.: Buğra Kalkan

Rasyonel cehalet

Rasyonel cehalet seçmen davranışını açıklamak için kullandığımız kavramlardan biri. Her ne kadar bütün yetişkinlerin bir oy hakkı olsa da, milyonlarca oy arasında bir kişinin vereceği oy sonucu değiştirmez. Bunun karşısında kendiniz ve ülkeniz adına doğru karar verebilmeniz için siyasal konular hakkında çok geniş bir bilgi birikimine sahip olmanız gerekmektedir. Yani etkisi neredeyse sıfır olan bir faaliyet için bir hayli çaba harcamalısınız.

Seçmen Davranışları

Peki, böyle bir durumda seçmenler ne yapar? Seçmenler genellikle siyasi konularda cahil olmayı, yani bilgisiz kalmayı tercih ederler. Hatta kimisi seçim günü sandıklara gitmeyi bile tercih etmez. Yani attığınız taşın ürküttüğünüz kuşa değmeyeceğini düşündüğünüzde, cahil kalmak sizin için rasyonel bir davranış olacaktır. Avrupa’nın çoğu ülkesinde seçimlere katılım oranının düşük olmasının bir sebebi budur.

Türkiye’de seçimlere katılımın yüksekliği ve toplumun ciddi derecede politize olmuş görünmesi, rasyonel cehalet durumunun Türkiye’yi çok da etkilemediğini düşündürebilir. Ancak biraz daha yakından bakınca Türkiye’deki rasyonel cehaletin ciddi boyutlara ulaştığını da iddia edebiliriz.

Rasyonel cehaletin ilk işaretini politik grupların aşırı kutuplaşma eğiliminde görebiliriz. Türkiye’de politik tartışmanın kapsamı günden güne artarken, gruplar da o ölçüde uzlaşmadan kaçınıyor gibiler. Analitik düşünmek ve soğukkanlılıklakarşılıklı argümanları dinlemek yerine, ani duygularla öfke nöbetlerine kapılıyoruz. İnsanların sürekli olarak hayatlarının en temel meseleleri üzerine tartışmaya zorlandığı bir ülkede, argümanlarla konuşmak yerine, duygusal tepkiler vermek, şüphesiz daha rasyonel bir davranıştır. Zira karşımızdakini dinleyecek gücümüz kalmamıştır.

İkinci olarak, Türkiye’de her türlü haberciliğin seçici ve taraflı yayın politikalarının olması, cehalete olan talebin ne derece yüksek olduğunu göstermektedir. Habercilik yorumsuz bilgi aktarma faaliyetinden ziyade, tarafların kendi siyasal motivasyonlarını diri tutmalarını sağlayan bir araç haline gelmiştir. Gazete ve televizyonların amigoluk yapmasının sebebi patronlarmış gibi gösterilse de, bu tür yayınlara olan talebin yüksekliği görmezden gelinemez. Taraflı yayıncılık siyasi tartışmaların kişilere yüklediği maliyeti ciddi ölçüde azaltmakta ve hayatı kolaylaştırmaktadır.

İrrasyonel Sonuçlar

Bu siyasi tablo ilk bakışta irrasyonel görünse de, koşullar dikkate alındığında tarafların gayet rasyonel davrandığı ortaya çıkmaktadır. 2000’lerden beri Türkiye nispeten küçük siyasi meseleleri değil, büyük sistemsel değişiklikleri tartışmaktadır. Seçmenler ayrıntılara vâkıf olamasalar da, sistemsel tercihlerin kendi hayatları üzerindeki olası etkilerini tartabilmektedirler.Ancak her gün yeniden şekillenen siyasi gündeme yabancı kalmamak için partizanlaşmak ve cahilleşmek şarttır.

Ayrıca seçim sisteminin Türkiye’deki en güçlü siyasal kurum olduğu açık haline geldiğinden, seçmenler oyların kümülatif etkilerinin farkına varmışlardır. Bu yüzden seçmenler, ince eleyip sık dokuduklarından değil ama stratejik davranarak, karşı tarafın oy kullanacağı kaygısıyla sandıklara gitmektedirler.

Sonuçta bireysel rasyonel cehalet, toplamsal düzeyde irrasyonel sonuçlar doğurabilmektedir. Siyasal tartışmayı kutuplaştırarak devam ettirmek, ortak kurallar etrafında bir arada yaşama yeteneğimizi azaltmaktadır. Toplumun ezici çoğunluğunun yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğunu düşünmesine rağmen, bu konuda ortak bir çalışmaya girişilememesi bu durumun basit bir örneğidir. Maalesef, kitlelerin haricinde “okumuş-yazmışlar”ın da bu kutuplaşmanın dışında kalmak bir yana, ateşe körükle gittikleri görülmektedir.

Yeni Yüzyıl, 19.01.2016

http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/rasyonel-cehalet-986

Ayrıca bakınız...

Kartepe Zirvesi ve FETÖ’yü çözmek

Kartepe Zirvesi ve FETÖ’yü çözmek

Türkiye 15 Temmuz 2016’da sarsıntıları hâlâ devam eden müthiş bir olay yaşadı. Yargı tarafından FETÖ ...