyecek ve toplumumuz steril olacak.

Sterillik hastalığının bir diğer yansıması medya ahlakçılığı dediğim akımda hayat buluyor.  Medya ahlakçılığını film, dizi, yarışma, evlilik veya yemek programları gibi medya ürünlerini steril bir toplum arzusu doğrultusunda yargılama ve mahkum etme çabası olarak tanımlıyorum. Bu sadece sivil bir çabayla kalsa ne ala! Steril toplum düşkünleri devleti kendi arzu ettikleri insan modeli doğrultusunda düzenleme yapmaya ve müeyyide uygulamaya zorluyorlar.

Medya ahlakçıları bazı medya ürünlerinin insanlara kötü örnek teşkil ederek birtakım toplumsal problemlere yol açtığını, toplumu yozlaştırdığını veya toplumun ahlakını bozduğunu ileri sürüyorlar. Bu sebeple ürünler üzerine sansür, denetleme ve cezalandırma mekanizmaları getirilmesi gerektiğini savunuyorlar. Medya ahlakçıları insanları TV’lerin etkisine bu kadar açık edilgen birer varlık olarak görmekte yanılgı içindeler. Programlarla ilgili gelen şikayetlerin sayısının yüksekliği bu yanılgının kanıtlarından biridir.

Medya ahlakçılığında çeşitli bakımlardan problemler var. Bunu evlilik programları örneği üzerinden izah etmeye çalışayım. Zira geçen ay yapılan bir Çalıştayda RTÜK başkanının ve çalışanlarının evlilik programlarıyla ilgili medya ahlakçılığını yansıtan açıklamaları basına yansıdı. Evlilik programlarında kullanılan dil ve sergilenen tutum ve davranışlardan şikayet etmişler. Yayıncılar, programlarda “genel ahlaka aykırı ifadeler kullanıldığı”, “evliliğin maddiyata indirgendiği” veya “adayların dış görünüşleriyle yargılandığı” gibi şikayetlerle uyarılmışlar.

Başkan yayıncıları reyting kaygısıyla hareket ederek her şey mubah anlayışından kaçınmaya ve sorumlu davranmaya davet etmiş! Üstüne bir de ya siz kendinize çeki düzen verin yada biz bir yasayla bu işi hallederiz mealinden bir tür “tehditte” bulunmuş!

Medya ahlakçılığındaki ilk sorun gerçeği görmezden gelerek onu değiştirebileceğini veya ortadan kaldırabileceğini sanmaktır. Evlilik programlarına çıkan ve şikayetçilerin “beğenmediği” söz ve tavırlara sahip insanlar uzaydan gelmedi. Bu kişiler toplumda zaten “bu şekilde” yaşayan insanlar. Örneğin, insanların büyük bir kısmı evlilik tercihlerinde maddi veya fiziki faktörleri dikkate alıyor zaten. Diğer taraftan, ayrıksı veya yeraltı hayat biçimlerinin TV’lerde görünür olması show ve TV dünyasının gerçeklerine gayet uygun.

Bir diğer sorun, bu ahlakçılığın bir kibir içeriyor olmasıdır.  Medya ahlakçıları kendi ahlak, terbiye ve yaşam biçimlerini referans alarak başkalarınınkini yargılama ve yasaklatma hakkını kendilerinde görebiliyorlar. Kendilerinin değerlerini veya yaşam biçimlerini yüceltiyor, diğerlerininkini hor görüyorlar. Kendilerine insanları terbiye etme, koruma veya hizaya getirme misyonu biçiyorlar. Toplumu yücelttikleri ve “steril” gördükleri kendi anlayışlarına uygun şekilde biçimlendirmeye çalışıyorlar.

Bu meseleyle ilgili asıl sorun ise medya ahlakçılığı gerekçesiyle yapılan kısıtlama ve yasakların üretici ve tüketicilerin tercih ve iradelerini hiçe sayıyor olmasıdır. Üçüncü kişilere zarar vermeyen ve onların haklarını ihlal etmeyen yayınlara bu tür kısıtlamalar ve yasaklar getirmek hem ifade hem ticaret özgürlüklerinin ihlalidir.

Yeni Yüzyıl, 11.03.2016

http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/steril-toplum-deliligi-1623