.: Harun Kaban

Sıradan Bir İnsan ve Tanrısal Bir Nefret

AK Parti – otonom yapı kavgasında zurnanın zırt deliği “Barış Süreci” demiştim. Bunu gören birçok insan var. Nitekim bundan 15 yıl öncesini düşünerek bugünlerde olup bitenleri bir gözünüzün önüne getirin: Abdullah Öcalan ile devletin temsilcileri ve milletvekilleri düzenli olarak görüşüyor, Öcalan artık sivil bir siyasi figür olarak görülüyor ve normalleşiyor, mesajları meydanlardan okunuyor, billboardlarda resmi asılıyor ve kıyamet kopmuyor. Ölümler ve çatışmalar durmuş, bambaşka bir dünyada yaşıyoruz. Şehit anneleri bile Öcalan’ın serbest kalma fikrine artık doğrudan tepki göstermiyor, en fazla “çocuklar ölmeyecekse çıksın ama benim gözüme görünmesin” diyor. Yani çocukların ölmemesi için herkes kendince neyi varsa koymuş ortaya.

Peki öbür tarafta durum ne?

Sivil toplum temsilcilerinden oluşan yaklaşık kırk kişinin katıldığı bir toplantıda bir katılımcı şöyle bir cümle kurdu: “Çözüm sürecinde, çatışmanın durmuş olması ve ölümlerin olmaması dışında hiçbir gelişme yok.” Cümleyi bence birkaç defa tekrar okuyun, ilk duyduğunda insan pek fehmedemiyor. İşte Erdoğan nefreti insanları bu hale getiriyor. Bu cümle benim için zirveydi, Erdoğan nefretinin son noktası budur, bundan beridekileri dikkate bile almıyorum.

Bir de “Erdoğan’ın, AK Parti’nin getireceği barışı da istemiyorum”cular var. Sanki babasının bağından yer bağışlıyor arkadaş, biz de tüm memleket oturduk çözüm sürecini bu arkadaşın keyfi için başlattıydık zaten.

***

Ben makarna/kömür muhabbetlerini hallettik bitirdik sanıyordum ama son seçimden sonra yine en derin analiz yapabilenler AK Parti’nin aldığı yüzde 45 oyu “AK Parti’ye karşı yüzde 55 var” şeklinde okuyor. Bu okumayı kendilerinden başka ciddiye alan var mı bilmiyorum. Başbakan’ın “2023 vizyonu” derken kendisi ve partisini değil diğer tarafı düşünerek bunu söylediğini düşünmeye başladım çünkü 2023’e kadar bu algılama değişecek gibi durmuyor, başbakan her girdiği seçimden yüzde 50 oy alacak, diğer taraf da bunu bir türlü anlayamayacak ve nefret etmeye devam edecek gibi görünüyor.

Muhalefetin ve yeminli Erdoğan düşmanlarının eleştirilerine bakınca insan bazen şüphe ediyor ama Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tanrısal güçleri olan, hatadan münezzeh kadir-i mutlak bir varlık değil, o bir insan; iyisiyle kötüsüyle, günahıyla sevabıyla, sıradan bir insan. Onu bir sembol haline getiren karşısındaki nefretin büyüklüğü oldu, bu nefret doğal olarak Erdoğan’ın etrafına bir koruma halkası ördü. “Astınız, zehirlediniz, yedirmeyiz!” capsleri evet komik ama ardında yatan travmayı küçümseyen kafa Erdoğan’ın neden her girdiği seçimi kazandığını, neden bu kadar oy aldığını hiç anlayamayacak; meydanlara “sırf o gün orada bulunmak için” gidenleri küçümseyerek seçim analizleri yapmaya devam edecek ama her seçim aynı hezimeti yaşamaya mahkûm olacak.

Erdoğan bir sembol, asıl dert “onun gibi olanlar”. Erdoğan gibi olanlar da bunu çok iyi bildiği için olan bitenin gayet farkındalar, o yüzden karşı tarafın Erdoğan nefreti bu tarafı birbirine kenetliyor, ne pahasına olursa olsun Erdoğan’a sahip çıkmaları gerektiğini hissettiriyor, “Menderes’i bu adamlara nasıl kaptırdık?” diye hayıflanıyor, bu zihniyete ve nefrete “bir başbakan daha vermeyeceğiz” diyor. “Bu taraf” çok sakin, diğer tarafın ağzından köpükler saçarcasına bağırıp çağırmasını sabırla ve bıyık altından gülümseyerek izliyor, sıra kendine geldiğinde lafı gediğine koyup karşı tarafı iyice köpürtüyor, sonra tekrar seyre devam ediyor. Memleketin sahiplerinin her türlü uzun vadeli komplike siyasi dizayn hesaplarına sandıkta bir gün içinde basit bir cevap veriyor, sonrası malum, yaklaşık on yıldır makarna kömür falan filan.

Aslında memleket tarihinde 90 yıldır sahnelenen oyun yeniden sahneleniyor fakat bu defa senaryoda küçük bir aksaklık oldu, şimdiye çoktan “hal edilmesi gereken” bir karakter senariste kafa tuttu ve olaylar gelişti.

***

Bir de, ölüler sanırmış ki, diriler her gün helva yiyor. Erdoğan nefreti insanları öylesine başkalaştırdı ki, kendileri Erdoğan’ı tanrısallaştırdığı ve onunla mücadele ettiklerini düşündükleri için, karşı taraftakileri de Erdoğan’ın kulları, ona tapan sefiller olarak görüyorlar. Halbuki karşı taraf Erdoğan’ın sıradan bir insan olduğunun farkında, kendi gibi gördüğü, sıradan biri olduğunu bildiği için bu kadar sahip çıkıyor.

Nefreti muhakemesinin önüne geçince, insanların sınırları izafileşiyor ve fantastik bir dünyadan seslenebiliyorlar. Halbuki sıradan insanlar kendileri gibi sıradan bir insan olan Erdoğan’dan korkmuyor ama gel de anlat bunu anlatabilirsen memleketin sahiplerine…

Bir de küçük enişteler var, hele onlar hiç tutulmuyor…

Ayrıca bakınız...

atilla-yayla-11

Emek, değer belirleyen midir, değeri belirlenen midir?

Yıllar öncesinde bir gün üniversitedeki odamın kapısı vuruldu. Bir kız öğrenci çekingen bir tavırla içeri ...