.: Yasemin Abayhan

Sarah Connor’u korumak

Eğer siz de benim gibi 90’larda çocuk olduysanız, 2003’de Terminatör’ün Kaliforniya Valisi olduğunu zannederek dehşete kapılmış olabilirsiniz. Çocukluğun bir sanrısı olan “film kahramanları ile aktörleri birbirlerinden ayırt edememe”yi her ne kadar insan geride bıraksa da, ilk anılar insanın zihninde üstüne eklenen anılar için zemin görevini görebiliyor. Sanırım bu yüzden, 17-25 Aralık ile başlayıp 15 Temmuz ile şiddetini daha da arttıran bu süreç benim zihnimde hep Terminatör filminin oynamasına sebep oluyor.

İzleyen herkesin bildiği gibi, gelecekten geçmişe insanların ve insanlığın kurtarıcısı olan John Connor’un doğumunu engellemek görevi ile gönderilen kişidir Terminatör. Ütopya/distopya kültürünün temel ögelerinden biri olan “insan dışı yaşam formu” kavramının bu film bağlamında insanın kendisinin yarattığı ama artık durdurulamaz olan robotlar olduğu görülür. İnsanın üzerinde kontrolünün olmayacağı düzeyde teknolojinin gelişiminin devam edeceği pek çok filmde, kitapta vurgulansa da bu filmdeki kritik nokta Terminatör’ün geçmişi de şekillendirebileceğidir. Terminatör Sarah Connor’u ve oğlu John Connor’u öldürmek için görevlendirilir ve geçmişe gönderilir. Film sürecinde izleyici için çekici olan noktalardan bir tanesi insan bedenine sahip olan “robot”un insan zihnine ya da duygularına sahip olmadığının görülmesidir. Terminatör’ün canı acımaz, can acısını anlamaz, empati kurması gerekmez, çünkü o zaman idealini gerçekleştiremez.

15 Temmuz sürecinden beri bir “dinî cemaat” kisvesi altında kurulmuş olan terör örgütünün yakalanan mensuplarının davalarının görüldüğü, yurtdışında olanlarının kendilerini sosyal medya üzerinden ifade ettiği bir sürece tanık oluyoruz. Hem bir sosyal psikolog olarak bu grubun normlarını çalışıyor olduğum için, hem de o gece yaşadıklarımı hazmedemediğim için ifadeleri yakınen takip etmeye çalışıyor ve her davadaki minik “Terminatör”leri gördükçe şaşkınlık ve öfke arasında bir ruh haline bürünüyorum. Aşağıda görülen davalardan elde edilen bazı ifadelere, örgüt tarafından mağdur edilen bireylerin hikâyelerine baktığımızda sahiden aklımıza bu filmin dışında neyin gelmesi beklenebilir?

“Yakalanan askerlerden M.A.’nın, FETÖ’ya mensup subayların 15 Temmuz’da WhatsApp’ta oluşturdukları grupta yaptığı yazışmalar deşifre edilmişti.

Müslüm Kaya’nın WhatsApp’taki yazışmalardan bazıları şöyle:
– Taksim’de durum kritik
– Taksim’deki takviye Beşiktaş lojmanına gitmiş uçaklar uçuyor
– Özel harekat gelmiş Taksim’e. Hava desteği?
– Polis AKOM’a operasyon yapacakmış. Hava desteği olamaz mı Taksim ve AKOM’da durum kritik
– Taksim TRT radyoyu polis zırhlı araçları sarmış hava desteği, sürekli gaz atıyorlar. Uçak Taksim’de alçak uçuş yapsın Taksim zorda. Taksim’de askeri almışlar, Taksim radyo gaz ve çok halk var, Taksim kötü
– Uçaklar yaramış Taksim’e. Şu an sakinmiş.”
   (http://www.milliyet.com.tr/darbeci-komutanlarin-whatsapp-taki-gundem-2295389, 15.08.2016)

“Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen subay, “gizli tanık” olarak savcılığa örgüt ve kendisinin örgütün talimatıyla yaptığı eylemlere ilişkin çarpıcı ifadeler verdi….Sınava girmeden önce kendisine askeri lisede okumak isteyip istemediğinin sorulduğunu, kendisinin de teklifi kabul ettiğini ifade eden Sel, şunları anlattı:
“Teklifi yapan abi bana formları getirdi. Formları doldururken cemaate ne derece bağlı olduğumu anlamak için beni teste tabi tuttular. Abi bana ‘Hoca Efendiyi korumak için elinde bir el bombası olsa onun pimini çeker misin? Kendini hoca efendi için feda eder misin? diye sordu. Ben de evet dedim.”
(http://www.hurriyet.com.tr/fetocu-gizli-taniktan-flas-akin-ozturk-iddiasi-40283125, 20.10.2016)
“FETÖ/PDY’nin ‘abi’ ve ‘abla’ yapılanmasına yönelik operasyonda gözaltına alınan 42 kişiden 36’sı tutuklandı. Tutuklanan 27 kişide örgütün şifreli iletişim sistemi Bylock çıktığı belirtilirken, tutuklanan abi M.D’nin yapılan teknik takibinde, 15 Temmuz şehitleri için, “Hiç üzüntü duymuyorum, öldülerse öldüler bana ne” dediği öne sürüldü.” (http://www.hurriyet.com.tr/feto-abisinden-15-temmuz-sehitleri-icin-kustah-ifade-40348993, 28.01.2017)

58’inci Tugay Komutan Yardımcısı Albay Selçuk Serhat Pesek’in ise, Murat Aygün’ün emri ile birliklerin kışladan çıkışını organize ederken, her bir görevli askere verdiği talimatlar dikkat çekti. Pesek’in Ankara’ya intikal için kışladan çıkan askeri birliklere, “Polis durdurursa durmuyorsunuz, ateş etme yetkiniz var, tam dolduruşta olsun silahlar, asla durmak yok, görev yerinize gidiyorsunuz, aslanlarım gün bugündür. Önünüze kim çıkarsa vurun, anasını …… polis durdurursa kimse durmasın ve gerekirse çatışın, haydi aslanlarım” sözleri iddianamede yer aldı.(http://www.ensonhaber.com/darbeci-generallerden-kan-donduran-ifadeler-2017-01-12.html, 12.01.2017)

Türk Silahlı Kuvvetleri’nden Ayrılan ve Atılan Askeri Öğrenciler Platformu üyesi yaklaşık 2 bin genç, 15 Temmuz gecesi Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimi içinde yer alan ve yıllar önce kendilerinin de Kara Harp Okulu’ndan atılmasına veya ayrılmasına sebep olan komutanlara karşı yeni bir hukuk mücadelesi başlatma kararı aldı. 

Platform üyesi 25 yaşındaki Hakan Ekşi, 2011’de Kara Harp Okulu’na alındığı dönemde paralel yapı mensupları tarafından uğradığı baskıları ve FETÖ’ye karşı başlatacakları yeni hukuksal girişimleri AA muhabirine anlattı.

Ekşi, kendisinin de içinde bulunduğu yaklaşık 100 öğrenciye çok büyük psikolojik baskı yapıldığını iddia ederek, “Kara Harp Okulu’ndayken diğerlerinin yattığı zamanlarda biz şınav çekiyorduk, yerlerde sürünüyorduk. İnanılmaz bir psikolojik baskı vardı. Başımızdaki komutan her seferinde bize ‘dışarı gidin limon satın.’ gibi sözler sarf ediyordu. Şınav çektirilirken sırtımıza basarak söylüyorlardı bu sözleri. Devamlı ‘Buradan ayrılın yoksa sizinle daha çok uğraşacağız’ sözlerini işitiyorduk. Yemek yiyemiyorduk, su içemiyorduk. Bir yudum su bulsak dahi yetecek vaziyete gelmişti. Arkadaşımız gidip tuvaletten su doldururdu, 20 kişi bir şişe suyu paylaşmaya çalışırdık.” diye konuştu. (http://aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/feto-magduru-askeri-ogrenciler-dava-hazirliginda/613370, 22.07.2016)

Sürekli devamı çekilen Terminatör filminin sonu ile bizim yaşayacağımız son aynı mı? Bilemiyorum. Ama bunu belirleyecek şeylerden bir tanesinin o gece yaşadıklarını zihninde tutan, yaşadığı ülkeyi seven, bu ülkeye ait olanın ne olursa olsun “biz”i tanımladığını bilenlerin sayısının ve sesi olduğunu biliyorum. Çünkü bu gerçekten devam eden bir psikolojik savaş. Çünkü bu savaşta bizim sahip olduklarımızdan bazıları bizim lanetimiz de aynı zamanda. Eğer Sarah Connor’u korumak istiyorsak, sahip olduğumuz değer yargılarının, duyguların, ete kemiğe bürünmüş Terminatör misali, kullanılmamasını sağlamalıyız.

Aksi halde ne gerçekten aramızda gezen Terminatör’leri fark edebiliriz, ne de hayata devam edebiliriz.

Ayrıca bakınız...

Kemalizmlerin Çatışması

Kemalizmlerin Çatışması

2017 yılının 29 Ekim-10 Kasım sürecinde, Kemalizm bağlamında, siyasî tarihimize geçecek nitelikte gelişmelere şahit olduk. ...