.: Hür Fikirler

Sarı Saçlı Mavi Gözlü! Serpil Koçtürk

Savaş din, ırk, yaş, etnik köken ayrımı yapıyormuş meğer; haberimiz yok.

“Bir binaya bomba düşer, askerler koşturur, sivil halktan da bir sürü insan tozun dumanın arasında enkazdan gelen çığlıklara koşarlar, belki bir can kurtulur, bir can diye canla başla betonların arasından gelen seslere yardım eli uzatırlar. Çığlıkların arasında ufak bir boşluktan bir el uzanır, yardıma gelenler eli kavrarlar “sakin ol sana yardım edeceğiz, seni kurtaracağız şimdi” derler. Kameralar o ana odaklanmış, canlı yayınla tüm dünyada bu anı yaşatmak, reytinglerine reyting kattıkları bu savaşta kazanan safta olmak için canlarını ortaya koyarlar!

Ah bu medya ne kadar da iyi ne kadar da insancıl; sanki kamera canlı ve göz kırpıyor yardıma muhtaçlara ‘bizim olduğumuz yerde herkes seninle, merak etme’ der gibi. Biraz sonra uzanan elin tozlu vücudu ortaya çıkmaya başlıyor. Evet tüm dünya bu ana kilitli, küçük bir çocuk 7- 8 yaşlarında ama kız mı erkek mi üzerindeki tozdan belli olmuyor, sanki tüm dünya bir oh çekiyor, çocuk kurtulunca tüm insanlık kutuldu sanki o an. Bir sevinç bir mutluluk gözyaşı ki sormayın gitsin. Dörtte üçü su olan dünyanın bu gözyaşı seliyle su seviyesinde bir artma oluyor! Evinde cipsini alıp  savaşı izleyen  ‘medeni’ ülkelerin insanları bir dram filminin en can alıcı, en duygulu yerinde gözlerindeki yaşı siliyor ‘aa cipsi yanlış almışım, acılı mıymış buuu’ diyerek burun kıvırarak ama büyük bir iştahla cipsi ağzına atıveriyor.

Neyse çocuk temizleniyor, tozdan kirden arınıyor el yordamıyla, aa o da ne! Bu çocuk da neyin nesi? Nasıl yani, ee kara kaşlı kara gözlü bir oğlan bu, ne işi var bunun burda! Bir anda kameralar şaşkın şaşkın çocuğa bakıyor, askerler sen de kimsin der gibi çocuğa, herkes ondan uzaklaşıyorlar, yardıma koşan halktan bazıları ‘biz bunun için mi koştuk’ der gibi birbirlerine omuz silkeliyorlar, tv karşısındaki medeni adam bir anda cips poşetini elinden fırlatıyor ve anlaşılmayan bir şekilde mırıldanıyor, tüm dünyanın keyfi kaçıyor, filmin ortasında film kopuyor yani. Çünkü çocuk kara kaşlı kara gözlü falan!”

Rusya-Ukrayna arasında cereyan eden şu anki durumda ortaya çıkan medyatik ve aslında hepimizin bildiği travmatik hadiseler ‘savaş’ tanımını ve neye/kime göre veya hangi bölgede yaşanırsa savaşın ‘insani’ olmasıyla ilgili tüm o kavramlara tekrar kafa yormamızı sağlayacak galiba. Bu hikâyeyi ‘medeni’ ülkelerin bazı tv kanallarındaki haberlere istinaden kurguladım. Bazısında  ‘burası Ukrayna, medeni bir yer’ veya ‘sarı saçlı mavi gözlü insanlara saldırıyorlar’ ya da ‘burası bir Afganistan bir Suriye değil’ haberlerini belki çoğunuz izlemişsinizdir. Yıllardır savaştan kaçan Suriyeli, Afgan mültecilerin kıyıya vuran bedenleri ya da o bölgelerde savaşın ortasında kalan milyonlarca insanın çığlığı maalesef 5 gündür devam eden işgalde bir Ukraynalının çığlığı kadar duyulmadı. Tabiî ki savaş dünyanın hiçbir yerinde asla olmasın. Ancak savaşın nerede, kime karşı yapıldığı veya savaşı başlatanın güçlü olmasının boş haklılığı(!) gibi sebeplerden kaynaklanan ayrımcılıklar insanın canını fena halde sıkıyor.

Savaş her yerde savaştır, her devirde savaş sadece insanların canını yakar. Ve en önemlisi; “insan” dünyanın neresinde olursa olsun insandır!

Mavi gözlü sarı saçlı çocukları tabii ki sevelim, koruyalım. Ama kara kaşlı kara gözlü çocukları da adil olup görmezden gelmesek olmaz mı?!

Ahmed Arif’in dediği gibi;

Nerede bir can ölse,
Oralı olur yüreğim.
Olmalı zaten.
Yoksa insan olmaz yüreğim.

 

—————————————

Serpil Koçtürk