.: Bahattin Karademir

Serbest Ticaret, Demokrasi ve Barış İlişkisi: Rusya’yla Yaşanan Siyasi Krizin Düşündürdükleri

Rusya’ya ait savaş uçağının ülke sınırlarımızı ihlâl etmesi nedeniyle düşürülmesinden sonra bu ülkeyle ikili ilişkilerimizde gergin bir döneme girdik. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in uçağın düşürülmesinden sonraki sert açıklamalarını her gün gazetelerde bir yenisini okuduğumuz ticarî kısıtlama haberleri takip etti. Rusya’da henüz iş dünyasını temsil eden kişi, kurum ve kuruluşlardan hükümet yetkililerine yönelik güçlü bir sağduyu çağrısı duymadık.  Bu gelişmeler son günlerde beni tekrar serbest ticaret, demokrasi ve barış ilişkisi üzerinde düşünmeye teşvik etti. Bundan bir kaç yıl önce European Liberal Forum adlı organizasyonun desteğiyle pek çok şehirde bu konuda seminerler düzenlemiştik. Bu seminerlerde şu görüşleri paylaştık:  (a) Ülkeler arasındaki serbest ticaret farklı ülke insanlarını birbirlerine yakınlaştırır, onları ılımlılaştırır, hoşgörüyü geliştirir; (b) uluslararası ticaret yapan iş insanları ülkeleri arasındaki uzlaşmazlıkların barışçıl yollardan çözülmesi için gönüllü elçiler olarak hükümetlerine baskı yaparlar;  (c) bunların gerçekleşmesi özel mülkiyet, serbest mübadele, serbest ticaret ve girişim özgürlüğüne dayalı piyasa ekonomilerinde mümkün olur. Bir ülkede iş dünyası zenginleşmesini büyük ölçüde devletin sağladığı imtiyazlara ve korumacı politikalara borçluysa yukarıda açıklandığı şekilde barış yanlısı politikaların geliştirilmesine katkıda bulunamaz. Hepsinden daha önemli olarak demokrasinin, hukuk devletinin, insan haklarının, sivil toplumun, çoğulculuğun gelişmediği ülkelerde piyasa ekonomisi de gelişmez.  Bu fikirleri ayrı ayrı değerlendirmekte yarar var. Ben bunu daha sonraki yazılarıma bırakıp konuyla ilgili birkaç anekdot paylaşmak istiyorum.

Amerika’da kâr amacı olmayan bir organizasyonda çalışan İran asıllı bir arkadaşım, 11 Eylül terör saldırılarından sonra New York şehir merkezinin dışında yaşayan Amerikalıların Müslümanlara karşı korku ve şüpheyle bakmaya başladıklarını anlatmıştı. Şehir merkezinde yıllardır Müslümanlarla birlikte onlarla iç içe yaşayan Amerikalıların ise saldırıyı gerçekleştirenlerin birlikte yaşadıkları bu insanlar olmadığını bildikleri için daha rahat olduklarını söylemişti. Demek ki insanları yakından tanımak önyargıları yıkıyor.

Kars’ta düzenlediğimiz bir seminerde öğrencilere “Ermenistan’la kapalı olan sınırımızın açılmasını ister miydiniz?” diye sormuştum. Öğrencilerin tamamı sınırın açılmasını istediklerini söylemişlerdi. Sınırın açılmasının muhtemel sosyal ve ekonomik yararlarından söz etmişlerdi.  İzmir’de düzenlediğimiz yakın tarihli bir başka seminerde aynı soruyu sorduğum öğrencilerin büyük bir bölümü ise sınırın açılmasını istemediklerini belirtmişlerdi. Demek ki sorunun içinde olup sorunu yaşıyor olmak çözüm arayışını da güçlendiriyor.  Soruna uzak olan çözüme de uzak oluyor.

Erbil’in tarihî çarşısında gezinirken Türk olduğumu öğrenen bir genç benimle Türkçe konuşmaya başlamıştı. Kendisine Türkmen olup olmadığını sorduğumda, Türkmen olmadığını Türkçe’yi gelip giden müşterilerinden ve izlediği televizyon programlarından öğrendiğini söylemesine şaşırmıştım. Hatta Türk kanallarında seyretmeyi en çok sevdiği programları tek tek saydığında daha da şaşırmıştım. Demek ki ticaretle uğraşmak yeni kültürlerle tanışmayı ve kaynaşmayı kolaylaştırıyor.

Beyrut’a bir konferans için gittiğimde bir taksi tutup antik bir Fenike liman kenti olan Biblos’a gitmeyi ihmal etmedim. Biblos’un kuruluşu M.Ö.7000’e kadar dayanıyor.  Bugünkü modern Latin alfabesinin temelini oluşturan ilk alfabeyi Bibloslular geliştirmiş. Bibloslular ticaretle uğraştıkları için hesap yapmak, kayıt tutmak, sözleşme düzenlemek onlar için önemliymiş.  Bütün bunları yapabilmek için alfabeyi geliştirmişler. Demek ki ticaret günün ihtiyacına göre yeniliklere ve gelişmeye öncülük ediyor.

Eminim sizlerin de pek çok gözleminiz vardır.  Bunları bana yazarsanız sevinirim.

Ayrıca bakınız...

Liberallerin “Bu Ülke”yle İmtihanı

Liberallerin “Bu Ülke”yle İmtihanı

Bu yıl Liberal Düşünce Kongresi’nin yirmi ikincisini düzenledik. Her yıl Kasım ayında, Kapadokya’da düzenlediğimiz kongreye, ...