.: Nihat Kaya

“Şehit Alevi Olunca…”

“Kenan Ceylan, üç gün önce Hakkâri Şemdinli’de şehit oldu. Tokatlı Alevi çocuğuydu. Önceki gün iki ayrı cenaze töreniyle uğurlandı. İlki inançlarına uygun olarak cemevinde yapıldı. Ama askeri ve mülki erkân cemevine gelemezdi. Onun için daha sonra kaymakamlığın önünde “resmi tören” düzenlendi. Bu ilk değildi…”  Kaynak: www.cnnturk. com

Çok üzücü bir durum.

Dijital devrimin yaşandığı, uzayda insan kolonisi çalışmalarının yapıldığı, yapay insan oluşturma çabalarının olduğu bir dünyada, biz hâlâ insanların inancına saygı göstermeyi öğrenemedik.

Hep söylerim, bu ülke gerçek manada hiçbir zaman laik olamadı. TC kurulurken halifelik kaldırıldı. Yerine devletin kontrolünde, sünni İslam geleneğini temsil eden Diyanet İşleri Başkanlığı kuruldu.

Devleti yönetenler, kendi egemenliklerini sürdürmek için; kendi anlayışlarına göre bir din geliştirdiler. İktidarlar değiştikçe bu anlayış nüanslarla hep devam etti…

Yani, devletin “resmî dini” vardı. Müslümanım diyen yurttaşların bu resmî din çerçevesinde  Müslüman olmaları öngörülmüştü…

Diğer mezheplere ve farklı İslam yorumlarına sahip yurttaşlar “makbul vatandaş” statüsünden çıkarılmıştı… Türkiye Cumhuriyetinde gerek Türk, gerekse Kürt Alevilerin, toplamda 20 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor.

Bu vatandaşlarımız TC yasalarının kendilerinden beklediği her türlü görevi yerine getiriyorlar, VERGi VERİYORLAR, ASKERE GİDİYORLAR, DEVLET ÖL DERSE ÖLÜYORLAR!

Ama “şehit” olduklarında, kendi İnançlarına göre Cemevindeki cenaze merasimlerine devlet erkân’ı katılmıyor! Bu nasıl bir laiklik? Bu nasıl eşit vatandaşlık hukuku?

Çağdaş dünyanın kabul ettiği laiklik, bütün inançlara eşit mesafede olmak ve onların inançları doğrultusunda yaşamlarını kolaylaştırmak değil mi?

Söylemde ülkemizde de çağdaş laiklik var. Ama hiçbir dönem gerçek çağdaş laiklik olmadı.

Tıpkı demokrasi var denip, hiçbir zaman tam anlamıyla demokrasinin olmadığı gibi…

Her iktidar döneminde, kurumlar üzerindeki vesayetler el değiştiriyor. Örneğin TC kurulduğundan beri Yargıyı ele alalım. Uzun yıllar Kemalist, resmî ideoloji sisteminin vesayetinde idi. Sonra darbeler döneminde darbecilerin vesayetine, AKP iktidar destekli Fetö döneminde Fetö vesayetine, şimdi ise Tek Adam ve Parti devleti sisteminin vesayetine geçti.

Velhasılı, devletimizin çağdaş demokratik, hukukun üstün olduğu, gerçek laik bir cumhuriyete evrilmesi zamanı geldi de geçti…

Aleviler nerede ibadet ediyor ve nerede mutlu oluyorsalar bu onların en doğal hakkıdır.

Biz Sünniler de onlara saygı göstermeyi öğrenmeliyiz. Eşit olmayı kabullenmeliyiz.

Cemevleri resmî dinî kurum, ibadethane olarak kabul edilmeli. Alevilerden alınan vergilerle, Diyanet personeline maaş verilmemeli… Diyanet Devlet’in kontrolünden çıkarılarak sivilleşmeli ve özgürleşmelidir.

Diyanetin bütçesini halk karşılamalı. İslam dinine inanan bireylerden, onlara sorularak, onlardan diyanet için alınan “gönüllü din vergisi” ile finanse edilmeli. Farklı din ve mezhebe inanan bireylerden alınan vergilerle Diyanetin finansı insan haklarına aykırıdır.

Aleviler de kendi Cemevlerinin ve dedelerinin finanslarını kendileri karşılamalıdır.

Eşitlik, adalet , özgürlük, eşit yurttaşlık  Ve gerçek Laiklik böyle inşa edilebilir…