.: Mehmet Ali İlkaya

Şeker fabrikaları özelleştirilmeli mi?

Bu soru şöyle de sorulabilir: “Sizden sadece bir kez diyerek oldukça fazla kan aldık. Ama sorunlar devam ediyor, kolunuzdan sürekli, ancak daha az kan vermeye devam etmek ister misiniz?” Birçoğumuz bu soruya “yok daha neler” der isyan ederiz. Oysa devlete ait şeker fabrikalarının durumu budur.

Devlete ait 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesi gündemde. Yoğun itirazlar var. Yok efendim “stratejik önemi varmış, istihdam sağlıyormuş, çiftçi ne olacakmış, vs. vs.” Bu  bahanelerin çoğu tartışmaya bile değmez. En iyisi, TEKEL’in tasfiye edilerek kapatılmasını hatırlayalım. Benin ailem tütün üreticisi, yıllarca Ege’de tütün ürettik, TEKEL de o zamanların politikası gereği, kalitesiz tütünleri satın aldı, yüksek maliyetle sigara üretti oluşan devasa zararlarını hükümet hazineden kapattı. TEKEL, yok olunca çiftçiye hiç bir şey olmadı, bir sürü özel firma var, üretim, depolama vb. alanlarda üreticinin işini kolaylaştıracak, zaman ve para tasarrufu sağlayacak yollar geliştirildi. Üretici, yani çiftçi daha iyi şartlarda, daha yüksek getiri ile tütün üretmeye devam etti. Bütün bunlar çiftçinin sorunları olmadığı anlamına gelmez. Ama özelleştirme, yani devleti o alandan çekme gibi faaliyetlerin üreticiye ve tüketiciye çoğunlukla olumlu etkisinin olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. TEKEL’in tasfiyesinin kimseye zararının dokunmadığını iddia etmiyorum. Bu tasarruf, TEKEL’in ballı işçilerine bir hayli dokundu. Ama tüm toplum bu işten kârlı çıktı, vergilerimiz çarçur edilmedi, kullananlar daha kaliteli, daha çeşitli sigaralara ulaşabiliyor. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi, üreticiye (çiftçiye) kayıp, tüketiciye de yoksunluk oluşturmayacaktır. Konya’daki şeker fabrikasının özelleşmesiyle “Torku” markası doğdu, kısa zamanda gelişti ve piyasada büyük bir oyuncu haline geldi. Bu durumdan ne Konya çiftçisi ne de tüm tüketiciler zararlı çıktı. Sadece, düşük üretim ve verimsiz, hantal, zarar yazma dışında bir becerisi olmayan ballı devlet işçileri zarar gördü. Toplam fayda da biz vergi mükelleflerine kaldı. Artık kolumuzda sürekli kan alan bir sistemle dolaşmıyoruz.

Devlete ait şeker fabrikaları zarar ediyor, hem de yıllardır bu zararlar devam ediyor, piyasa ortalamalarına göre, fazla istihdam, ortalamalarının çok üzerinde işçi maaşları, verimsizlik, üretim maliyeti, pazarlama ve reklam beceriksizliği gibi faktörler bu zararı oluşturmaktadır. Çaresi de yoktur, devletin işlet(emedi)iği tüm kurumlar zarar etmektedir ve gelecekte de zarar etmeye devam edeceklerdir. Bütün bunlardan sonra devlete ait şeker fabrikalarının özelleştirilmesini can-ı gönülden istiyorum. Şekerin stratejik bir ürün olduğunu kabul etsek bile, benzer bir ürün olan tuzun uzun yıllardır özel kişi ve kurumlarca üretildiğini hatırlamamız gerekir. Piyasa basit bir kuralla iş yapar: “talep varsa, arz oluşur”. Farklı kaynaklara göre hem Türkiye’de hem de Dünya’da şeker talebi, arzdan yani üretimden fazla bu durumda şeker üretiminin duracağını iddia edenlere gülüp geçmek gerekir. Bu 14 fabrika özelleştiğinde piyasa, daha çeşitli, daha ekonomik ürünlerle tanışacaktır. Çiftçi de talep olduğuna göre, Kolombiya’da şeker kamışı, Türkiye’de şeker pancarı üretmeye devam edecektir.

Baştaki soruya dönersek, sürekli kanımı vermeye ben gönüllü değilim, sanırım birçoğumuz da buna gönüllü olmayacaktır. Ne dersiniz?

Ayrıca bakınız...

Geleceğin inşası ve muhafazakârlar

Geleceğin inşası ve muhafazakârlar

Fırınlarda, pastanelerde ve marketlerde imsakiyelerin dağıtıldığı, hemen her gazetenin bir ramazan sayfası veya ilâvesi verdiği, ...