.: Mehmet Ali İlkaya

Referandum ve Muhalefet

Önümüzdeki günlerde (16 Nisan 2017) yapılacak olan anayasa değişikliği halk oylamasının sonucunda pek çok siyasî sonuç çıkacak. Teklifi halkoyuna sunan Ak Parti+ MHP bloğu kadar muhalefet bloğunu da derinden etkileyecek. Özelikle “evet” sonucu muhalefetin alışılagelmiş siyaset tarzında, politikasında ve söyleminde değişim ve dönüşümü zorunlu kılacaktır.

“Türkiye’de muhalefet sorunu vardır”. Bu gerçek içinden geçtiğimiz referandum sürecinde bir kez daha gün yüzüne çıktı. Gerek süreç boyunca muhalefet (hayır bloğu)  kötü bir sınav vermesinden gerekse geleceğe dair vizyonsuzluk müzmin muhalefet sorunun devam ettiğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde referandum sonucuna göre sadece başkanlık sisteminin yani iktidarın oluşum şekli ve yasama organının yapısı değil muhalefetin de geleceği tayin edilmiş olacaktır. “Hayır” ın kazanması muhalefete moral ve güç kazandıracak ve kendi siyaset tarzı yönteminin doğru olduğu şeklinde yorumlanarak zaten kapalı oldukları değişim ve dönüşümün bilinmez bir tarihe ertelenmesine neden olacaktır. “Evet” oylarının nitelikli bir çoğunluk sağlaması ise muhalefet bloğunun değişim ve dönüşümünü hızlandıracaktır.

Referandum sürecinde muhalefet bloğu somut bir gerekçe göster(e)meden değişiklik paketini kötülemeye başladı. Paketi okunmadan ve anlamadan rastgele ezber yargılarla eleştiri hatasına düştüler. Konuyu dağıtmayı ilgi alanını değiştirmeyi denediler, akla mantığa aykırı önermelerle seçmeni korkutmaya kandırmaya çalıştılar. Ayrıca, 15 Temmuz darbe girişiminin ve halk direnişinin de “hafife” alınması, çocukça komplolara sığınılması dikkat çekmektedir. 15 Temmuz gecesi muhalefet bloğunun (CHP ve sol-sosyalist) [demokrat bir avuç kişi hariç] karnesi ortadadır. Kimisi açıktan darbeyi alkışlamış, kimisi ise sevincini içine atmış sabahı beklemiştir.  Kampanya boyunca, garnitür olarak da Suriyeli mülteciler üzerinden ırkçı ve ayrımcı mesajlar paylaştılar. Sonuçta süreç içinde bir kez daha görüldü ki Türkiye’nin ciddi bir muhalefet sorunu var. Bu muhalefet,  pirus zaferi sayılabilecek (7 Haziran 2015 gibi) başarılar dışında bir umut vaat etmemektedir. Hele referandum sonucunda “hayır”ın kazanması veya çok küçük bir farkla “evet” sonucu muhalefet sorunumuzu daha da derinleştirecektir.

Referandum sonucu, hükümet sistemindeki değişiklikle beraber, muhalefet bloğunda değişimleri sağlama imkânını sunmaktadır. Siyasi partilerin hepsi yeni hükümet modelinin şartları gereği değişime uğramak zorunda olacaktır. Başta CHP olmak üzere tüm partiler kendi konumlarını gözden geçirmek durumundadırlar. CHP gerçek bir siyasî parti olmak zorundadır, ya bunu başaracaklar ya da yok olacaklardır. CHP’nin yanında yöresinde bulunan muhalefet bloğunda da dönüşüm ve değişim kaçınılmazdır. 1930 model siyaset tarzı, politik kısırlık, yeni dünyaya yabancı bir muhalefet sürdürülemezdir. Hatta tüm sol-sosyalist siyaset bir ihtimal gerçekleri görme fırsatına sahip olacaktır. Muhalefeti besleyen teorik ve akademik çevreler başta olmak üzere siyasetçiler, politika yapıcıları buna ne kadar hazırlar bilemiyoruz ama değişim ve dönüşüm kaçınılmazdır. İdeal olarak tabanın muhalefet örgütlerini değişime zorlaması beklenir ama muhalefet tabanında böyle bir arzu gözlenmektedir.  Bu durumda iş yeniden tepedekilere düşmektedir. Muhalefet referandum sonucuna göre önemli bir fırsat yakalama durumundadır. Umarız bunu iyi değerlendirirler. 16 Nisan günü oy kullanacak seçmenler, hükümet sisteminin yanında muhalefeti de değiştirme dönüştürme imkânına sahiptirler. Hayırlısı olsun!

Ayrıca bakınız...

şiddet ve adalet

Şiddet ve adalet

Türkiye’de şiddet çok yaygın bir problemdir. Şiddet, fiziksel, psikolojik ve sözel olmak üzere üç biçimde ...