.: Atilla Yayla

Sivilleşen Millî Bayramlar

Bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı daha yoğun tartışmaların gölgesinde kutlandı. Önemli bir tartışma konusu bayramın tesadüf ettiği Cuma gününde camilerde okunan ve DİB tarafından hazırlanmış olan hutbede, bayram ve şehitler anılırken, Atatürk’ün adının zikredilmemesiydi. Şahsen bunun yanlış olduğunu düşünüyorum. Pek çok kişinin ve tüm toplumun katkısıyla vücut bulan zaferin sadece Atatürk’e atfedilmesini ve anma ve konuşmalarda Atatürk’ün çok öne çıkartılıp zaferin tek kişinin eserine dönüştürülmesini ve bu suretle başkalarının yok mesabesine indirilmesini zaten sevmiyorum. Ama ilgili bir kamusal metinde Atatürk’ün adının hiç anılmamasını da yanlışlık ve haksızlık olarak görüyorum.

Bayram kutlamalarında gayet önemli ama daha az farkına varılan ve daha az dikkat çeken-çekilen bir durum daha vardı. Oysa bu olgu siyasî sistemimiz açısından hem tarihsel hem güncel olarak daha önemli. Bu sene 30 Ağustos kutlamalarında Türkiye’de sivilleşmenin aldığı mesafeyi net biçimde görme imkânı bulduk.

Daha önceleri, yani bürokratik vesayetin dimdik ayakta olduğu yıllarda, 30 Ağustos’un sahibi generaller -özellikle GKB- olur ve siyasiler geri planda kalırdı. Törenlerde generaller öne çıkardı. Resepsiyonda GKB ev sahipliği yapar ve cumhurbaşkanı ve başbakan davete icabet eden misafirler  olur ve neredeyse sıradan insanlar havasında orada bulunurdu. O kadar ki askerlerin geliş ve/veya gidişlerinde cumhurbaşkanını ve başbakanı karşılamadığı ve uğurlamadığı resepsiyonlar dahi yaşandı.

Şimdi durum değişti. Resepsiyonu siyasiler veriyor ve generaller misafir olarak geliyor. Askerler amirleri olan siyasileri bastıran roller ve pozisyonlar edinemiyor. Bu, sistemin sivilleştiğini gösteriyor. Oysa eskiden hâki rengin etrafında siviller kendine bir yer bulmaya çalışırdı. Bu, bırakın demokrasi dönemini, tek parti döneminin ruhuna dahi aykırıydı. Çünkü Atatürk üniforması üzerinde olduğu zamanlarda bile, sadece bir asker değil aynı zamanda bir siyasetçiydi. Yani Türkiye sivil-asker ilişkileri ve dengesi bakımından, demokrasi döneminde, tek parti yönetiminin bile gerisine düşmüştü.

Sistemdeki sivilleşmenin bir diğer göstergesi, Millî Savunma Bakanı’nın öne çıkması ve TSK komuta kademesine hükmetmesi. Henüz bu durumun dayandığı hukukî mevzuat oluşturulmadı ama GKB fiilen MSB’na bağlı. Bu da demokrasiyi takviye edici bir durum. Umarım Meclis gerekli düzenlemeyi yapar ve bu statü hukukî temel ve kalıcılık kazanır. Bu duruma artık GKB ve kuvvet komutanlarının adının eskiden olduğu kadar toplumda bilinmediğini ve takip edilmediğini de eklersek, sistemimizin sivilleşmesi yolunda epeyce bir mesafe aldığımız sonucuna ulaşabiliriz.

2 Eylül 2019