.: Berk Ünlü

Sert Bir Gerçeklik: Çernobil

Sert bir gerçeklik olarak nükleer santral patlaması

Yayınlanan yeni dizi Çernobil sert bir gerçekliğin yaşamları nasıl etkilediğini açıkça ortaya koyuyor. Mini dizi çok kritik soruları soruyor ve vermeye çalıştığı cevaplar ile felaketin en sert sonuçlarını insanlara anlatıyor. Aynı zamanda görselliği de son derece başarılı olarak yapan dizi yapımcılarının başarısını ortaya koyuyor. Oyuncular Sovyet sosyalizminde yaşananların bir bölümünün nasıl yaşadığını da son derece iyi yansıtıyorlar. Bir sosyalizm şehrinin nasıl olduğundan tutun da insanların bu şehirde kendilerini nasıl var etmeye çalıştığına kadar birçok alan incelemeye tabi tutuluyor. Zor sorulara zorlayıcı yanıtlar vererek sert gerçekliği izleyicilere göstermek konusunda başarı yakalanıyor. Dizinin gördüğü ilgi de başarılı bir yapımın eleştirel olarak hakkını veriyor. Umarız yapımcılar bu başarının karşılığını ekonomik olarak da alırlar.

Çernobil konusu gerçekten çok önemli. İnsanların yaşamlarını bu kadar derinden etkileyecek bir problemin nedenlerini ortaya koymak kendi içinde değerli. Nükleer santral patlarken-çökerken çok değerli olan yaşamını tehlikeye atanlar bunu ne için yapıyorlardı? Bu soruya cevap verebilmek gerçekten önemli. Görünüşte enerji üretmek isteyen bir bürokrasi aslında başkalarına zarar vermenin sonuçlarına da sebep oluyordu. Hem de ne pahasına olursa olsun. İnsan yaşamının değerinin ne kadar az olduğu sonucuna da böylelikle varabiliyorsunuz. Hem de insanların en çok değer gördüğü iddia edilen sosyalizm altında.

Dizide, patlama yaşandığında idareciler önce patlamanın neden olduğunu rahatlıkla tahmin edilebilecek haldeyken – sosyalizm propagandasına zarar verebileceğinden – olayın üzerini örtmeye çalışıyorlar. Kendi sistemlerinden o kadar eminler ki böyle bir patlamanın boyutları önemsizleştiriliyor. Gerçek elbette öyle değil. Problem çok daha büyük ve basit bir propaganda ile üzeri örtülebilecek halde değil. Önemli bir nokta da patlama yaşandığında bürokrasinin olayın üstünü kapatmak istemeyenlere karşı gösterdiği tavır. Suç santralde işini doğru yapmaya çalışan insanların üzerine atılmak isteniyor. Bir suçlu var ise o da santrali yöneten kişi, onun yanında çalışan masum ve doğruyu yapmaya çalışan işçilerde değil. İyi ki burada suçlama “kapitalist” ülkelere yapılmıyor. İşin o yanı da olabilirdi.

Santralin yaşadığı facianın en önemli sebeplerinden biri patlamaya etki eden “resmi bilim adamı” kavramının olması. Dizide de bu durum çok iyi bir şekilde gösteriliyor. Devletin bilim adamları devlete zeval gelmemesi için devleti yöneten üst düzey bürokratların dilinden konuşmaktan kaçınmıyorlar veya merkezden o kadar korkuyorlar ki felaketin boyutlarını söylemekten çekiniyorlar. Sayısı tam olarak ölçülemeyecek kadar insanın hayatını etkileyen böyle bir patlama sonrası ancak önemli kişilerin çıkarları öncelikli oluyor, hem de herkesin eşit olduğu söylenen bir ülkede. İnsanın aklına “herkes eşit, bazıları daha da eşittir” cümlesi geliyor.

Kendini feda etme ahlâkının zararları

Sözde Sovyet sosyalizminde işçi sınıfına olağanüstü değer veriliyordu. Ancak dizide santraldeki yangını söndürmek ve radyasyonun yer altına sızmasını önlemek için işçiler kullanılıyor. Önce itfaiyeciler görevlendiriliyor. Bu itfaiyeciler açıkça ölüme gönderiliyor. Yapmaya çalıştıkları kendi sınırlı imkân ve güçleriyle santraldeki büyük yangını söndürmek oluyor ve tabiî ki bunda başarılı olamıyorlar. Sosyalizmin en değerli saydığı kesim önce ölüme gönderiliyor. İşin madenciler boyutunu da unutmamamız lazım. Radyasyonun yer altına sızmasını engellemek için yer altında çalışmaya gönderilen maden işçilerinin de sosyalizm cennetinde yaşamadıkları ortadadır. Bürokrasi işçi sınıfından daha değerli oluyor. Madencileri göreve çağırmak için onların madenine giden iyi giyimli bürokratın hali durumu çarpıcı bir şekilde gösteriyor. “Yoksa böyle bir işçi sınıfı yok muydu” üzerine tartışılması gereken bir soru.

Çarpıcı dizide insanlar mantıksızca ve irrasyonel olarak ölüme gönderilirken Sovyet bürokrasisi de olayın üzerini örtmeye çabalıyor. Burada olayın üzerini örtmeye çalışmak işçiye iyilik yapmak anlamında mı oluyor? Sovyetlerin tüm problemleri içinde bu soru gerçekten önemli bir yer kaplıyor. İşçiye sistemin hâkimi olduğunu söyle ama işçinin iyiliği yerine kendi çıkarını ön plana al. Bu gerçekten kritik bir durum. Dizi dışında konuşacak olursak; dünyanın olayı öğrenmemesini sağlamaya çalışmak nasıl oluyor da işçinin çıkarını korumak oluyor? Ölüme gönderilenler ve santralde patlama sırasında ölenler kapalı bir toplum olmaktan ne kazanıyorlar? Açıktır ki Sovyet yöneticileri kapalı bir toplum oldukları müddetçe bulundukları yerde kalabiliyorlardı.

Ölümler kötüdür – en azından reel yaşamda. İşin felsefî boyutu tartışılır – ve uğruna ölünebilecek bir siyasal sistemin varlığı düşündürücüdür. Yine dizide Çernobil’in yaşandığı yerde yaşayanlara yaşamlarının nasıl riskler altında olduğu söylenmiyor. Üstelik Çernobil’de yaşananlar sadece santralde çalışmak zorunda olanları etkilemiyor. Patlamanın olduğu yerin yanında ve yakınında yaşananların da yaşamları doğrudan etkileniyor. Bunun sorumlularının olup olmaması da çok farketmiyor. Sorumlular bulunmadan siz yaşadığınız yerden edilmiş oluyordunuz. Gerçekten çok kötü bir durum. Dizide insanların otobüsler ile yaşadıkları yerden götürülmesinin gösterildiği sahne gerçekten etkileyici. Hak etmedikleri bir muameleye tâbi tutuluyorlar ve kendilerinin oluşturmadığı bir maliyeti ödemek zorunda bırakılıyorlar.

Nükleer santrallerden enerji sağlanması şimdilik devam etmekte. Gelişmiş ülkeler de bu yöntemi kullanmakta. Bilimsellik doğrultusunda, buralarda güvenlik önlemlerinin alınması önemli ama yeterli olmayabilir. Böyle felaketlerin yaşanmasını engellemek bu tip yerlerin sürekli olarak açık toplum ideali doğrultusunda denetlenmesinden de geçiyor. Sizin yaşamınızı riske edeceklerin kendi başlarına bırakılmasının ve denetlenmemesinin sonuçlarını Çernobil acı bir şekilde insanlara anlattı. Yeni felaketlerin yaşanmamasının özgürlükçü, açık bir toplumdan geçtiğini Çernobil bize gösterdi. Mükemmel bir reçete yok ama elden gelenin en iyisini yapmanın da engellenmemesi herkesin daha güvenli yaşamasını sağlayabilir.

19 Haziran 2019