.: Atilla Yayla

Siyasî Pazar mı Ticarî Pazar mı?

24 Haziran’da seçmenler olarak sandıklara gidip partiler ve cumhurbaşkanı adayları arasında siyasî tercihimizi yaptık. Demokrasi bir sonu gelmeyen siyasî tercihler zinciri  olmakla beraber insan olarak tek tercih yapma alanımız değil. Tercihler hayatın başka alanlarında da vuku buluyor. Eş seçimi, iş-meslek seçimi ve mal-hizmet seçimi gibi…

Siyasî tercihimizi yaptığımız alana siyasî pazar, mal-hizmet tercihi yaptığımız alana ticarî pazar diyelim. Bu iki pazar türünü ve onlardaki davranışlarımızı birbirleriyle karşılaştırışsak ne görürüz? Bunların işleyişinde benzerlikler ve farklar var mıdır? Birinin diğerinden şu veya bu bakımdan üstün veya zayıf tarafları bulunur mu?

Piyasa teorisinden esinlenen yazarlar-akademisyenler, piyasa kavramlarını ve süreçlerini siyasete uygulayarak ilginç sonuçlara ulaşıyorlar. Bu sonuçlar siyaset olgusunu daha etraflı şekilde kavramamıza yardımcı olabilecek nitelikte.

Olağan şartlar altında (yani piyasaya girişin kısıtlanmaması hâlinde) her pazarda aynı malın birden fazla türü bulunur. Ticarî pazarda da siyasî pazarda da durum aynı. Zaten tercih yapmak birden çok ürünün bulunduğu bir yelpazede ürünlerden birini seçmektir.  Ticarî pazarda örneğin bir otomobili diğer otomobillere, siyasî pazarda bir partiyi diğer partilere yeğleriz. Bu tercihi tek oy-tek fail ilkesi gereği herkes tek başına yapar. Ancak, ticarî pazarla siyasî pazar arasındaki benzerlik bunun ötesine geçmez. Aralarındaki farklar benzerliklerden daha fazladır.

Her şeyden önce, ticarî pazardaki tercihlerimiz çok daha sık vuku bulur. Hayatta olduğumuz sürece ticarî pazar tercihlerinden vazgeçmeyiz, vazgeçemeyiz. Her gün, hem de defalarca, tercih yaparız. Siyasî pazarda tercih yapmak çok daha az gerçekleşir. Ortalama birkaç yılda bir olması beklenir.

Ticarî pazardaki tercihlerimiz hemen sonuç verir. Üstelik bu tercihler daima bizim istediğimiz istikamette sonuçlanır. Ticarî pazar tercihimizi yapabilmek için başkalarına ihtiyacımız yoktur. Kimseye sormak, kimseden onay almak mecburiyeti duymayız. Pazar tercihimizin etkili olması için başkalarının da aynı istikamette tercihte bulunmasını beklemeyiz. Söz gelimi, bir otomobil almak için yüz bin kişinin ayı otomobili tercih etmesi gerekmez. Gider, otomobili tek başımız alırız. Bu tür bireysel tercihler özel olarak o marka genel olarak sektör üzerinde etkiler yaratır. Ancak, bunlar çoğu zaman bizi ilgilendirmez.

Siyasî pazarda yaptığımız tercihlerin sonuçlar yaratabilmesi çok, pek çok sayıda insanın aynı tercihi yapmasına bağlıdır. Bizim beğendiğimiz veya desteklemeye karar verdiğimiz partiyi başka milyonlarca kişi de beğenmez ve desteklemezse bizi memnun edecek bir sonuç ortaya çıkmaz. Oysa otomobilimizi alır almaz mutlu oluruz. Yani, siyaset kendisi de sonuçları da kolektif olan bir faaliyettir.

Ticarî pazar tercihi ile siyasî pazar tercihi arasındaki farkı ‘demet etkisi’ olarak adlandırılan bir kavramla izah edebiliriz.  Ticarî pazarda mallar bireysel olarak tercihe mazhar olur. Bir otomobile ulaşabilmek için yanında bir saat, bir koltuk takımı, bir gömlek vs. de almamız gerekmez. Yani mallar tüketiciye bir mal demeti içinde ulaşmaz. Oysa siyasî pazarda tabiri caizse müşterisi olduğumuz firmalar (partiler) yine tabiri caizse bize tekil mallar değil mal demetleri sunarlar. Demetleri toptan almamız veya toptan reddetmemiz gerekir.

Diyelim ki A, B, C, D partilerinin her biri size 20 siyasa (policy) öneren demetlerle (parti programları ve/veya seçim beyannameleriyle)  geldiler. Benimsediğiniz ve benimsemediniz siyasa önerilerinin dağılımı şöyle olsun: A: 12-8; B: 10-10; C: 8-12; D: 6 -14. Bu durumda –tercihinizi etkileyebilecek diğer faktörler sabit kalmak yani her parti için ayı istikamette etkide bulunuyor olmak şartıyla- A’yı B, C ve D’ye tercih etmeniz beklenir. Ama bu durumda bile sevmediğiniz 8 siyasa önerisi vardır. A’yı tercih ederken sevdiğiniz 12 siyasa önerisini alıp sevmediğiniz 8 siyasa önerisini dışlayamazsınız. Oysa ticarî pazarda hiç kimse (satıcı) size sevmediğiniz hiçbir şeyi veremez.

Bu tür akıl yürütme ve karşılaştırmalar ister istemez “Ticarî pazar mı yoksa siyasî pazar mı daha demokratik, âdil ve etkindir?” türünden soruları gündeme getirir.

İki farklı türden pazara ilişkin karşılaştırmalar ilginç ve yararlı. Ancak, akıldan çıkarmamalıyız ki, bu pazarlar bire bir karşılaştırılamaz ve birbirinin yerini alamaz.  Yine de bu tür mukayeselere dayanan muhakemeler siyasî ve ticarî pazarlar hakkında bazı sonuçlara varmamızı kolaylaştırır. Bunların birkaçını aşağıda sıraladım:

  1. Ticarî pazarların genişlemesi her zaman iyidir. Siyasî pazarlar için her hâl ve şart altında aynısı söylenemez.
  2. İki pazar da beşerî hayat açısından hayatî önemi haizdir. Biri lehine diğerinden vazgeçemeyiz.
  3. Siyasî pazarın aşırı genişle(til)mesi ticarî pazarın daral(tıl)ması sonucunu verir. Buna sivil toplum alanlarının siyasî toplum tarafından işgal edilmesi diyebiliriz. Bu istenmeyecek ve insanî var oluşa zarar verecek bir durumdur.
  4.  Her iki pazarın da varlığının korunması orta ve uzun vadede bu pazarlarda kimin kazanacağından daha önemlidir.
  5.  Olağan şartlar altında her iki pazar da barışı, işbirliğini ve toplumların problem çözme yeteneğini takviye eder.

Yeni Yüzyıl, 03.07.2018