.: Mehmet Ali İlkaya

Provokasyon Bol Kepçe

Türkiye provokasyonları bol bir ülke. Gün geçmiyor ki provakatif bir eylem olmasın… Bu tür olaylardan birisi de geçtiğimiz günlerde ODTÜ’de yaşandı.  Namaz kılmaya çalışan bir grup saldırıya uğradı. Gerekçe ise tanıdık: Provokasyon…

ODTÜ’de kendilerini “Öğrenci Kollektifi” olarak tanıtan gruplar, namaz kılmaya çalışan öğrencilere, fizikî, sözlü bir saldırı yaptı. Olay kamuoyuna yansıyınca mazeret arayışları başlandı. Hemen bu noktada bir provokasyon iddiası dillendirildi.: Yusuf Tuna Koç, öğrenciODTÜ’ye postalla girilmez, sınavla girilir. İbadethanelere müdahale ettiğimize yönelik söylem tamamen provokasyondur. Bizim istediğimiz şey dersliktir, okuma salonudur, kütüphanedir. (Birgün, 26 Aralık 2015). Bu provokasyon iddiasının yanına hemen bazı iddialar “İŞİD’i üniversitede istemiyoruz” söylemi eklendi. Provokasyon gerekçesi tutmaya başlayınca diğer üniversitelerden gelen ODTÜ’de olanları protesto eden eylemler de provokasyon olarak lanse edildi. Son olarak CHP’nin 29.12.2015 günü grup toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu “….Hemen ardından rektörler suçlanıyor, üniversite suçlanıyor. 2 bin kişilik camisi var genişlettik, 4 yıl önce de mescidi büyüttük diyorlar. Hiç kimse saldırıya uğramamıştır ancak provokasyon kurulmaya çalışılıyor. ODTÜ’lüler kendi üniversitesine sahip çıkacaktır. ODTÜ’ye tomayla askerle giremezsin ODTÜ’ye girmek istiyorsan sınavla girersin. Bileğin, gücün yetiyorsa girersin” (haber 7, 28. Aralık 2015) dedi. Özetle; bir grubun başka bir gruba yaptığı fiziki saldırının provokasyon sonucu meydana geldiği savunuldu.

Bu mantık ile hareket edersek, ODTÜ’nün hassas solcularını provoke edici pek şey olabilir. İstenmeyen bir kişinin konferansı, farklı ideoloji gruplarının bir etkinliği düzenlenmesi gibi. Milliyetçi, muhafazakâr ve liberal öğrenci kulüplerinin varlığı veya bir etkinliği onları provoke etmeye yetiyor. Böyle bir durumla karşılaşınca kırmızı görmüş boğa gibi saldırıya geçiyorlar. Sonra da “provokasyon” deyip kolayca işin içinden sıyrılmayı seçiyorlar. Yani, ODTÜ’nün solcu örgütlerini kışkırtacak bir eylem yapılmazsa çok iyi çocuklar.

Öyle mi acaba?!!

Önce temel gerekçe olan provokasyonun ontolojik anlamına bakalım. TDK sözlüğü provokasyon kelimesini yabancı kelime olarak kabul ederek Türkçe karşılık olarak “kışkırtma” kelimesini kullanıyor. Kışkırtma  1. Kışkırtmak işi, tahrik, ajitasyon. 2. Herhangi bir kişiye, gruba, kuruluşa veya devlete karşı girişilen ve onları sonradan ağır sonuçlar verecek bir karşı eylemde bulunmaya zorlayan, önceden tasarlanmış girişim, kışkırtı, provokasyon” Bu tanım gayet net, bir eylemin kışkırtma olması için kışkırtanın kışkırtılanı bir şekilde meşru müdafaaya zorlayıcı bir eylemde bulunmasıdır. Olayda namaz kılmak nasıl provovoke edici bir davranış oluyor biri bize izah etsin. Söz konusu eylemde namaz kılmaya çalışanların saldırgan grubu eyleme zorlayacak fizikî, sözel veya bir pozisyonu söz konusu değil. “Ama biz namazı, bu eylemi eda etmek isteyenleri görünce provoke oluyoruz” diyorlarsa ki öyledir o başka. Anlamak istemeyenlere ve aklımızla alay edenlere bir kez daha izah edelim. Buradaki eylem tipik bir negatif insan hakkının kullanılmasıdır. Namaz kılana, kilisede mum yakana, ya da ateizm toplantısı yapana kimse müdahale edemez. Müdahale, insan hakkı ihlâli, din özgürlüğü ihlâli ve ifade hürriyeti ihlâli olur. Böyle de olmuştur. “ODTÜ’de falan sayıda camii, filan sayıda mescit, … miktarda ibadet yeri” varmış. Bizi hiç ilgilendirmez, yapılan açık bir insan hakkı ihlâli ve pozitif hukuka göre suçtur.

Provokasyon iddiasının sonradan yanına eklenen, “sınav puanı, en iyi üniversiteler listesinde bulunma vb.” argümanların hiçbir değeri yoktur. Şahsen beni hiç ilgilendirmiyor. Ne yani bazılarının yüksek puan ile üniversiteye girmesi, onlardan düşük puan alanlar üzerinde bir tahakküm hakkı mı veriyor?  Öyle bir yaklaşım bir çeşit kölelik kast sistemi anlamını taşır, hiçbir şekilde kabul edilir değildir. ODTÜ’deki bu saldırılara açık ve fikirsel destek verenler en az saldırgan grup kadar yanlış içindedir. Bu kışkırtma bahanesini bol keseden kullanmaya devam edenler yarın öbür gün kendilerini provokasyon içinde bulabilirler. Son kez ifade edelim; saldırı insan hakkı ihlâli ve suçtur, bahaneleri olan “kışkırtma” gerekçesi ise ahlâk dışı bir çirkinliktir.