.: Ahmet Uzun

Petrolün laneti mi?

ÖYLE bir memlekette yaşıyoruz ki, hem gündeme yetişebilmek zor, hem de soğukkanlı tahliller yapabilmek. Başyazarımız Atilla Yayla facebook hesabından ilginç bir mesaj paylaşmış: “Eskiden bir gazetede haftada 1 gün yazardım, gündeme yetişemezdim; sonra başka bir gazetede haftada 3 gün yazmaya başladım, gündeme yetişemedim; bugün Yeni Yüzyıl’da haftanın yedi günü yazıyorum, yine yetişemiyorum, ne memleketmiş be!”

Sayın Yayla çok haklı, burası Türkiye, burada gündeme yetişmek mümkün değil. Bunca çatışmanın ve kanlı eylemin ortasında ekonomik gündeme dair soğukkanlı tahliller yapmak da zor. Bu vesileyle, İstanbul’da birkaç gün önce turistlere yönelik canlı bomba eylemini de, IŞİD ve PKK terörünü de şiddetle kınıyorum. Bugün petrolün laneti üzerine hasbihal edelim.

İktisatçıların sıklıkla tartıştığı bir olgudur, doğal kaynakların laneti. Bazı doğal kaynakların sadece yokluğu değil, varlığı da bir derttir: sömürgeci güçlerin iştahını kabartır; ülkeyi dış saldırıların ve emperyalist emellerin açık hedefi haline getirir; kaynakların çoğunu tek bir sektöre çeker, bütün yatırımlar tek bir alanda yığılır, sonra maazallah günün birinde o sektöre kötü bir şeyler olsa, ekonomi büyük bir çöküş riskiyle karşı karşıya kalır. Bu sonuncu duruma, yani kaynakların tek bir sektöre yığılması sonucunda, o sektörün başına kötü şeyler gelmesi halinde büsbütün ekonominin krize girmesine literatürde Hollanda Hastalığı (“Dutch Disease”) adı verilmektedir. Petrol fiyatları son zamanlarda o kadar düştü ki, bazı ülkeler Hollanda hastalığına düçar olmak üzere.

Hatırlanacağı üzere küresel kriz öncesi Temmuz 2007’de ham petrolün varil fiyatı 147 doları görmüştü. Bundan yaklaşık 1 yıl önce 100 dolar civarındaydı. Zaman içinde sistematik bir şekilde fiyatlar düşmeye devam etti, bugün 33 dolara inmiş durumda. Petrol fiyatlarının bu şekilde olağanüstü düşmesini ABD’nin Rusya’yı cezalandırmak istemesiyle açıklayan komplo teorileri var; ancak biz komplo teorilerini komploculara bırakıp daha makul, arz-talep dengesizliği gibi iktisadi nedenlere bakalım. Esasen dünyada, çoğu zaman burun kıvırıp geçtiğimiz arz-talep kanunu ile açıklanamayacak çok az şey vardır.

Sebeplerden biri, genelde dünya ekonomisindeki durgunluk, özelde Çin ekonomisindeki yavaşlama nedeniyle talebin nispeten azalması. Talep azalmasının başka bir nedeni, ABD’nin kayagazı rezervlerini keşfetmesi ve petrole bağımlılığının azalması. Emtia fiyatlarının azalmasıyla dış ticaret gelirleri azalan emtia ihracatçısı ülkelerin alım gücünün azalması da talebi azaltan nedenlerden biri. Öte andan arzı artıran bir neden, ABD’nin petrol ihraç yasağını kaldırması. Bir başkası, başta Suudi Arabistan olmak üzere, belli başlı petrol üreticisi ve ithalatçısı ülkelerin petrol arzını azaltma yönündeki telkinlere aldırmayıp, petrol arzını kısmaması. Sonuçta petrol talebi azalırken arzının azalmaması arz-talep dengesini arz lehine bozduğundan, fiyatlar düşüyor.

Bu durum ise bizim gibi enerjide dışa bağımlı, petrol ithalatçısı ülkeleri sevindirirken, petrol ihracatçısı, hele bütçe gelirlerinin büyük bölümü petrolden gelen ülkeleri üzüyor. Bunların başında dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından olan Rusya, Suudi Arabistan ve İran geliyor. Bu ülkelerin döviz gelirleri azalıyor, savunma harcamalarının artması yüzünden de bütçe açıkları artıyor, döviz rezervleri eriyor. Malum her 3 ülke de Suriye krizinde ölümüne taraf durumundalar. İran Şiiler, S. Arabistan Sünniler üzerinden bölgede nüfuzunu artırma derdinde. Ancak petrol fiyatları bu seviyelerde kaldığı sürece bugünkü şahin politikalar sürdürülebilir değil; zira maliyetler dikkate alındığında pek çok ülke için petrol ihracı artık zararına satışa dönüşmüş durumda. Bu konuya bir sonraki yazıda da devam edeceğiz.

Yeni Yüzyıl, 18.01.2016

http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/petrolun-laneti-mi-971