.: Murat Yılmaz

PKK, CHP’ye ortaklık teklif edebilir mi?

Bürokratik vesayetin çöküşü sonrasında ortaya çıkan yeni siyasi alan, CHP üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. CHP, bürokratik vesayet döneminin ideolojisi, ortakları ve aktörleriyle devam edemeyeceğinin farkında… Ancak yeni duruma uygun bir Yeni CHP’nin ne olacağına ilişkin bir tercih de netleşmiş değil.

CHP bürokratik vesayetin çöküşüyle normal bir siyasi parti olmayı kabul ederek, yüzünü halka dönen, yeni zümrelere, vaktiyle dışladığı aktörlere dönerek demokratik merkezi inşa edecek ana muhalefet rolünü üstlenebilir. Deniz Baykal döneminde işaretleri verilen böyle bir tercihin, Kemal Kılıçdaroğlu döneminde hayata geçeceği ve Yeni CHP’nin doğacağı umudu son altı yılda boşa çıktı.

CHP’de HİZİPLEŞME VE NİTELİKSİZLEŞME

CHP kendi içinde teşkilatını, kadrolarını, ideoloji ve programını bu istikamette yenileyemedi. Hal böyle olunca kolay oy alabileceklerini düşündüğü kesimlere yönelik sembolik ve inandırıcı olmayan açılımlar yapıldı. Mesela bir yandan çarşaflı hanımlara CHP rozeti takıldı, diğer yandan CHP’nin bazı teşkilatları çarşaf aleyhinde gösteri yapıp, çarşafları çiğneyebildi.

CHP’nin kendini yenileyememesi, bürokrasinin bıraktığı boşluğun doldurulamaması demekti. Bu boşluk, zamanla CHP’li belediyeler, mezhep dayanışması içinde olan kanat ve medyanın popüler isimleri tarafından doldurulmaya çalışıldı. CHP ve kamuoyu, bu gelişmeleri popülizm ve parti içi demokrasi olarak süslemeye çalışsa da, durumun hizipleşme olduğu kısa zamanda anlaşıldı. CHP, bu hizipleşme dalgası yüzünden bürokrasiden ve akademiden gelebilecek nitelikli kadroları da kaybetti. Son Kurultay’da ortaya çıkan parti meclisi, bu gelişmelerin somutlaşması olarak alarm zillerinin çalmasına yol açtı.

CHP’de söylem düzeyinde yenileşmenin taşıyıcı aktörü olan akademisyenlerin yer aldığı ‘Bilim Kurulu’ adeta tasfiye edildi. Nitelikli bürokratik isimler, parti vitrininden yer bulamadı. Ancak CHP’deki alarm hali, parti içi iktidar mücadelesini gündeme getireceği için, bunu örtmek üzere Kılıçdaroğlu ve parti meclisi Erdoğan karşıtlığı üzerinden siyasi gerginliği arttıracak tartışmalar başlattı. Deniz Baykal’ın eleştirileri ise, Yeni CHP’nin değil, eski CHP’nin hassasiyetlerini dile getirdiğinden, CHP’nin derdine derman olabilecek türde değildi.

CHP bu durumda terör ekseninde gelişen yeni saflaşmada, Erdoğan ve AK Parti karşıtlığı üzerinden hem devletçi eski CHP’nin hem demokratik Yeni CHP’nin taşıyamayacağı savrulmalar yaşıyor. Terörle mücadeleyi, Erdoğan’ın ve AK Parti hükümetinin siyasi tasarrufu gibi değerlendiren ve “akıttıkları kanda boğulacaklar” türünden söylemler, son tahlilde CHP’nin taşıyamayacağı söylemlerdir.

CHP SAVRULUYOR

CHP ve Kılıçdaroğlu, Erdoğan ve AK Parti karşıtlığının ötesine geçecek bir politika ve terörle mücadele perspektifi geliştiremedikleri sürece, ciddi bir meşruiyet sorununa ve parti içi tartışmaya gebe görünüyor. CHP bu haliyle Erdoğan ve AK Parti karşıtlığı şartlanmışlığı içinde, Türkiye’ye yönelik şiddet kampanyası açan örgütlere açıkça tavır al(a)mayan bir pozisyona savruluyor.

PKK / HDP hattı bu savrulmayı suistimal ederek, CHP’yi Erdoğan ve AK Parti karşısında kendileriyle ittifak kuracak bir ortak olarak takdim edebiliyor. Özgür Gündem’de Hüseyin Ali takma adıyla yazan PKK yöneticilerinden Mustafa Karasu’nun, CHP’yi, HDP/ PKK hattıyla ortaklığa çağıran 23 Şubat tarihli yazısı bu bakımdan kayda değerdir.

PKK, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki şiddeti Batıdaki sokak hareketleri ve muhalefet partileriyle destekleyerek terörle mücadeleyi zorlaştırmak ve Türkiye’nin yönetilemez olduğunu göstermek istiyor. Bu bağlamda PKK, CHP’ye herkesin görebileceği şekilde “ahlaksız” bir stratejik ortaklık teklif edebiliyor. CHP’nin bu teklifi kabul etmeyeceği açık ama bu teklife muhatap olması dahi, CHP’de kriz anlamına gelebilir.

Yeni Yüzyıl Gazetesi, 25.02.2016